Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Şahadet yok, serbest kaldı
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı
Otellerde bayram bereketi
Bayramda evdeyiz
Kanser olmak istemiyoruz
Kamu hizmetlerini görüştüler
Güzelyurt Kurtuluş Lisesi'nin ek sosyal tesisleri törenle hizmete girdi

YORUMLANANLAR
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [2]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [1]
Kanser olmak istemiyoruz [1]
Otellerde bayram bereketi [1]
Avcılar eyleme gidiyor [11]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [6]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [2]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [3]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [3]
Hükümet yazı görmez [7]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [3]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]



ANDIÇLAR, KARA LİSTELER NE İŞE YARAR?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ahmet Altan’ın gazetesi “Taraf”ı okuyor musunuz?

   Tarzı farklı bir gazete, yazdıkları da gündem yaratıyor.

   Gazetenin, özellikle Genelkurmay Başkanlığı’nın “Andıç” listesi ile ilgili verdiği yeni bilgiler, kamuoyunda oldukça tartışıldı.

   Bildiğiniz gibi “Andıç”, TSK’nın kendi ifadesiyle; “ABD ve AB’nin kendi amaçlarına uygun olarak yönlendirdiği sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri hakkında bilgi vermek ve bu kapsamda alınabilecek karşı tedbirler hakkında onay almak maksadıyla” hazırlanmış bir kara listedir.

   Biraz geriye dönerseniz, o günlerde Türkiye basınını takip etmişseniz ya da son günlerde “Taraf” gazetesini okumuşsanız bileceğiniz gibi “Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nın 2006 yılı Mart ayında yayımladığı ‘Andıç’ başlıklı belgede sivil toplum örgütleri fişlenmişti.”

   Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nın 2006 yılı Mart ayında yayımladığı “Andıç” başlıklı belgeyle Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri tek tek sıralanıp, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den, işadamı Rahmi Koç’a, Sabancı ailesinden, Eczacıbaşılara, Can Paker’den Oktay Ekşi’ye, TÜSİAD’dan TESEV’e kamuoyunca bilinen birçok isim ve derneğin fişlendiği ortaya çıkmıştı.

   Hatta listede Kıbrıs’tan da sivil toplum örgütü temsilcileri ve gazeteciler de vardı.

   Yani ünlü işadamı Rahmi Koç’u ve sanatçı Sezen Aksu’yu bile andıçlayan Genelkurmay’ın listesinde, Bülent Eczacıbaşı ve Kemal Derviş gibi isimler yer alırken, TOBB, TÜSİAD; Adalet, Dışişleri ve Eğitim bakanlıkları, TESEV, Arı hareketi, Sabancı Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Liberal Düşünce Topluluğu, KADER, KAMER, SODEV, ENKA okulları, Umut Vakfı, Robert Koleji, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı gibi, vakıf ve sivil toplum örgütleri var.

   “Andıç”, Türkiye’de faaliyet gösteren yerli ve yabancı sivil toplum örgütlerinin, hangi yabancı vakıf ya da kurum tarafından desteklendiğini belgeliyormuş.

   Şimdi bu kısa hatırlatmadan sonra gelelim esas bu yazıyı neden kaleme aldığıma.

   Bu “Andıç” listeleri ortaya çıktığında, kendilerine “milliyetçi-vatansever” payesi veren Türkiye ve Kıbrıs’taki çevreler, kara listedeki bu sivil toplum örgütlerine ve buralardaki kişilere saldırıya geçmişti. 

   Söylemediklerini bırakmadılar, andıçtakilerin ne hainlikleri kaldı ne de satılmışlıkları.

   Neymiş, ABD ve AB fonlarından yararlanan bu kesimler ülkeyi bölme faaliyetindeymiş.

   Ancak, “Taraf” gazetesi bir gerçeği daha ortaya çıkararak, haber yaptı.

   Haber de şuydu: “Türk Silahlı Kuvvetleri de AB fonundan 13 milyon Euro aldı.”

   Kötü bir amaç için kullanılmamış para, hatta çok yararlı bir iş olan “Mehmetçik İçin Yurttaşlık Eğitimi” için alınmış.

   Sosyal yardım amaçlı, proje hazırlanmış, AB’ye sunulmuş ve para da çıkmış, kullanılmış.

   Taraf’ın iddiasına göre TSK, ABD ve AB’den karşılıksız hibe desteği de alıyor.

   TSK, “Taraf”ın “13 milyon Euro” haberini yalanlamadı.

   Yalanlamadığına göre, demek ki gerçektir.

   Hade bakalım şimdi, başkaları AB’den para alınca hain satılmış oluyor da TSK alınca ne oluyor?

   “Andıç” çıktığında ellerini ovuşturan, andıç listesini yere göre sığdıramayan o milliyetçi kesimler, bu habere ne diyecek bakalım şimdi?

   Kendisi de ABD’den AB’den yardım alan TSK, zaten yardım aldığını saklamayan, bu konuda açıklamalar da yapan bu kesimleri neden kara listesine alıyor?

   Ben ABD, AB fonlarından para alanların avukatı değilim, herkes ne yapacağını kendisi bilir, çok yararlı işler için de alanlar olduğunu görüyoruz, zaman zaman kitabına uydurulup, içinde bulunan kişilerin bu paraları istismar ettiğini de...

   Konu bu değil; konu illa ki vatan haini yaratma edebiyatıdır...

   Konu kendisi yaparken suç olmuyor da başkası yaparken işin vatan hainliğine dönüşmesi meselesidir.

   Konu, andıç ilk ortaya çıktığında aslan kesilenlerin, TSK’nın da AB’den para aldığı haberi karşısındaki suskunluğudur...

   İyi ki “Taraf” gibi cesur gazeteler var da bazı gerçekler artık saklı kalmıyor.

   Belki bu haberden sonra “vatan hainliği” ifadesinin ne kadar ucuz kullanıldığı kavranmış olur, belki artık kendi insanını kamplara ayırma, hor görme alışkanlığından kurtulmuş olur insanlar.

   Vatanseverlik insanın dilinde değil, içinde olur, eyleminde olur...

   Seninle aynı görüşte olmayan insanları illa ki hain ilan edemezsin, illa ki yüzde yüz seninle aynı şekilde düşünmeye zorlayamazsın...

   Bilesin ki o kara listeye aldığın adamlar da en az senin kadar ülkesini sevmektedir, senin söylemin ve senin eyleminle olmasa da sevmektedir, önemli olan farklılıklara saygı gösterebilmektir, inanın o zaman daha huzurlu ortamlarda, hepimiz daha mutlu oluruz.

   Kara listeler, kara tablolar yaratır, kara listeler mutsuz ve birbirine düşman insanlar yaratmaktan başka işe yaramaz. 

 

 

***************

 

“KIBRISLI 1050 YTL’Yİ BEĞENMEDİ,

K-PET’E BOMBACI TÜRKİYE’DEN GİTTİ”

 

   Hürriyet gazetesi başta olmak üzere Türkiye’deki birkaç gazetede ve internet ortamında bir haber; “Kıbrıslı 1050 YTL’yi beğenmedi, K-Pet’e bombacı bizden gitti”.

   Haber, Petrol Ofisi’nin yüzde 52’sine sahip olduğu Kıbrıs Türk Petrolleri’nin (K-Pet) 84 bayisinde çalışacak elemanların Türkiye’den geldiğini anlatıyor.

   Şu ifadelere yer veriyor Hürriyet gazetesi muhabiri:

   “Kıbrıs’ta hayat standartlarının yüksek olması nedeni ile 1050 YTL asgari ücreti az bulan Kıbrıslılar, benzin istasyonlarında çalışmak istemiyor. Asgari ücretin 580 YTL olduğu Türkiye’den bu yüzden çalışmak için adaya çok sayıda Türk gidiyor. K-Pet’in 84 istasyonunda çalışan 350 kişinin, 340’ını ada dışından gelen Türkler oluşturuyor. Kıbrıslı çalışan sayısı ise sadece 10 kişi.”

   Haberin özeti bu...

   Hatta K-Pet Genel Müdürü Cem Arat, konaklama, beslenme ve sosyal haklarla bu rakamın daha da arttığını söylüyor.

   Şimdi “ne var bunda” dediğinizi duyar gibiyim.

   “Ne yani, benzin istasyonlarındaki kişilerin Türkiye’den gelen işçiler olduğunu bilmiyor musun?” diyorsunuzdur.

   “Artık Kuzey Kıbrıs’ta bu gibi işleri Kıbrıslı Türklerin yapmadığını bilmiyor musun?” da diyebilirsiniz.

   Biliyorum, biliyorum da şimdi burada dikkat çekmek istediğim birkaç konu var.

   Şimdi bu haberi okuyan Türkiye insanı yanılabilir...

   Birincisi; Türk halkı, haberde de belirtildiği gibi Kuzey Kıbrıs’ta hayat standardının gerçekten çok yüksek olduğu izlenimine kapılabilir...

   İkincisi; Kıbrıslı Türkleri sosyetik, iş beğenmeyen, “1050 YTL gibi büyük!!” parayı beğenmeyen kibirli insanlar olarak görebilirler.

   Üçüncüsü; bu haber, Türkiye’deki işsiz insanların “Kıbrıs, taşı toprağı altın memleket” yanılgısının sürmesine neden olabilir.

   Halbuki bu haber, aslında başka gerçeklere dikkat çekiyor dolaylı olarak.

   Bu haber, isminde Kıbrıs olan, hisselerinin yarısı dahi olsa bu ülkeye ait olan bir şirketin, ülke insanına arzulanan oranda istihdam sağlayamadığı gerçeğini ortaya koyuyor.

   Bu haber aslında “Kuzey Kıbrıs gerçeğini” gözler önüne seriyor.

   Kıbrıslı Türkler, sosyetik olmuş, kibirlenmiş falan değil, çünkü bu işleri Güney Kıbrıs’ta yapıyorlar.

   Peki bu işleri Güney Kıbrıs’ta yaparken, Rumları çok sevdiğinden mi güneyde çalışıyor?

   Bu yönde suçlamalar yapılıyor, “düşmanının yanında nasıl işçi olursun” gibisinden laflar ediliyor Kıbrıslı Türklere sıkça.

   Nasıl ki Türkiye’de benzin istasyonlarında pompacılık 580 YTL’ye karın doyurmuyorsa, 1050 YTL de Kuzey Kıbrıs’ta karın doyurmuyor, Güney Kıbrıs’ta daha fazla para verdikleri için orada çalışmaya gidiyor insanlarımız.

   Bu ülkenin şartlarına göre 1050 YTL iyi bir para değildir, hatta Türkiye’deki asgari ücret olan 580 YTL’den bile daha değersizdir, çünkü Türkiye’de yiyecek ve giyim Kıbrıs’tan çok daha ucuzdur.

   Meyveleri, sebzeleri, yiyecekleri Türkiye’dekinden beş misli, sekiz misli, 10 misli daha pahalıya satın alıyor burada insanlar, Kuzey Kıbrıs, Türkiye’ye oranla çok daha pahalı bir ülkedir.

   Türkiye’den buraya çalışmaya gelenler bu paraya katlanıyor, çünkü kalabalık halde ev kiralayıp kalıyorlar, çalışmaya geldikleri için zor şartlara katlanıyor, yemiyor, içmiyor, gezmiyor, para biriktiriyorlar, aksi halde onlara da bu para yeterli olmaz.  

   Bu haberi okuyan Türkiye’de yaşayan insanlar aldanmasın, Kuzey Kıbrıs’ın taşı toprağı altın değil.   

   Belki ülkemizin gerçeği bu ama görkemli bir basın toplantısında ortaya çıkan K-Pet’in 84 istasyonunda çalışan 350 kişiden, 340’ının Türkiye’den geldiği gerçeği ne acı değil mi?

   Gerçi ben tüm istasyonlarda pompacıların 1050 YTL aldığına da inanmıyorum, çok düşük fiyatlara çalışanlar olduğu kulağımıza geliyor ya, neyse!

 

 

***********

 

KELİN İLACI OLSA KENDİ BAŞINA SÜRER...

 

   Hatırlayacaksınız, geçen hafta Gine Cumhuriyeti Ekonomi ve Maliye Bakanı Ousmane Dore, Kuzey Kıbrıs’a gelmişti.

   Konuğumuz Dore, mühim de bir laf etmişti. Demişti ki Dore; “Gine halkının sürdürülebilir kalkınmayı yakalaması için KKTC’nin katkısını bekliyoruz.”

   Güler misin ağlar mısın, parasızlıktan rak rak eden, iki kuruş para için girmediği kılık kalmayan, KDV iadelerini bile ödeyemeyen bir ülke, Gine’yi kalkındıracakmış.

   Vay yavrum vay, kelin ilacı olsa kendi başına sürer be Dore kardeş!

   674 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Aralık 2008, Çarşamba   KAYBETMEK
02 Aralık 2008, Salı   BOZULDUK... ÇOK BOZULDUK
30 Kasım 2008, Pazar   GÜLÜN DİKENİ FAZLA BATARSA!
29 Kasım 2008, Cumartesi   YAPMA BE BAŞKAN!
28 Kasım 2008, Cuma   ESKİ UBP'Yİ ANIMSAR MISINIZ?
25 Kasım 2008, Salı   CEZAEVİ ÇALIŞANLARINDAN ÖZKAN MURAT'A AÇIK MEKTUP
24 Kasım 2008, Pazartesi   GİRNE'NİN DERDİ; VAKIFLAR, ELERKTRİK KURUMU VE ESKİ ESERLER DAİRESİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN
21 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK ÇOCUKTUR, IRKI MI OLUR ÇOCUĞUN?
20 Kasım 2008, Perşembe   SABIKALI LİDERLER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5930 1.6042
1 STERLİN 2.3683 2.3860
1 EURO 2.0149 2.0290



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Siyasetin suyu ısınırken...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

YAGA, Londra'ya giderken, Londralı da ...

Ahmet Tolgay

RUHLAR MAHALLESİNDEN BİR ESİNTİ DAHA...

Bilbay Eminoğlu

İktidar değişikliğinden çok,dürüst politik...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Kamu çalışanına doktor raporu...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SEBZEDE KOLİFORM

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital