|
Şubat ayında doğmak, kötü bir rüya gibidir...
Kliniklerin olmadığı bir dönemde...
Veya sezeryan dalaverelerinin oynandığı günümüze inat...
İkinci Dünya Savaşı'nın ertesinde...
Keşke, "Mammu" olarak bilinen ebe yaşasaydı ve anlatsaydı...
Ve eğer kafanız, kelleniz veya nazik bir tabirle başınız büyükse...
***
Bu doğum hikayesini kendime saklayarak yola devam edelim...
Beni doğuran anam bu konuda fazla şikayetçi olmuştu da ondan...
Fazla derine girmeden ilerleyelim...
Derin dalgaları sona saklayarak...
***
İki yıl anaokulu eğitimi aldık...
Yıllar, elli yılların başı...
Çocuklarım yıllar sonra, iki sınıfı birarada okuyacaklardı...
***
Üzerimde ağır bir yük vardı...
Bense bu yükü çekmeye hüküm giymiş bir suçlu...
Oysa bir karıncayı bile incitmekten çekindim her zaman...
Bugün gözlerimin içine bakmaya cesaret eden herkes bunu görür...
***
Handikaplarla başlayan bir zamanın yolcusuydum aslında...
İlkokula başlama çağım geldiğinde, geri çevrildim...
Fadıl Efe beni kucağına aldı...
"Şubat doğumlu" dedi...
Seneyi kaybettik...
Kraliçe'nin tahta geçtiği günde dağıtılan o çay bardağını nerede görsem öfkelenirim...
Öfkelenecek o kadar şey varken...
***
Zaman bizi kıskaca alacaktı...
Ben hiç farkında olmadan yaşayacaktım...
Üstelik, hınzır ve muzur bir hayta gibi...
|