|
Kaner Group of Companies'in KADEM'e yaptırdığı ve KTTO ile birlikte sonuçlarını geçtiğimiz gün kamuoyuyla paylaştığı "Güney Kıbrıs'tan Alış-Veriş Alışkanlıkları " isimli anket çalışması oldukça önemli verilere ve ipuçlarına sahip.
Daha evvel Güney ile ticaret ve ekonomik ilişkiler konusunda ortaya koyduğum birçok tahmin ve değerlendirmenin KADEM'in anket sonuçları ile önemli ölçüde örtüşmesi; hatta kabaca yılda 250 milyon USD Güney'de alış-veriş yapıyoruz diye dillendirdiğim tahminin de, anket sonuçlarında çıkması gururumu cilaladı doğrusu.
Artık bu saatten sonra önemli olan, bilimsel bir çalışma ile ölçüp bulduğumuz bu sonuçları, hem özel sektörün, hem de hükümetin kullanmasıdır. Anket sonuçları bize bu konuda yapılması gerekenleri, "öncelik ve önem sırasına göre" veriyor.
951 kişiye yapılan anket sonuçlarına göre, Güney'de alış-veriş yapılmasının en önemli faktörleri sırasıyla "kaliteli ürün (%76,8), ürün çeşitliliği (%76), daha ucuz ürün bulunması (% 75,2) ve bir çok ürünün aynı mekanda bulunması, alternatif ürünlerin bulunması ve geniş park yerlerinin bulunmasıdır."
Bütün bu rehber sonuçlar, bize ne tür politikaları hayata geçirmemiz gerektiğini gösteriyor. Bir kere anket sonuçları ile artık kesin olarak öğrendik ki, "tüketici güveni, halk sağlığı, gıda güvenliği, ürün standartları, satış sonrası hizmetler, tüketici hakları, alış-veriş ortamının konforu, marka, kalite, park yeri, büyük alış-veriş merkezlerindeki eğlence, restoran ve sosyal mekanların cazibesi gibi" konular fiyattan daha önce geliyor ve bu konuda özel ve kamu bağlamında icraat yapmamız ve politika yapıcı olmamız gerekiyor.
Uzun süre kapalı bir ortamda ve küçük ölçekte yaşayan bir toplumun zenginleşmesine paralel böylesi yeni taleplerinin olması doğaldır. Şimdi yapmamız gereken, büyük alış-veriş merkezlerinin oluşması için Kuzey'de yerli ve yabancı yatırımcılara fırsat eşitliği yaratarak, bu tür mekanların oluşmasında önemli olan rasyonel "imar koşulları ve gerekirse mali motivasyonlar "yaratmaktır.
Buna paralel, vargücümüzle "tükeci güveni, halk sağlığı ve gıda güvenliği" gibi konuları hem yasal hem de pratikte de etkili bir şekilde hayata geçirmemiz gerekir. Hatta bu konu Güney ile ticarette bana göre bizim en büyük dezavantajımızdır. Bu konuda medyaya, iş dünyasına ve tüketici derneklerine de önemli görev düşüyor.
Anket sonuçlarının kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda da söylediğim gibi, "Kuzey'deki fiyatların iyileştirilmesi ile ilgili", önerilen sair birçok önlemin yanında, mutlaka Mağusa limanındaki yerel ambargolarımızla ve gümrük uyum maliyetlerimizle de ilgilenmeliyiz.
Yani, malın limana ulaşmasından sonra depoya gidene kadar oluşan maliyetlere de bakmalıyız. Çünkü, DAÜ'de Prof. Jenkins'in bu konuda yaptığı bilimsel çalışmada, Mağusa limanında kendi kendimize koyduğumuz maliyetlerin, izolasyonlardan dolayı taşımacılıkta yüklendiğimiz ilave yüklerden daha fazla olduğunu gördük.
Çalışma saatleri ile ilgili anket sonuçları
Ankette tüketicilere büyük alış-veriş mekanlarını ziyaret konusundaki saat tercihleri de sorulmuş ve hafta içinde en yoğun "17:00-21:00" arasında; hafta sonları da "15:00-19:00"saatleri arasında cevap alınmıştır.
Sanırım, bu sonuçlardan sonra, yaz mesaisi, pazar günleri ve büyük mağazaların çalışma saatleri ile ilgili yapılması düşünülen değişiklikleri yeniden akıl yoluyla gözden geçirmekte fayda var.
Bir de, kamuoyunda bu konuyla ilgili yapılan tartışmaları takip ettiğimde, "çalışma saatleri" ile ilgili yapılması düşünülen değişiklik, sanki küçük ölçekli esnaf ve zanatkarı korumak ve geliştirmek için kullanılacak tek ve en rasyonel regülasyonmuş gibi sunuluyor.
Halbuki çalışma saatlerini düzenleyerek küçük esnafı korumak tek başına etkili ve rasyonel bir standart değildir, bilahare sapmalara da neden olabilir. Çalışma saatleri ile ilgili düzenleme, ancak bu amaçla alınacak mikro ve makro tedbirlerin yanında tamamlayıcı nitelikte bir regülasyon olur.
Son tahlilde, çalışma saatleri ile ilgili yapılması düşünülen düzenlemelerin, mutlaka anketteki sonuçlara, ülke şartlarına, bölgesel ve global rekabete göre rasyonel ve makul olması gerekir. Unutmayın, ekonomiyi ilgilendiren her karar da esas olan "tüketici refahını artırmaktır".
|