Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

FENER MAÇINDA CHELSEA'Lİ OLMAK

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir Fenerbahçe Chelsea maçı ile ilgili yaratılan gündemi ilgiyle takip ediyorum. Aslında futbol kültürüm, futbolun 22 kişiyle oynanan bir top oyunu olduğunu bilmekten öteye gitmiyor.

Sorsanız, kaç futbolcu ya da takım adı sayarım, bilmiyorum.

Herkesin en anlamadığı bir şey varsa, benim kesinlikle futbol.

Sanki, bir fizik dahisi olabilirim çok çabalasam da, ne yapsam, futboldan anlayamam diye düşünüyorum.

Ancak, dünya çapında yıllardan beri yaratılan bu kültüre de saygı duymaya çalışıyorum.

Ne var ki, bizim bu konudaki kültür yaratımımız da diğer birçok alanda olduğu gibi, Türkiye üzerinden yapılıyor.

Ambargolar altında olmanın yarattığı gerçeklikle, kendi futbolunu geliştiremeyen biz, müzikten sinemaya kadar birçok dalda olduğu gibi futbolu da kendimizle değil, Türkiye ile yaşıyoruz.

Tuttuğumuz takım, Türkiye'nin üç büyüklerinden biri, genellikle.

Maç sonrası sokakları doldurup, korna sesleriyle yeri göğü inletirken de hep birlikte daha Türk oluyoruz.

Milli maçların en ön sıra seyircisi olarak, Türklük bilincinin, belki de en ateşli savunuculuğuna da futbolla birlikte yapıyoruz.

Fenerbahçe-Chelsea maçının İstanbul ayağında, onlarca Fenerbahçeli Kıbrıslı Türk ile birlikte aynı uçağı paylaştık, geçen hafta.

Maçtan bir gün önce, 1 saat 15 dakikalık yolculuk boyunca, karaborsaya düşen biletler, birçok futbolsever için hazine değerindeydi.

Hani, "1 milyara bilet var" deseniz, Nisan 1 şakası olduğunu söylemeye varmadan, havada kapacak heyecanlı bir gruptu bizimkisi.

Herkesin sarı lacivert giyindiği uzun bir kuyruktan çıkıp, hastaneye gidene kadar kaç tane dev bayrakla merhabalaşmak durumunda kaldığım ise, ayrı bir hikaye konusu.

Maç günü, kadın programlarından çocuk yayınlarına kadar, her yerden, marşlar eşliğinde başarılar dilenen, Milli bir gündü.

Chelsea'yi karşılayan Galatasaraylılar ise, neredeyse henüz değişmemiş, 301'de yargıya verilmek üzereydi.

Öyle ya, herkes Türk'tü ve Türk olan Fenerbahçeli olmak zorundaydı, o hafta boyunca.

Kazara Chelsea'li olmak ise, vatan hainliği ile eşdeğer.

Fenerbahçe'nin galibiyeti ile sonuçlanan ilk maçın ardından ise, her yerde bir zafer bayramı kutlaması yaşandı.

Yaşananlardan habersiz bir uzaylı, kesinlikle, 3. Dünya Savaşı sonucunda, dünyanın geri kalanında imparatorluk ilan ettiğine yemin edebilirdi, Türkiye'nin.

Tam da o zafer çığlıkları içinde, Lokmacı kapısı açıldı, ama, gündem kesinlikle en sarı lacivert haliyle, kimseyi duyacak durumda değildi.

Dönüş yolunda, biz, yine sarı lacivert bir uçakla geri geldik.

Fenerbahçeli Kaptan pilotumuz, duygularını paylaştı, onlarca Fenerbahçeli alkışladı.

Pasaport kuyruğu ise, 0-1 yaş grubu dahil olmak üzere, her yaştan, sarı lacivert insanlarla doluydu.

Zaferi kazanmış ve vatana dönmüştü, fatihler!

Büyük şans ki, üzerimizde nötr renkler vardı.

Düşünsenize, o kalabalık arasında Chelsea mavisi bir kazak giydiğinizi!

Birden eşime, "sırtına bir Chelsea bayrağı asmak istiyorum" dedim.

Hemen dönüp, "niye, ne yaptım ki sana?" şeklinde bir cevap verdi.

Birbirimize bakıp güldük.

İnsan, o kalabalık sarı lacivert içinde, işte kendini böyle savunmasız hissediyor. Biri çıkıp "ben Chelsea'liyim" dese, "Türkiye Kürt'tür" demekten beter olacak, çok iyi biliyor.

Geçtiğimiz gün, Londra'da oynanan rövanş ise, maalesef beklenilen sonucu getirmedi.

Her yerde bir matem havası.

Sanırsınız, Türkiye'nin topraklarının yarısı gitmiş, Kıbrıs satılmış! Ekonomi dibe vurmuş.

Bugünlerde de her yerde bu marazi haberleri ve öfkeli açıklamaları izliyorum.

Geçtiğimiz gün, Dışişleri Bakanı da Fenerbahçeliler ve Türklük dünyasından özür dileyince, ister istemez, bunlar geldi aklıma.

Bu kadar milliyetçileştirilen ve bir maçın üzerinden bu kadar baskı yaratılan kültürler, ilginç bir yerde.

Yine de iyi ki, Chelsea bir Yunan takımı değildi.

Şimdi savaşta bile olabilirdik, maazallah.

   657 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FARKLI BİR RÜYA
08 Temmuz 2008, Salı   EŞEL MOBİL KAVGASI
05 Temmuz 2008, Cumartesi   AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK
04 Temmuz 2008, Cuma   KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER
27 Haziran 2008, Cuma   BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK
25 Haziran 2008, Çarşamba   DÜNYANIN DEĞİŞEN FOTOĞRAFLARI
19 Haziran 2008, Perşembe   ÇARESİZLİĞE DENEYİMLİ FARELERİN ÇIRPINIŞI
18 Haziran 2008, Çarşamba   FREKANS KAVGALARI ve YAYINCILIK
17 Haziran 2008, Salı   BELLİ Kİ BU REZALETE KİMSE DUR DİYEMİYOR
14 Haziran 2008, Cumartesi   O GECE



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital