|
Değerli okurlarım, daha önceki konumuzda "prostat kanserinin oluşumunda risk faktörleri" ile ilgili bilgileri sizlere aktarmaya çalışmıştım. Geçmiş konunun özetini yapmak gerekirse, diğer kanser türlerinde olduğu gibi prostat kanserinin oluşumunda rol oynayan kesin nedenler tam olarak bilinmemekle birlikte, hormonların, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı ve bazı etmenlerin hastalığın ortaya çıkma riskini önemli derecede artırdığı gösterilmiştir. Bu risk faktörlerinin içerisinde yaş, ırk ve coğrafi faktörler, hormonlar, ailede (baba, erkek kardeş ve birinci derecede erkek akrabalar) prostat kanseri hikâyesi olması yani aile öyküsü, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzları gibi faktörlerin yer aldığı bildirilmektedir. Geçmiş haftanın kısaca bir özetini yaptıktan sonra, bugünkü konu içeriğinde ise sizlere, "prostat kanserinin önemli belirtileri"nden bahsedeceğim.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de erkekler arasında en sıklıkla görülen bir kanser türü olan prostat kanseri, erken tanısı ve erken tanındığı takdirde tedavi ve sağlıklı yaşam şansı yüksek olan bir hastalıktır. Bu nedenle, prostat kanserinin tam olarak tedavisi, hastalığın ancak erken dönemde tespit edilmesi ve uygun biçimde tedavi edilmesi ile mümkün olabilmektedir.
Kanser hastalığı, tüm vücudun bir hastalığı olup, köken aldığı doku ve organlara göre belirti ve bulguları farklılıklar göstermektedir. Bu bakımdan prostatın yapısını oluşturan hücrelerden köken alan prostat kanserinin belirtileri de diğer organ kanserlerine göre farklılıklar göstererek kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır.
Prostat bezi, erkeklerde idrar kesesinin altında bulunan bir bez olup, 40 yaşından itibaren büyümeye başlamaktadır. Erkeklerin birçoğunda prostat bezinin büyümesi bir problem yaratmazken, bazı erkeklerde prostat büyümesi idrar yoluna baskı yaptığı için idrar yaparken zorluk çekilmesi ile ilgili sıkıntılar yaratabilmektedir. Bu zorluklar dışında ayrıca gece idrara çıkma ve sık sık idrar yapma isteği, idrar akışının geçmişe göre yavaşlaması, idrar yapabilmek için zorlanma gerekliliği, idrarda kan görülmesi ve idrarın belli bir kısmı atıldıktan sonra bile halen daha idrarın damla damla gelmesi gibi şikayetler de yer almaktadır. Bu şikayetler dışında ayrıca, kişi idrarını yaptıktan sonra idrar kesesinin tamamen boşalmamış olduğu hissine kapılması gibi sıkıntılı durumlar da bulunmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz belirtiler birçok kişide prostat büyümesine bağlı olarak görülebilse de bu şikayetler bazen prostat kanserinin de habercisi olabilmektedir.
Prostat kanseri genellikle çok yavaş geliştiği için erken dönemde ve yıllarca hiçbir belirti ve bulgu vermeyebilir. Buna bağlı olarak kişinin hiçbir şikayeti de olmayabilir. Bu nedenlerden dolayı, erken tanı hastalıkla mücadelede çok önemli bir yer tutmaktadır. Erken tanısı mümkün olabilen bir kanser türü olan ve erken dönemde hastalıkla ilgili herhangi bir belirti vermeyen prostat kanserini erken tespit edebilmek için özellikle 40 yaş ve üzeri erkeklerin tarama programlarına katılmaları ve düzenli olarak doktor kontrollerinden geçmeleri gerekmektedir.
Değerli okurlarım, gelecek haftaki konumuzda "prostat kanserinden korunma ve hastalığın erken teşhisinde kullanılan erken tanı yöntemleri"nden bahsedeceğim.
Gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sorularınız için elektronik posta adresim : caglar@kktc.net
|