|
Büyük Kaymaklı olayı, beni saracaktı...
Kendi köyünden isteği dışında kovulmuş bir çocuğun yaşadığı hüznü yaşayacaktım...
Ve hayata ısrarla sarılacaktım...
Eğer o günkü koşullarda hayat varsaydı...
Tüm rezilliklere karşı yaşamak da meziyettir aslında...
***
Ben, kendi düzenimi kuracaktım...
Belki muzip kişiliğim, belki genetik yapımla...
Aslında, Faruk Nafiz Çamlıbel'in bir şiirini çok daha fazla sevdim...
"Han Duvarları" bir başyapıt olsa da...
***
Kendini samimiyetle anlatıyordu çünkü...
"Nenem beşyüz altına satılmış bir esirdi...
Dedem beşyüz altını sayan bir derebeyi...
Köpek kanı kurt kanı birbirine girdi...
İkisinden meydana geldi bir kurt köpeği...
İki zıt cehveri var nabzımda vuran kanın...
Biri el pençe duran, öteki durduranın...
Duygum sana taparken, düşüncem bir hayvanın...
Sırtında bir kadınla, aşar karşı tepeyi..."
***
Şair burada da durmaz...
Devam eder gider...
"Ben Nenemden muhabbet, dedemden kin almışım...
Çini bir kase gibi başkadır içim dışım...
Elini öpmek için, yalvarsa da bakışım...
Isır diye tepinir gözlerimin bebeği...
***
Büyük Kaymaklı beni etkileyecekti...
Omorfita, yani güzelliğin çağrıştırdığı köyüm gibi...
Ve insanın iliklerini donduracak bir gecede geri dönecektim...
Yani Küçük Kaymaklı'ya...
|