|
Okul mecburiyetten gelen-gönderilen bazı öğrencilerin gayesi, öğretmenlerini rahatsız, arkadaşlarını sinir etmekten başka nedir ki! Ceza almayan suçlu, yanlış davranışlarına şiddetini artırarak devam eder. Etki tepki meselesi. Öğrenci karşısında aciz kaldığını hisseden öğretmen artık sınıfa giren öğretmen psikolojisinden çıkıp; cepheye koşan asker ruh haline bürünür. İşte günümüz öğretmenleri benzer durumlar içinde. Öğrencileri tarafından adeta düşman ilan edilen öğretmenin öğretme şevkini kaybetmesi mesleğinden soğumasına sebep olmaktadır.
İdeal öğrencinin öncelikle hedefi belli olmalı. Huzurlu bir aile ortamında yetişmeli. Dengeli beslenebilmeli. Sosyo-kültürel çevresi sağlam olmalı. İdeal bir öğrenci manevi değerlerine bağlı, çalışmayı, üretmeyi amaç haline getirmiş, vatanını milletini seven, topluma faydalı bir öğrenci olmalıdır. Bütün bu şartlar; öğrenciyi eğitime hazır hale getirir. Aslında her şeyden önce ideal ortam sağlanmalı. Zira ergenlik dönemindeki bir çocuğun iyi ya da kötü olmasındaki en büyük pay çevrenindir. Neticede öğrenci çocuktur. Onu yetiştirip, yönlendirmek biz yetişkinlerin elinde.
Gün geçtikçe sorunların artacağı dünyamızda marifet, problem tablosuyla halkı baş başa bırakıp kaçmak değil. Sıkıntıları işaret edip, nedenlerini anlatmak ve en mühimi, çözüm yolları sunmaktır: hakikate vefalı bir aydına yakışan.
Her sahada olduğu gibi eğitim sisteminde de sayısız bozukluk var. Pembe balon içinde ütopik hayaller kurup; medrese sistemine hasret duymaktan daha somut işler yapılmalı. Teknoloji kullanma yaşının üçe indiği bir dünyada; yapılması gereken; doğruyla yanlışın mukayeseli anlatımı. Ve anlatıcıların (öğretmenlerin) iyi örnek olmaları. Ebeveynler en ufak ikazda öğretmenin yakasına yapışmamalı. Öğretmene saygısızlığın ne kadar aşağılıkça bir davranış biçimi olduğu anlatılmalı. Ve de idare-öğretmen-veli işbirliği yapabilmeli.
İşte o zaman okullardaki huzursuzlukların önüne geçilebilir.
(Anadolu - ÇINAR)
|