Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Lavrov: Rusya'nın Kıbrıs sorunundaki tavrında değişiklik yok
Bariyerler durduramadı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

" 24 Nisan, 2004 referandumları realitesinde AB'ın 26 buçukuncu yüzde 50 eksik üyesi Kıbrıs"

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Köşemin sürekli okurlarından, değerli dost Mustafa Kortun, 24 Nisan referandumlarının dördündü yılında, yukarıdaki başlık altında bir yazı gönderdi.

Değerlendirmelerini KIBRIS okurlarıyla paylaşmak için köşemi yeğlemesine teşekkür eder, yazısını aynen aktarıyorum:

24 Nisan 2004, Kıbrıs referandumları realitesinin yalın dili ile konuşmak Kıbrıs Türk tarafınca Avrupa Birliği ve dünyaya verilecek en kısa ve özlü mesajdır. Ortak Pazar'dan Avrupa Birliği'ne gelinen süreçlerde yaşanan genişlemenin aritmetik ifadesi şöyledir: 6'lar, 9'lar, 12'ler, 15'ler 24.5'lar ve 26.5'lar; neden 27'ler değil? Avrupa Birliği, 1 Mayıs 2004 tarihinde, katılan ülkelerin sayısı bakımından (10 ülke) en büyük genişlemesini gerçekleştirdi ve 10 ülkenin AB üyeliği fiilen yürürlüğe girdi. Bu ülkeler içerisinde "Kıbrıs" veya "Kıbrıs Cumhuriyeti" de vardır.

Ne ki, Kıbrıs dışında AB üyeliği 1 Mayıs, 2004'te gerçekleşen 9 ülkenin her birinde değişik toplumların da var olmasına karşın, hiçbirisinde, anılan katılımın gerçekleşmesinden önce ayrı ve eşit referandumlar yapılmadı, yapılması gereği de duyulmadı. Kıbrıs adası için durum hiç de öyle değildi ve öyle olmadı, olamadı da. 24 Nisan 2004'te eşzamanlı olarak iki ayrı ve eşit referandumlar yapıldı . Kuzey Kıbrıs'ta ve Güney Kıbrıs'ta. Meşru bir şekilde her iki kesimdeki Türk ve Rum yasal kurumlarının ayrı ayrı ortaya koydukları kendi yasal mevzuatları çerçevesinde.

Ve tüm uluslararası toplum bu referandumlara tam destek verdi ve yakından izledi. Tabii AB da dahil.

Kıbrıs adasında 45 yıldan bu yana yaşanmakta olan realitelerin ve reel politiğin bir gereği olarak 24 Nisan 2004 tarihinde bir de referandumlar realitesi yaşandı. "Kıbrıs"ın 1 Mayıs 2004'te gerçekleşen AB üyeliği realitesi yanında, yaşanmış olan 24 Nisan referandumlar realitesinin siyasal, hukuksal ve demokratik anlam ve mantığından kurtulmak, hiçbir rasyonel düşünce ile olası değildir. Kıbrıs'ta Türk ve Rum halkları arasında başlatılan görüşmeler sürecinde "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin AB üyeliği realitesi, 24 Nisan referandumları realitesi ile tarihsel olarak bağlantılıdır, öyle değerlendirilmelidir ve dengelenmelidir. AB'ın

" Kıbrıs Cumhuriyeti üyemizdir, tüm Kıbrıs AB toprağıdır ancak müktesebatın uygulanması kuzey Kıbrıs'ta askıya alınmıştır" söylemi, 24 Nisan referandumları realitesinde anlamını şöyle bulur ve AB'ın şunları da kabul etmesi ve söylemesi gerekir: " Kıbrıs Türk siyasal varlığını içermeyen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'daki temsiliyeti demokratik açıdan, siyasal açıdan ve yasal açıdan eksiktir". Bu eksiklik yüzde ellidir (referandumlar realitesi ve 1960 Kıbrıs anlaşmaları öyle diyor). O zaman Kıbrıs'ın üyeliği de demokratik, yasal, siyasal ve hukuksal açıdan yarım bir üyelik olmaz mı? Denebilir ki, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin üyeliği diğer AB üyeliklerine eşit. Nesi eksik? Eğer eksik olmasaydı, Kıbrıs'taki siyasal sorun bu üyelikle tarihe çoktan karışmış olurdu. Kıbrıs'tan başka hangi AB üyesi ülkenin bir yarısında müktesebat askıdadır, bir söylesinler bakalım! Burada şu sorulabilir. AB müktesebatının askıda olduğu Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türk halkının demokratik meşru ve yasal hakları da mı askıya alındı? AB'ın buna hak ve yetkisi var mı? Varsa eğer, bu hak ve yetkiyi AB kimden aldı? Veya AB'a bu yetkiyi kim verebilir? Bu yetki tamamen Kıbrıs Türk halkına aittir ve kimseye de devretmiş değildir.

Çok taraflı olarak kabul edilmiş ve uygulanmış olan 24 Nisan referandumları özünde, Kıbrıs Türk halkına,

AB dahil tüm uluslararası toplum tarafından, kurulacak olan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetini onaylayıp onaylamama, bu birleşik cumhuriyetin AB'a üyeliğini de onaylayıp onaylamama hakkı tanınmıştır . Kıbrıs Türk halkının bu hak ve yetkisi, 1960 anlaşmalarından gelen bir haktı ve 24 Nisan referandumları ile tarihsel bir biçimde yeniden, altı çizilerek, geri alınamazlığı onaylanmıştır, meşru ve yasal boyutlarda yeniden tescillenmiştir.

Yeri ve zamanı geldiği zaman bu hak Kıbrıs Türk halkı tarafından yeniden kullanılacaktır. Bu iradenin de her zaman 'evet' olarak tecelli edeceğini hiç kimse garanti edemez. Kıbrıs Türk halkı adada varlığı ve geleceği ile ilgili kaderini doğrudan belirleme hakkını, kendi eline almıştır. İktidardakiler ve muhalefettekiler, tüm sivil toplum örgütleri ve KKTC yurttaşları olarak ortaya yoğun ve çok yönlü bir çalışma koymak ve bu enerji ile, yarım yüzyıldır bizlere yaşatılan belirsizliği, utanmazlığı, adaletsizliği ve uluslararası rezaleti ortadan kaldırma başarısını göstermek zorundayız. Dünyanın bizleri anlamaması, anlayamaması veya bizlerin kendimizi anlatamaması artık geçerli mazeretler olmaktan çoktan çıkmıştır. Kıbrıs Türk halkı olarak 24 Nisan 2004 sonrasında yaşamakta olduğumuz bir limboda kalmamak için de, şimdiden her türlü önlemi alma ve günü geldiğinde uygulamaya koyma becerisini de gösterebilmeliyiz.

"Kıbrıs Cumhuriyeti"nin %50 demokratik eksikliği, 24 Nisan referandumları realitesinde tescillenmiş bir 'buçuk'luktur.

Halen dillendirilmekte olduğu şekilde "Kıbrıs Cumhuriyeti" tüm Kıbrıs'ı temsil ediyorsaydı, bu "Kıbrıs Cumhuriyeti" AB'a demir atarken, daha önce AB'la kendi başına yürütmüş olduğu üyelik görüşmelerinde davranmış olduğu gibi, hiçbir şekilde Kıbrıs Türk tarafının iradesine başvurulmaksızın, sadece, Kıbrıs'ta Türklerin haklarının nasıl korunacağına dair bir belgeciği daha, AB'la beraber karşılıklı olarak imzalar (İngiliz üsleri konusunda AB ve İngiltere ile imzaladığı belge gibi) ve bırakın referandumlar öncesinde, ağlayarak, kutsanmış "ohi" duasına çıkmayı, kendi referandumunu hiç uygulamazdı bile. Uygulamasına gerek de kalmazdı. Çünkü "Kıbrıs Cumhuriyeti" zaten, tüm Kıbrıs'ı temsil ediyordu ve 'Türk azınlığın' hakları da zaten garanti altına alınmıştı! Ne ki, kendi ayrı referandumunda "ohi" çıkaranlar, aynı tarihte ,ayrı, eşzamanlı ve eşit referandumlar uygulamasından kaçamadılar. Referandumlar realitesi Kıbrıs'ın tarihine yazıldı."Kıbrıs" AB'a ayak atmazdan bir hafta önce. 24 Nisan 2004'te.

Bu durumda AB'ın demokrasi, hak, hukuk aşığı yetkilileri ve ilgili kurumlarının ve de tüm 26 AB üyesi ülkelerin, üzerinde durup düşünmeleri, 24 Nisan referandumları realitesi bazında açık ve net bir şekilde adreslemesi gereken sorular ve sorunlar vardır.

24 Nisan eşzamanlı ayrı ve eşit referandumlarında, Kıbrıs Türklerinin, onaylayıp onaylamama hakkını kullanarak verdiği onay, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin oluşturulması ve bu birleşik cumhuriyetin, AB üyesi olmasına idi.

24 Nisan referandumlarındaki Kıbrıs Türk onayı ne "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne, ne de bu cumhuriyetinin AB üyeliğineydi.

Rumların demokratik hakları gereği "Ohi" si nedeniyle "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" kurulamadı, 1 Mayıs'ta AB'a giren de "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" değil "Kıbrıs Cumhuriyeti" oldu . Peki ama, Kıbrıs Türklerinin siyasal eşit bir varlık olarak demokratik haklarına ne oldu? Avrupa Birliği daha ne kadar süre, meşru ve demokratik Kıbrıs Türk haklarını askıda tutabilir? "Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye'nin rehinesi olamaz" söylemi, iki binli yılların başlarında Avrupa Birliği'nin bilinen yaygın mottosuydu. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye ve Yunanistan'ın var olmadıkları uluslararası bir kuruluşa katılamayacağına dair bir maddeyi içeren, 1960 Kıbrıs uluslararası Garanti ve İttifak anlaşmaları böyle çiğnendi. Peki ama Avrupa Birliği'ne ve AB üyesi tüm ülkelere ayrı ayrı sormak gerekir; Kıbrıs Türk halkı, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin rehinesi mi?

Tüm Kıbrıs'ı temsil edecek Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin oluşturulmasında , Kıbrıs Türkleri ile siyasal eşit olarak , 50% hakka sahip olan Kıbrıs Rumlarının "ohi"si, Kıbrıslı Türklerin 1963'ten beri onay vermedikleri bir "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni, AB'a nasıl taşıdı ? Birleşik Kıbrıs olmadan bütün Kıbrıs'ın AB'ta temsiliyeti, 24 Nisan referandumları realitesi bazında, demokratik açıdan, yasallık ve meşruiyet açısından nasıl mümkün olabilmektedir?

Birleşik bir Kıbrıs cumhuriyetinin kurulmasında ve bu Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'a üye olmasında aritmetik olarak %50 hakka sahip olan Kıbrıs Türk halkının onayı olmadan "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin AB üyeliği nasıl gerçekleşti? Bu üyelik nasıl sürdürülebilir? AB, "biz yaptık oldu" diyerek, Kıbrıs'ın AB'daki varlığı ve temsiliyetinde açıkça var olan, yüzde elli; meşruiyet, siyasal ve demokratik eksikliğin üstesinden nasıl gelecek? Kıbrıs Türklerinin eşit siyasal varlığının ve temsiliyetinin olmadığı bir Kıbrıs ne kadar Kıbrıs'tır?

Kıbrıs'ta yeniden başlatılan görüşmeler sürecinde Rum liderlerin deyimiyle Türkiye'nin değil AB'ın anahtar bir rolü vardır. Anahtar AB'ın elindedir. Avrupa Birliği yeniden başlatılan görüşmeler sürecinde kendi değerleri doğrultusunda hareket edip 26 buçukuncu üyesi Kıbrıs'ı, meşruiyet , demokrasi ve siyasal eşitlik kuralları gereği tamamlamaya mı çalışacak? Yoksa, üyesi "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin, Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitlik temelindeki, adadaki varlığı ve başta AB olmak üzere dış dünyadaki temsiliyet ve ilişkilerinin engellenmesine göz yummaya hatta desteklemeye devam mı edecek?

26 Nisan 2004'te AB Komisyonu'nda alınan kararlarla "Kıbrıs Türkleri soğukta bırakılmayacaktı! Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonlar kaldırılacak, doğrudan ticaret başlatılacaktı! AB Mali yardım tüzüğünün uygulamaları da halen Rumlar tarafından ABAD'da davalık! (4 dava, uzlaşmaz Papadopulos, 2 dava da uzlaşıcı Hristofyas döneminde açıldı)

2004 döneminde AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verhaugen, Rumların referandumlardaki "ohi"sinden sonra, "Rumlar tarafından yanıltıldık aldatıldık" dedi. Daha birkaç ay önce, Almanya Başbakanı Bayan Angela Merkel, "Kıbrıs sorunu çözümlenmeden, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni AB'a almakla hata yaptık" dedi! Rum komşularımız önceki gün, Kıbrıs'a Ercan'dan giriş yaptıkları için Alman parlamenterlerin güney Kıbrıs'taki randevularını iptal ettiler! Kıbrıs'a yasal limanlardan giriş yapmamışlar!

