|
3 ay aradan sonra Dr Siret ile yeniden buluşuyoruz.
Hasta ve doktor ilişkisi garip bir şey.
Hiç tanımadığınız bir kişiyle, birden bire aranızda belki farklı bir ortamda konumlandıramayacağınız ilginç bir yakınlık oluşuyor.
Siz O'nun hayatında bir başarı veya bazen bir başarısızlık, O, sizin hayatınızda sonucuna göre yeri değişen çok farklı biri.
Dr Erol Baysal, geçtiğimiz aylarda çok içten ve samimi bir elektronik posta gönderdi. Sağlığımla ilgili gelişmeleri ilgiyle takip ettiğini, ama doktorlarımın ismini öğrenince, içinin önemli ölçüde ferahladığını söylüyordu, Erol Bey.
Dr Erol Baysal, uzun yıllardır yurt dışında yaşayan ve alanında dünya çapında önemli isimlerden biri.
Geçtiğimiz yıl, bilime olan katkılarından dolayı, İngiltere Kraliyet nişanı ile onurlandırıldı.
Şu anda bu nişanı taşıyarak, bu alanda ilk ve tek Türk olma özelliğini de birlikte taşıyor.
Erol Baysal'ın, "Londra Üniversitesi'nden birlikte mezun olduk" diye anlattığı Siret Ratip de şu anda, kendi alanında Türkiye'de ilk beş arasında sayılıyor.
Yurt dışında yaşayıp, kendi alanında oldukça önemli başarılara imza atan o kadar değerli bilim ve sanat insanı var ki.
Onlar, bir gün buraya dönmeyi gerçekten istiyor.
Tek şikayetleri ve güvenemedikleri, buradaki sistem.
Kamu Sağlık Çalışanları yasasının son hali, sağlıktaki reform tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Yıllardır tartışılan ve son hükümet döneminde, Sağlık Bakanı'nın defalarca sendikalarla birlikte yakaladığı uzlaşı zemininde, son tarihler de verdiği reform, ne yazık ki, şu anda meclisten geçen yasayla, hedef alanından uzaklaşmış görünüyor.
Bizim sağlık sistemimizde, acilen kapsamlı bir reforma ihtiyacımız var.
Bizim acilen yılların kangren yarattığı sorunları temizleyecek bir anlayışa ihtiyacımız var.
İlginçtir, sağlık alanı için ciddi bir reforma ihtiyaç duyulduğu, her kesim tarafından paylaşılan ortak bir fikir.
Geçen son yasanın da reforma bir basamak olmaktan ziyade, kamu çalışanları arasında farklılık yaratıp, doktorlar için ikinci işi yasalaştırmaktan öteye gidemeyen bir düzenleme olduğu, yine geniş bir kitle tarafından paylaşılan bir görüş.
KTAMS'ın da dahil olduğu 6 örgüt, bu anafikir üzerinden şekillendirdikleri tepkilerini, dün düzenledikleri basın toplantısıyla paylaştı.
Buna rağmen, ortak görüşlerin sonuca gidemediğini izliyoruz.
Biz, yurt içinde de yurt dışında da sistem düzenlemelerine, birikimleriyle gönüllü katkı koymaya hazır birçok değere sahibiz. Ne var ki, siyasetin ana damarlarından biri olan popülizm, bu birikimlerden yararlanmanın önünde önemli bir engel.
Bu sistem bize kaybettiriyor.
Hem yetiştirdiğimiz değerleri, hem de bu değerlerin verebileceği katkıyı kaybediyoruz.
Sağlıkta reform, belli ki, önce kabine sonra da seçim gündeminin gölgesinde yine gelecek bir tarihe ertelenmeye mahkum.
En azından reform için gereken yasaların zamanında geçmesinin oldukça zor göründüğünü biliyoruz.
Genel Sağlık Sigortası yasası gibi yasaları işletecek mali kaynak sıkıntısının olduğu da aşikar.
Ama gerekenin gerektiği şekilde yapılmasına katkı sağlayabilecek her görüş ve katkı değerlendirilip, reformun önü hala açılabilir.
CTP, en fazla verdiği reform sözlerinde kırık not aldı ve en fazla gerçekleştiremediği reformlarla hayal kırıklığı yarattı.
Şimdi bu noktadan sonra önemli olan bunun farkına varıp, gerçekten iş yapabilmenin önünü açabilmektir.
|