|
Bıçak sırtı gibi geçti yıllar...
Bıçağın kemiği kestiği zamanlarda...
Herkes gülüp geçti...
"Beni sokmayan yılan bin yaşasın" felsefesiyle...
Adam gibi adam olmak, o zamanda zordu bugün de...
Şükredelim ki, bizi bugün adam yerine koyan var...
***
Melyo'nun hikayesinde kalmıştık, devam edelim...
Kibrit kutusunda gelen beş lira ile hayat bulan adam...
Yalınayak bir serseri, belki de bir filozof...
Erbay beni ona benzetmişti...
"Bu aileden hiç kimse ona bu kadar benzemedi" demişti...
***
Beni dedeme benzetenler de çoğunluktaydı...
Onun adı Ali'ydi...
Benimse Mustafa...
***
Karanlık perdelerin arkasında yakaladım yaşamı...
Uzun ince bir yoldu aslında, ancak hep karanlık...
Ve, Aralık ayı daha da karanlık...
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı Aralık...
***
Çadırlarda, açlık ve soğuk havanın travmasında titreyen çocuklar...
Ve bir Kızılhaç hemşiresinin, "Bakınız titriyor" dediği zaman...
Okul avlusunda Osman Efe...
Vakur bir havada...
Sonradan onun için yazılan senaryoların hep yanlış olduğunu saptayacaktım...
Bunu ona söylemeyecektim...
Ancak, sonunda anlaşacaktık.
Siyah ve beyaz gibi...
|