Artık herkesin takkeleri yere vurmalarının zamanıdır. Avrupa Birliği ya Rumların tek başlarına Kıbrıs'a sahiplik yapma siyasal güdü ve saplantılarını daha da beslemeye devam ederek, (Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini normalleştirsin diyenler, hem yarım hem buçuk "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin de normalleşmesini ne zaman isteyecekler?) başlatılmış olan yeni görüşmeler sürecinin anlamsızlaştırılmasına, yani Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitlik temelinde adadaki varlığının erozyona uğratılmasını amaçlayan Rum politikalarına hizmet edecek; ya da Kıbrıs Türklerinin Rum halkına siyasal eşit bir varlık olarak, AB içerisinde olsun dış dünyada olsun demokratik ve meşru haklarını kullanmalarına yardım ve destek vererek, 24 Nisan referandumları realitesinin özünü ve sözünü onurlandıracak mı? Kendilerinin vermiş oldukları sözleri tutacaklar mı? Kısaca, AB Kıbrıs'ta ya sorunun bir parçası olmaya devam edecek veya bu sorunu çözecek, anlaşmayla sonlanacak bir sürecin parçası olacaktır. Ben kişisel olarak Kıbrıs'taki görüşmeler sürecinin nasıl gelişeceğinden çok, bunu merak ediyorum. Çünkü AB Kıbrıs'ta arabayı atın önüne koşmuştur, bu durum devam ettikçe yoldaşlar ve de yurttaşlar ne kadar da 'hissa' etseler , ben, "den bayi re gumbare" derim!

Meğer ki, Kıbrıs'ta yeniden başlayan görüşmeler süreciyle birlikte AB da ayıbını kapatma sürecine başlasın, başlayabilsin. Arabayı atın önüne değil, atı arabanın önüne koşmaya hemen başlasın, şimdi.. Nasıl mı? Bir KKTC ve AB yurttaşı olarak AB'a tiyo verebilirim. Şimdiye kadar AB'ın en iyi saklanan bir sırrıdır diyeceklerim!

Ben diyorum ki, hele bir Alaman uçakları, İngilterra tayyareleri Ercan'a ve Geçitkale'ye doğrudan uçmaya başlasın ve diğer daha başka dost ülkelerin yolcu uçakları buralara doğrudan uçmaya başlasın, göreceksiniz at, nasıl da arabanın önüne doğru pozisyon değiştirmeye başlamış. Hem AB komisyonu dememiş miydi, "Kuzey Kıbrıs'a ambargo içeren uluslararası bir karar yoktur" diye.

Buralara kadar gelip de anlatılan masallara, benim 2 yaşındaki torunum Doğacık bile inanmaz artık. AB yetkililerinin ve AB ülkelerinin, Kıbrıs'taki görüşmeler sürecine laflayarak değil, iş yaparak katkıda bulunmaları zamanıdır. Görelim bakalım AB ne kadar AB? AB ne kadar Lokmacı'daki kadar lokmacı?! Lokmacı kapısının açılışının ilk günlerinde ikram edilen lokmalar, Rumlara da Türklere de, oradaki diğer bulunanlara da eşit olarak dağıtılıyordu. Bu dağıtım hakçaydı ve pek de işlevseldi, herkes darılmadan gücenmeden lokmaların tadını çıkardı.

   546 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   Eski insanlarımız
06 Eylül 2008, Cumartesi   Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları tepetaklak!
05 Eylül 2008, Cuma   Bakalım buna ne diyecekler?
04 Eylül 2008, Perşembe   Duydunuz mu?...Hayat ucuzlamış!
03 Eylül 2008, Çarşamba   Umuda yeniden yelken açıyoruz
02 Eylül 2008, Salı   Daha çoook kazıklar yiyeceğiz!
31 Ağustos 2008, Pazar   Yarın akşam bu gavede "Ganlı Nigar"...
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir okur yazısı
29 Ağustos 2008, Cuma   Bu hesabın içinden çıkabilene aşkolsun!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Sıcaklar ve suçlar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital