|
Okurlarım soruyor...
Son olarak, geçenlerde gazeteye uğrayan Kıbrıs Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Derneği (KEMA) Başkanı Dr. Orhan Aydeniz sordu...
"Sen de bir şeyler yazmayacak mısın İpsaro için?"
Belli ki, kadim dostum Tolgay'ın, "Doğa Yağmacılığının Yeni Hedefi: İpsaro" başlıklı köşe yazısından sonra,
toplumumuzda konuya büyük bir duyarlılık oluştu.
Çevre ve doğa sevdalıları, İpsaro'da mermer ocakları kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor...
Tolgay'a mesaj yağdırıyor.
Doğa yağmacılığına karşı kalemiyle mücadelesine yürekten desteğini bildiriyor.
Aslında bütün toplum tepkili orada yapılmak istenen kıyıma.
Tepkiden öte öfkeli...
Ne var ki, yetkililer kılını kıpırdatmıyor.
Cennet vadinin cehenneme çevrilmesinde kararlılar!
Keşke gazeteciler, köşe yazarları olarak yetkilileri tuttukları yanlış yoldan döndürebilecek, çevre ve doğa değerlerimizin acımasızca kıyımından ne kaldıysa geriye kurtarabilecek gücümüz olsa...
Keşke kalemlerimizle, güzelim ülkemizin çölleşmeye doğru sürüklenmesini durdurabilsek...
Keşke "Yapmayın, kıymayın o cennet vadiye" diye yakarmalarımız, yetkilileri insafa getirebilse.
***
İpsaro için düşündüklerimi, sevgili Tolgay'ın ayaküstü sohbet ettiği genç çevre mühendisi İlden Hanım açıkça söyledi.
İpsaro'yu kurtarmakta geç kaldık.
Mermer ocaklarına sekiz izin verildi bile...
Gitti gider İpsaro dedi..
Girne'nin gittiği gibi...
Delik deşik edilen Beşparmaklar'ın gittiği gibi...
İnşaat uğruna çevrenin ve doğanın canına okuduk...
Ne dere yatakları kaldı ne dağ yamaçları...
Ne zeytin ağacı bıraktık, ne harnup...
Doğal bitki örtüsü ve vahşi yaşamı bile yok ettik.
Beton yığınları Mesarya'ya doğru yol alıyor...
Sırada Karpaz var...
Nasıl olduysa hala bakirliğini koruyabilen o güzelim yarımadanın kumsallarının, doğa güzelliklerinin
yerini de, çok sürmez beton yığınları alacak.
Oradaki hür eşekleri, vahşi yaşamı, çocuklarımız ancak kartpostallarda, kitaplarda görebilecek.
***
Bu ülkede inşaatlara ağaç kesmekle başlanıyor...
Ne cinsine, ne yaşına, ne güzelliğine bakılıyor ağacın...
Dümdüz ediliyor inşaat alanı.
Bina ortaya çıktıktan sonra, "modern görüntüsünü, güzelliğini bozuyor" diye, eğer varsa önündeki, etrafındaki ağaçlar da kesiliyor.
Çok örneğini gördük, görüyoruz...
Yol yapımında da durum aynı.
Asfalt uğruna nice ağaçlar kıyımdan geçirildi...
Yadsınamayacak acı bir gerçek var...
Çevre ve doğa değerlerimiz, gözümüzün önünde kıyımdan geçiriliyor...
Güzelliğini her gün biraz daha yitirmekte olan ülkemiz çölleştiriliyor...
Ve hiç bir şey yapamıyoruz...
Çocuklarımız, oyulmuş dağlara, beton yığınlarına bakıp hiç affetmeyecek bizi...
Gitti gider dediğimiz İpsaro, Beşparmaklar ya da Karpaz değildir!
Ülkemizdir giden aslında!.
|