Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Genç kızlar, uyuşturucu sokmaya çalıştı
TC Büyükelçiliği'nden "bilgi notu":Kur'an kursları, TC Başbakanlık
Hırsızlar her yerde
Genelkurmay'da Kıbrıs hassasiyeti
Garantörlükten vazgeçilemez
Uyuşturucu zanlıları, yargılanıncaya kadar Merkezi Cezaevi'ne gönderildi
Celal: Halklar, liderlere büyük destek vermeli
Otellerden yıldız çıkartması
MTG'nin 4'üncü yabancısı Friday
Orhan Günşiray yaşama veda etti
Aziz ve Süleyman Denizli'ye imza attı
Girne'de Global Deejays zamanı
Hamitköy Fırat ile sözleşme imzaladı
Tan'la "Neler neler" yaşanacak
Akkuş Çanakkale'de yarışıyor
Şenlikler sona erdi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Grup ve birey

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Ocak 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Başbakan Erdoğan'ın Alevi iftarına katılması konusundaki tartışmalarda Milliyet gazetesi yazarı Taha Akyol önemli bazı noktalara değindi. Sn. Akyol, "Aforoz, tekfir ve düşkünlük" başlıklı yazısında, Başbakan Erdoğan'la iftara katılanların "düşkün ilan edileceği" yönündeki açıklamaları değerlendirdi. Taha Akyol, "düşkün ilan edilmenin" anlamını şöyle aktarıyor: "Düşkün ilan edilen kişi, belli sürelerle veya ömür boyu, cem törenlerine alınmaz, o köyde, o mahallede barınamaz, kendisiyle evlenilmez." Sn. Akyol, daha sonra "düşkün ilan edilme" ile Hristiyanlıktaki "aforoz" ve Sünni İslamdaki "tekfir" arasındaki benzerliklere işaret ederek, her üç durumda da grubun "daire dışına çıkan " bireyi kollektif olarak cezalandırdığını, farklı davranan ve düşünen kişinin itikadın dışına itildiğini, cemaatten atıldığını, bunun "özgür birey" kavramına aykırı olduğunu, demokratik "açık toplum" anlayışıyla bağdaşmadığını yazdı. Bunlar doğru.

Benzeri kolektif cezalandırma Musevi dininde de var. Bu konuda örnek ünlü filozof Spinoza'nın 1656'da Musevi cemaatinden kovulmasıdır. Spinoza ile ilgili kararda şöyle deniyor: "Spinoza, İsrail halkından kovulmuştur. Hiç kimse onunla sözlü veya yazılı olarak temas kurmayacak, ona hiç bir yardım yapılmayacak, aynı çatı altında olunmayacak, yanına yaklaşılmayacak, onun tarafından yazılan hiç bir şey okunmayacak."

Peki, "daire dışına çıkanı" kolektif olarak dışlayan ve cezalandıran sadece dinler mi? Sn. Akyol, konunun sadece dinlerle sınırlı olmadığını aktardı. " Totaliter siyasi hareketlerdeki "partiden atma" cezasını da bu arada hatırlatmak gerekir. Ait olduğu toplumun, cemaatin, veya inanç dairesinin dışına atılmak öyle ağır bir yaptırım ki, intihar edenler olmuştur. Hatta ajan, casus, hain olduğunu "itiraf" edenler bile olmuştur, hiç olmazsa öldükten sonra adını "temizlemek" için." Kanımca bu konuda en iyi edebi eserlerden biri Arthur Koestler'in Öğle Karanlığı (Darkness at Noon) isimli romanıdır. Romanın kahramanı Rubashov eski Bolşeviklerdendir. Devrime katılır. Devrimden sonra önemli görevler üstlenir. Stalin döneminde "parti çizgisinden sapmaktan" hapse atılır ve karşı devrimci amaçlarla yabancı güçler hesabına çalıştığını "itiraf" ederek idam edilir.

Dinlerin (ve diğer grupların) "daire dışına çıkana" verdikleri kolektif ceza sadece gruptan kovmak olmamıştır. Katolik Kilisesi örneğinde Engizisyon Mahkemeleri'ni hatırlayalım. Dinden saptığına inanılan kişilere korkunç işkenceler yapılmış, çoğu öldürülmüştü. Giordano Bruno yakılmadı mı? Tüm gruplar, üyelerinden itaat bekler, "dairenin dışına çıkanları" şu veya bu şekilde cezalandırır. Cezalandırma ve yarattığı korku, grubun varlığını koruma yöntemlerinden biridir. Akyol "Modernleşme sürecinde "birey" fikri oluştukça bu tür "kolektif cezalandırma"lar hem hukuk sistemlerinden, hem de itikat sistemlerinden zamanla siliniyor, "literatürde" kalıyor" diyor. Bu genel bir doğru ama yaşam çok daha karmaşıktır.

İnsan olarak aynı zamanda, farklı grupların üyesiyiz. Kimi gruplara doğar doğmaz dahil oluruz ve ayrılmamız ya imkansız, ya da çok zordur. Kimilerine kendi isteğimizle katılırız. Bebek doğduğu anda iki cinsiyetten birine aittir. Bir ailenin, dinin, etnik grubun üyesi, bir devletin vatandaşıdır. Sonra çeşitli gruplara, örneğin siyasi bir partiye katılır. Her grup, bireyden yaşamı boyunca ona uygun düşünce ve davranış sergilemesini bekler. Sapan cezalandırılır. Modern toplumlarda hukukta düzeltme yapılsa bile, farklılık sergileyenin toplumdan veya gruptan dışlanması kolayca sona ermez.

Toplumların ve grupların bireyden beklediği konformizmdir. Esas cezalandırılan, ortaya konan farklı görüş veya davranıştan çok gruba uymamadır. Grup, bir süre sonra cezalandırdığı görüşleri benimseyebilir. Katolik Kilisesi şimdi dünyanın döndüğünü reddetmiyor. Ama, bunu reddettiği dönemde "dünya dönüyor" diyenler cezalandırılmıştı. Şimdi de tüm gruplar için durum aynıdır. Erken öten horozun başı kesilir.

Her zaman çeşitli grupların üyesi olacağız. Az veya çok onların kurallarına uyacağız. Aksi takdirde toplumsal yaşam mümkün olmaz. Ancak, grubun konformizm, itaat talebi ile bireyin özgür olma, yaratıcı olma isteği arasındaki gerginlik de hep var olacak. Toplumların ileri gitmesi, "dünya yine de dönüyor" diyecek cesarete sahip bireylerin var olması ve toplumun bu bireylere hoşgörü ile yaklaşmayı öğrenmesi ile mümkündür. Farklılıklara hoşgörü ile bakmayı, bireyi ve özgürlüklerini ön plana çıkarmayı başaran toplumlar daha dinamik, daha yaratıcı ve başarılı oluyor.

Taha Akyol'un da belirttiği gibi sırf dini ve etnik kimliğinden (yani bir gruba ait olmasından) dolayı bir kabile gibi herkesten aynı siyasi davranışı istemek ve "dairenin dışına çıkanlar"ı hain, dönek, zındık, düşkün ilan etmek özgür birey kavramına aykırıdır. John Stuart Mill, tüm insanlık bir düşüncede, bir kişi de farklı düşüncede olsa, insanlığın o kişiyi veya o kişinin (gücü varsa) insanlığı susturmasının haklı olmayacağını yazmıştı.

   1213 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Soğuk Savaş mı?
24 Ağustos 2008, Pazar   Stalin ve "ulusal sorun"
21 Ağustos 2008, Perşembe   Batı'nın Afganistan çıkmazı
17 Ağustos 2008, Pazar   Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?
14 Ağustos 2008, Perşembe   Kafkaslar'da yeni dengeler
10 Ağustos 2008, Pazar   Kafkaslar'da savaş
07 Ağustos 2008, Perşembe   Fransa ve Ruanda soykırımı
03 Ağustos 2008, Pazar   Belçika'nın geleceği
31 Temmuz 2008, Perşembe   AKP'ye sarı kart
24 Temmuz 2008, Perşembe   Suç ve ceza



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1810 1.1893
1 STERLİN 2.1676 2.1837
1 EURO 1.7442 1.7564



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

VAMIK HOCA'DAN YANIT (BİR BİLİM İNSANI...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Hatice'ye değil neticeye bakınız...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(37)...

Akay Cemal

Güney Osetya ve Abhazya gölgesinde yapılan...

Ahmet Tolgay

OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...

Bilbay Eminoğlu

Bu hesabın içinden çıkabilene aşkolsun!

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

YİNE BU YIL ADA SENSİZ

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital