Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Şahadet yok, serbest kaldı
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı
Otellerde bayram bereketi
Bayramda evdeyiz
Kanser olmak istemiyoruz
Kamu hizmetlerini görüştüler
Güzelyurt Kurtuluş Lisesi'nin ek sosyal tesisleri törenle hizmete girdi

YORUMLANANLAR
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [2]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [1]
Kanser olmak istemiyoruz [1]
Otellerde bayram bereketi [1]
Avcılar eyleme gidiyor [11]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [6]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [2]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [3]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [3]
Hükümet yazı görmez [7]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [3]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]



Suça, posta kutusu yaratmak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ekim 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu küçük ülkede suça meyilli, suçu alışkanlık haline getirenler var. Bunları ıslah ederek topluma kazandırma çabaları sıfırdır. Böyle bir politika, böyle bir sosyal anlayış yoktur. Tam tersi belirli isimlerin suç adresi olarak bir kenarda tutulup, gün gele bazı suçları adres etmek için bekletildiği kaygısını taşıyorum.

Pek çok toplumsal kaygıyla yasa dışılığın sıfırlanmasını inatla talep ediyorum.

 

  Toplumsal yapı içerisinde en büyük tehlikelerden biri potansiyel "suç posta kutusu" yaratılmasıdır.

  Küçük bir toplumuz.

  Her türlü kirlilik bizler için tehdittir.

  Hukuk düzenini tehdit edip, orman kanunlarına davetiye çıkaracak güvenlik açısından zayıf noktaların yaratılmasının endişeden öte derin kaygı nedeni olması çok doğaldır.

  Kuzey Kıbrıs'ta mafiyalar var demek istemem. Aslında KKTC'de, devletin varlığını ve kurumsal güvenlik yapısını tehdit edecek mafiya yapısının var olup, varlığını sürdürebileceğine de inanmam, ya da inanmak istemem.

  Kuzey Kıbrıs, urup avuçluk bir yer. Adı her ne olursa olsun güvenlikten sorumlu yapıların sahip olduğu insan kaynağı dahil olanaklar uçan kuşu boş verin, uçan sinekten haberdar olunmasına yeter.

  Böyle bir toprak parçasında faili meçhul her türlü ciddi eylem, güvenlik güçlerinin varlığına ve itibarına saldırıdır.

  Belki de işte bu saptamam nedeniyle mafiya tehlikesinin buralarda olabileceğine hiç inanmak istemedim.

  *             *            *

  Gazetecilik anlayışımın vazgeçilmezlerinden biri bilgilenmek istediğim kaynağa doğrudan ulaşmadır.

  Bir dönem cezaevini merak ettim, gittim gördüm, özellikle ciddi suçlardan mahkum olanlarla görüştüm konuştum.

  Geçtiğimiz günlerde gazetemizin mahkeme muhabirliğini yapan Erol Uysal'dan Yücel Erol'la bana görüşme fırsatı yaratmasını istedim.

  Yücel Erol, bizim basına göre "Suç makinesi"... Kamuoyuna yansıyan bilgilerin dışında, hakkında pek çok duyum almıştım.

  Erol Uysal, arayıp, "Tamamdır senle görüşmek için gazeteye gelecek" dedi. Ve Yücel Erol, Kıbrıs gazetesine bu kez benim için geldi ve karşıma oturdu.

  *            *           *

  Yücel Erol'la sohbet etme isteğimin ardında yatan neden bu gençleri yasa dışı ilişki ve davranışlara neyin ittiğini öğrenmek...

  Bıraktım kendi hikayesini anlattı. Neredeyse sözünü hiç kesmedim....

  Hakkında birçok suçlama vardı... En çok ağırına giden, yaşı reşit sınırına ulaşmamış bir kızla ilişkisi ve buna paralel "Tecavüzcü" damgasının alnına vurulmak istenmesi. Fark ettim ki, öteki suçlamaları bir biçimde göğüslemeye hazır.

  Bizim toplumsal yapımızda tehdit altında, ya da toplumsal kaos için hedef alınabilecek çok insan var ama onların korunması için ciddi bir niyet ve çaba yok. Ancak Yücel Erol, yirmi dört saat polis takibi altında. Gazeteye geldiği zaman da polis dışarıda bekliyordu.

  *           *          *

  Anlattıklarını dinledim.

  Dinlediklerimle onu masum ilan etmem.

  Zemzem suyuyla yıkanmış değil. Ancak özellikle Güzelyurt bölgesinde her türlü şiddet eyleminin hiç sorgusuz sorumlusu gösterildiği inancında.

  Benzetme yerindeyse sinekleri ilaçlayarak etkisiz hale getirmek değil, sineklere yataklık eden bataklıkların kurutulması önemlidir. Küçük dünyamızda işsiz kalan, çalışarak ekmeğini kazanıp, geleceğini güvence altına alma imkanına sahip olamayan gençleri kullanmak isteyenler her zaman var olmuştur.

  Bu eğilimi olan gençleri asla kullanmaması gerekirken kullananların olduğu da bir başka gerçek. Bu gruba giren kişilerin verdikleri görevler, bir müddet sonra bireysel amaçlı yasa dışılıkları cesaretlendirir.

  Cümlem azıcık kapalı oldu ama anlayanların mutlaka anladığından hiç kuşkum yok.

  *             *           *

  Bu satırların yazarı olarak insan haklarına aykırı hiç bir eylemi kabul edip onaylamam olası değildir. Gerçeğin su yüzüne çıkarılmasına katkı koysa bile insan haklarına aykırı yaklaşımlara şiddetle karşıyım.

  Her insanın belirli direnç duvar yüksekliği var. Acıyı, işkenceyi kaldırmak her babayiğidin harcı değil. Bu nedenledir ki yargı zor, şiddet kullanılarak elde edilen ifadenin doğruluğundan kuşku duyar.

  İşkence ile ifade almak hem insan haklarına aykırılık hem de kolaycılıktır. Doğru sonuç verme olasılığı da sınırlıdır.

  Suçsuz birine suçu adres etmek gerçek suçlunun elini kolunu sallayarak gezmesi demektir.

  Bu güne kadar pek çok işkence iddiası dinledim. Tümünde de tüylerim diken diken oldu.

  *             *            *

  Taleplerini elde etmek için şiddet kullanmayı bir yol kabul eden insanların, yollarına yasal yollardan takoz koymak şarttır.

  Bir kez kimsenin aklından haraç toplamak geçmemeli. Aklından geçirdiğini var sayalım bunun için harekete geçememeli. Harekete geçtiği zaman haraç istenen kişi buna boyun eğmemeli. Boyun eğmeyen kişi yanında, sağında, solunda arkasında devletin polis gücünü bulmalı.

  Gerçek caydırıcılık böyle olur.

  Devletin en yetkili insanlarıyla konuştum bu konuları.

  Bir vatandaş, yaşadıklarını bir mektupla devletin en yetkililerine aktarıp sonunda sormuş: "Devlet beni koruyacak mı, yoksa ben başımın çaresine bakayım mı?"

  Öz olarak bunu soran adamın mektubunu okuyan yetkililerden biri aynen şunu söyledi bana: "Bu mektubu yazan adamın başına bir şey gelirse biz ne hissedeceğiz?"

  *                *           *

  Bu küçük ülkede suça meyilli, suçu alışkanlık haline getirenler var. Bunları ıslah ederek topluma kazandırma çabaları sıfırdır. Böyle bir politika, böyle bir sosyal anlayış yoktur. Tam tersi belirli isimlerin suç adresi olarak bir kenarda tutulup, gün gele bazı suçları adres etmek için bekletildiği kaygısını taşıyorum.

  Pek çok toplumsal kaygıyla yasa dışılığın sıfırlanmasını inatla talep ediyorum.

 

  Günün sözü:

 

  Suç bataklığı, suçun kaynağıdır

   576 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Aralık 2008, Çarşamba   Siyasetin suyu ısınırken...
02 Aralık 2008, Salı   Partiler gücü oranında zarar da verir...
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5930 1.6042
1 STERLİN 2.3683 2.3860
1 EURO 2.0149 2.0290



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Siyasetin suyu ısınırken...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

YAGA, Londra'ya giderken, Londralı da ...

Ahmet Tolgay

RUHLAR MAHALLESİNDEN BİR ESİNTİ DAHA...

Bilbay Eminoğlu

İktidar değişikliğinden çok,dürüst politik...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Kamu çalışanına doktor raporu...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SEBZEDE KOLİFORM

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital