|
Türkiye türban tartışmalarının derinliklerine daldı. Tartışmaların sonu gelmiyor. AKP ile MHP arasında varılan uzlaşmanın öngördüğü Anayasa değişiklikleri ve yasal düzenlemeler yapılınca bu tartışmalar sona erecek mi? Sanmıyorum. Tartışma yeni boyutlar da kazanarak devam edecek. Yeni bir boyut hemen ortaya çıktı. "Çene altı" meselesi. Herhalde günlerce "çene altının" ne anlama geldiği, nasıl olması gerektiği tartışılacak. Aslında türban tartışmalarında taraflar söylenecek ne varsa söylediler, tüm argümanlarını ortaya koydular. Ama, tartışmalar devam edecek. Türkiye'nin tüm önemli sorunları (bu sorunların listesi maalesef çok uzundur, özellikle ekonomi ile ilgili göstergeler kötümserdir) çözümlenmiş olmalı ki, tüm enerji türban tartışmaları için harcanıyor. Kolay gelsin...
Dinsel inançları gereği kadınların devlet kurumlarında başlarını örtebilmeleri konusu, bunu talep edenler tarafından hep özgürlük ve insan hakları konusu olarak savunulmuştur. AKP ile MHP arasında varılan uzlaşma, bu özgürlüğün sadece üniversitelerle sınırlı olmasını öngörüyor. İyi de, konu özgürlük ve insan hakları konusuysa, neden üniversite dışındaki eğitim kurumları ve diğer devlet kurumları bunun dışında bırakılıyor? Oralardaki kadınların insan hakları, özgürlükleri yok mu? Özgürlükler ve insan hakları herkese tanınır. Nitekim İslamcı kesimin yazarlarından Fehmi Koru, dünkü yazısında bu çelişkiye işaret etti. "Kadınlara hak tanıyorsa anayasa, bunu bütün kadınlar için yapar. Oysa iki partinin başörtüsü yasağını kaldırmak için bulduğu formülde, bazı kadınlar için bir düzenleme anayasaya geçirmiş oluyor." Başbakan Erdoğan "tek hedefimiz üniversiteli kızların mağduriyetini gidermek" demiş. Peki, diğerleri de mağdur olduklarını söyledikleri zaman ne olacak? Diyanet İşleri Başkanı dinimizin kadınların başını örtmesini emrettiğini söylemişti. Burada üniversiteye giden kızlar denmiyor, tüm kadınlar deniyor. O zaman devlette görevli kadınlar da dinsel inançları gereği niye türban takamasınlar? İşte size önümüzdeki dönemin büyük tartışması. AKP'nin akıl hocası Prof. Ergun Özbudun, üniversite dışındaki eğitim kurumlarında ve kamuda hizmet verenlerde türban takılmasının laik sisteme aykırı olduğunu, o nedenle kabul edilemeyeceğini söylemiş. "Olursa ne yapılacak?" sorusuna "Eğer bu yapılırsa güvenlik güçlerinin buna engel olmaları gerekir" demiş. Ortadaki çelişkiyi görüyor musunuz?
AKP ve MHP, konuyu sadece üniversitelerle sınırlamakla kalmayarak, üniversiteli kızların başlarını nasıl örteceğinin tarifini de yaptı. "Başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir". Peki, bir bayan çıkıp "ben, dini inançlarım gereği üniversitede peçe, burka takmak istiyorum" derse ne olacak? Buna izin verilmeyecek. Demek ki, AKP ve MHP de, üniversitelerde kıyafete sınırlama getirilebileceğini kabul ediyor. Türban yasağından yana olanlarla farklılıkları ilkede değil, miktarda. Bir miktar örtünme olabilir ama tam örtünme olamaz. O zaman çarşafa, peçeye, burkaya neden izin verilmeyeceğini izah etsinler. Prof. Özbudun, bunları marjinal kıyafetler olarak niteliyor ve engellenmesi gerektiğini söylüyor. Marjinal, az sayıda demek. Yarın, çok sayıda (marjinal olmayan) kız peçe, burka ile üniversiteye girmek isterse ne olacak?
Görüldüğü gibi AKP ve MHP'nin bulduğu formül tartışmalara son vermeyecek. AKP, kendi tabanına kısmi bir başarı mesajı verecek. Ama, aynı taban bunun yeterli olmadığını kısa zamanda dile getirmeye başlayacak. Başladı bile. MHP belirli bir siyasi rant toplayacak. Konu büyük olasılıkla Anayasa Mahkemesi'ne gidecek. Taraflar arasındaki tartışmalar devam edecek. Türkiye'de bu konu nedeniyle ortaya çıkan ikiye bölünme giderilmeyecek, derinleşecek. "Bir sancı giderildi" denirken, yeni sancılar ortaya çıkacak.
Tüm bu tartışmaların gerisinde esas tartışılan konu, dinin siyasal yaşamdaki rolü, yeridir. Bu tartışma açık veya kapalı olarak 1923'ten beri devam ediyor. Mustafa Kemal, laik devlet kurmakla din ve devlet işlerini bir birinden ayırdı. Diyanet İşleri Başkanı, dinimizin kadınların başlarını örtmesini emrettiğini açıklarken, yine dinimizin dinle siyaset arasındaki ilişki konusunda ne emrettiğini niye açıklamadı? "Al-İslam din va davla." İslam hem din, hem devlettir. Laikliğe karşı çıkışın temel nedeni işte budur. Kim ne derse desin, son çözümlemede esas tartışılan konu işte bu. Nasıl bir Türkiye? Din ve devlet arasındaki ilişki.
|