Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı
Hem aldatıldılar, hem hapse gittiler
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor
Başkanlık konusunda uzlaşamadılar
Evraklarını yeğenine verdi polise "kaybettim" dedi
Tatbikatlar iptal
Ertuğruloğlu: Herkes mesajı aldı,UBP tek başına iktidara yürüyor
Esnaf tükenme noktasında, acil önlem şart
Öztürk: Ülkede toplanan sütün yüzde 20'sinin fiyatı borsada belirleniyor
Kıbrıs sorununun çözümü, AB'ye katılıma da yardımcı olacaktır

YORUMLANANLAR
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [3]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [2]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [4]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [5]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [5]
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı [1]



TALAT ve KKTC

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Temmuz 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir tek egemenlik tek kimlik kavgası var gündemde. Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'yi satmakla suçlanıyor çözüm karşıtları tarafından.

Hristofias'ın Talat ile egemenlik konusunda, farklı hassasiyetler içinde olduklarına dair açıklamaları üzerine de geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı detaylı açıklama yaptı.

"KKTC tasfiye edilemez" diyen Talat'a bu kez Denktaşlar cephesinden destek çıktı.

Başbakan Soyer de mecliste yaptığı açıklamalarla, eleştiriler karşısında De Cuellar belgelerine atıfta bulunup, tanımlamaların o zamanın lideri Denktaş ve Eroğlu'nun onayı ile yapılan tanımlamalar olduğunu açıklamak durumunda kaldı.

Bizim, liderlerin kapsamlı müzakerelere başlaması arifesinde, bugün kesinlikle bu noktada olmamamız lazımdı.

Bu noktadan sonra müzakere takviminin belirlenmesi ve çözüm için hazırlık aşamalarını tartışıyor olmamamız gerekirken, yaratılan sığ kavga ortamında, çözüm süreci törpülenmeye çalışılıyor.

Oysa, bugün oluşturulacak bir müzakere masasının zemini bulanık değil, geçmiş birikimlerden gelen belli bir çerçeve içindedir.

Ancak bu kez de liderler görüşmeleri koparma noktasında gelirse, sonraki süreçler için çeşitli senaryolar dile getiriliyor.

Bugünkü kavganın bir yüzü de belki biraz geleceğe yatırımı çözüm karşıtlarının.

Ne yazık ki, referandum sonrasında oluşan ortam, çözümsüzlüğün getirdiği bir kazanım üzerine de temellendirildi.

O yüzden bu kavgalar, özellikle bu sessizlik ve istikrarsızlık ortamında tedirginlik verici kavgalar.

Birleşik Kıbrıs temelinde, tek egemenlik ve tek kimliğe dayalı bir federasyon için önemli bir şans var.

Yine de bu süreç üzerinde titizlikle işlenecek hassas bir süreç.

Ve çözümü destekleyen her kesime önemli görevler düşüyor.

İki liderin, özellikle teknik komitelerin işleme kapasiteleri ile ilgili farklı bakış açılarının verdiği sorgulamanın hemen sonrasında bir araya gelmeleri ve bu toplantıdan ortak bir deklerasyon çıkarmaları oldukça önemliydi.

Her ne kadar yeni tanımlamalar olmasa da gerek Hristofias'ın, gerek ise, Talat'ın açıklamalarını iç kamuoyuna sürüklenen açıklamalar olarak da tanımlamak, sanırım yanlış olmaz.

Çünkü, çözümün felsefesi, geçmiş uzlaşılar ışığında oluşan Annan Planı'nda ortaya kondu.

Kıbrıs Türk tarafı, benimsediği bu felsefeye referandumda onay verdi.

Kıbrıs Rum tarafı, "hayır" dereken, dönemin AKEL Lideri Hristofias, planın ruhuna aykırı durmadıklarını açıkladı.

Şimdi, 2004'den bu yana belli ki pozisyonlar daha da sahiplenildi.

Türk tarafı artık, kaybedecek daha fazla şeyi olan bir taraf olarak, referanduma gelene kadar yaratılan statüko yanında, referandumdan sonra gelişen statükoya da yapıştı.

Şimdi, liderler kendi iç kamuoylarına çözümün temel felsefesini anlatmaya çalışıyorlar. Ve bunlar anlatılırken de çözüm ihtiyacını vurgulayamıyorlar.

Çünkü aslında her iki taraf için de çözüm aciliyeti önemli bir değişiklik geçirdi.

Oysa, adanın Kuzeyi, her ne kadar ekonomik bir gelişme yaşamış olsa da hala çözüme en fazla ihtiyaç duyan, uluslar arası hukukun nimetlerine muhtaç bir taraf konumda.

Avrupa Komisyonu, rutin olarak tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ve adanın tamamında yaptığı Eurobarometer sonuçlarını açıkladı.

Bahar 2008 dönemine dair açıklanan sonuçlara bakıldığında, Kıbrıs sorunu, hala öncelikli, ancak, güz döneminde %44 olan oran, baharda %37'lere düşmüş. Buna karşılık enflasyon sıkıntısı, öncelikli dördüncü sorun olurken, %14'den %28'e yükselmiş.

Belli ki, Kıbrıs sorunu, hayatımızın önemli bir parçası. Ancak ekonomik hassasiyetlerimiz, çözümün ötesinde bir anlam taşıyor.

Şimdi çözüm felsefesi için bu kadar tantana koparılırken, her kesimi memnun etmeye çalışan bir açıklama, özellikle çözüm karşıtları tarafından sahipleniliyor.

Sivil toplum örgütleri, odalar, dernekler ve geçmişten gelen çizgisiyle çözüme destek veren TDP'ye önemli bir misyon düşüyor, bu zamanlarda.

Kıbrıs sorunu bu kadar kritik bir dönemeçteyken, çözüm heyecanı bu kadar törpülenmişken, çözüm destekçilerinin genel açıklamalarına bakıldığında, bu sürece sonu belirsiz, olağan bir deneme edasında yaklaşılmakta olduğu izlenimi ağır basıyor.

Bu süreç önemli bir eşik.

Bu kez şu anda tartıştığımız ana felsefeleri tamamen ters yüz edebilecek bir son deneme içine giriyor liderler.

O yüzden çözüm ihtiyacımızı bunun sebeplerini tekrar hatırlamak gerekiyor.

Talat, ortak deklerasyona attığı imzayla cesur bir duruş sergiledi.

Önemli olan, bu cesur adımların korunup geliştirilmesi. Ancak masada destek bulamayan, yeterince cesaretlendirilmeyen liderler için bu zor.

Cumhurbaşkanı'nın hükümetten, çözümün de içpolitik gelişmelerden ayrı düşünülmesi gerekiyor.

Ve artık halkın çözüme sahip çıkması.

Yoksa, en fazla kavga verilen ekonomik sorunlar, en can yakan nüfus problemleri, adi suçlar, haksız rekabetler, gayrı yasal ve denetlenemez her ortamla bu yapı, alışkanlıklarımız temelinde daha da tüketerek bizi, yoluna devam edecek.

   693 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
14 Ekim 2008, Salı   SAVAŞ SUÇLARI ve ARKASINDAKİ ACILAR
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3916 1.4014
1 STERLİN 2.3972 2.4150
1 EURO 1.8957 1.9090



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

İSTESEK DE İSTEMESEK DE (*)

Ali Baturay

"BİZE BİR ŞEY OLMAZ ZATEN!"

Hasan Hastürer

Az bilgi çok laf...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Aman şeytan karışmasın!..

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET... (2)

Bilbay Eminoğlu

74'ten bir anı ve düşündürdükleri

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Görevi bırakmaya hazırlanan İnce'nin ö...

Dilek ÇETEREİSİ

Sigaralar bu kez bahçede yandı

Aysu Basri

SAVAŞ SUÇLARI ve ARKASINDAKİ ACILAR

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital