Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Korkunç trafik kazası: 2 yaralı
Taşkın serbest, diğerleri cezaevinde
Yine Afrikalı bu kez hepatitli
Yangın büyüdü
Yine Ercan, yine uyuşturucu
Liderler umut verdi
Yeni santral ünitesi Teknecik'e taşındı
UBP'nin yeni yüzlere ihtiyacı var
Soyguncuya 5 yıl hapislik
Görüşmelerin makul bir sürede tamamlanması önemli

YORUMLANANLAR
Büyük sınav [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [1]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [1]
Bu kez Girne zehirlendi [2]
13. maaş ve emeklilik ikramiyesinin budanacağı iddiaları cinayettir [1]
Defne öykü yazma yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi [1]
YDÜ Tıp Fakültesi törenle eğitime başladı [4]
Bankalarımız güçlü [1]
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak [1]
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı [5]
Annesini dövdü, tutuklandı [4]
Mecbure Esen kurtarılamadı [4]
Talat değişmezse çözüm bulamayacağız [1]
KKTC'de "ozon"lu tedavi başlıyor [2]



BABA ve PİÇ'DEN AKP'YE

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Elif Şafak'ın o çok tartışmalı kitabı "Baba ve Piç"i okuyorum.

Geçen yıl, Türklüğe hakaret ettiği gerekçesiyle, hakkında açılan davayla, günlerce gündemden düşmediği zamanlarda, bir türlü fırsat bulup okuyamadığım kitap, bugünlerde elimde.

Türk-Ermeni sorununa, içsel bir bakış yaratmaya çalışan, bir kitap "Baba ve Piç".

Sadece milliyetçi ideolojilere bir eleştiri değil, aynı zamanda, cinsiyetçi ideolojilere de eleştirel bir bakış açısı getiren, zeki kurgusuyla, okuyucuyu sürükleyen bir kitap.

Tabii, bana göre Türklüğe de hakaret etmiyor.

Elif Şafak, aslında, benim okuyucu olarak, yeni keşfettiğim, ama kullandığı dilde ve kurgudaki zekayla okuyucuyu kolaylıkla kendisine hayran bırakan özel yazarlardan biri.

Özellikle son kitabı, "Siyah Süt"te, bu yönünü, daha akıcı bir şekilde ön plana çıkarıyor. Henüz okumamışsanız, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

90 yıllık hayat yolu İstanbul'da düğümlenen, Türk Kazancı ailesi ile Ermeni Çakmacıyan ailesinin yaşadıklarından çizdiği modern Türkiye'yi anlatan Şafak'ı okurken, geçen yıl yapılan bütün o tartışmaları düşünüyorum.

"Ermeni soykırımı var" dedi mi, demedi mi ve "Türkülüğe nasıl hakaret etti" kavgaları, toz duman devam ediyordu.

Yine tam da o günlerde, Nobel'e aday Orhan Pamuk'un, yine Ermeni soykırımı ile ilgili sözleri ve haklarındaki davalar.

Davalardan öte, sokakta toplanan insanların linç istekleri.

N'oldu?

Elif Şafak davası da Orhan Pamuk davası da düştü.

Pamuk, Nobel'i kazanan ilk Türk yazar oldu.

Ama vatan haini ilan edilmişti ya bir kere, devletin zirvesi dahil, herkes bir dudağı bükük karşıladı bu başarıyı.

Futbol karşılaşmalarını milli gurur meselesi yapan Türkiye, "bunlar hep gavur oyunu, danışıklı dövüş" demeye getirerek yaşadı, o günleri.

Sonra Dink cinayeti.

Pamuk'un, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle ülkesinden kaçmak zorunda kalması.

Bugün ise, Ergenekon şifreleri ve Pamuk'a düzenlenecek olası suikast girişimleri, bir Nobel'den geriye kalanlar.

Bir de herkeste derin bir sessizlik.

Türkiye hala 301'i gündeme alabilmiş değil.

Görünüşe bakılırsa, daha bir süre de alacağa benzemiyor.

Şimdi, ben o davalı günlerin ardından bir yıl sonra, Elif Şafak'ı okurken, bu kez, AKP'ye kapatma davası açılıyor.

Gerekçe, laikliğe aykırı fiillerin odağı olmak.

Dün, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Sabah gazetesine verdiği röportajında, meslek hayatındaki 18 yılda, 15'e yakın siyasi parti kapatma davası gördüğünü, bunların sadece 2'sinin açık kaldığını hatırlattı.

Neredeyse her yıla bir siyasi parti kapatma davası!

Demokrasi savunucuları, ciddi bir ikilem yaşıyor bugünlerde, Türkiye'de.

Acaba kimin demokrasisi daha iyi, kimse kestiremiyor bir türlü.

Baykal, "DTP'ye kapatma davası açıldığında yargıyı övenler, sıra kendilerine geldiğinde, görüşleri değişiyor" diyor.

Aslında bu tek cümle, bugün, Türkiye'nin yaşadıklarının en yalın özeti.

Tencere dibin kara seninki benden kara yarışında herkes.

Acaba kimin demokrasisi daha iyi?

Demokrasi bir bütündür ve yaşamın her alanında, her koşulda, yaşanıp algılanması gereken bir olgudur.

301'inde de AKP davasında da DTP davasında da.

Yakın geçmişinde, darbeler yaşayan, acılarını, cinayetlerini ve ölümlerini hala saramayan Türkiye, bugün, yirmi birinci yüzyılda, hala demokrasinin nereye kadar ne olduğunu, özel duraklar üzerinden tartışmaya devam ediyor.

Erdoğan'ın demokrasisi ile Baykal'ınki tutmuyor bir türlü.

İkisinin özgürlükleri birbirini tamamlamıyor.

Türkiye hala demokrasiyi içselleştirememiş ve sığ tartışmalarının kurbanı.

Bazen ne tartıştığınız yanında, nasıl tartıştığınız da sizi ele verir.

Türkiye ne tartıştığı yanında, nasıl tartıştığı ile de sınıfta kalıyor, kendi ayağına dolanıyor.

Şimdi, önümüzde aylar sürecek bir kısır tartışma var.

Dünya piyasalarında yaşanan ekonomik krizin, en fazla Türkiye'yi vurduğu tespitinde bulunuyor, uzmanlar.

Bu kriz ortamında ve kısır kavgaların gürültüsünde acaba daha neler yaşanır?

Böyle bir Türkiye'nin Başbakanı, sokaklarda aç ve çıplak yatan çocukları görmezden gelerek, "bunlar bizi yok etmek istiyor" diyerek, herkese yine 3 çocuk tavsiyesinde bulunabilir.

Çoğalarak güçlü olmak ve gelişmemiş ülke saplantısında kavgaya tutuşmak.

Böyle bir Türkiye'nin muhalefeti, "biz de bu işlerin acısını biliyoruz, ama, Onlar da çok olmuştu" diyerek, kendi kimliğine bir kez daha ters düşebilir.

Diyanet, feminizmi yine fahişelikle eşdeğer tutar.

Diyanet İşleri Başkanlığı'na göre, "feminizm hareketine kapılan kadın, kayıtsız şartsız özgürlük düşüncesiyle, aile için vazgeçilmez kural ve değerleri yıkıyor".

Feminizm kadını fahişe yapıyor!

Böyle bir Türkiye kavgasında, önümüzdeki günler daha nelere gebe, hep birlikte göreceğiz.

Daha da acısı, sadece görmekle kalmayıp, siyasi krizlerin yansımalarını biz de yaşayacağız.

   699 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital