Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk"
Trafikte 894 sürücü rapor edildi

YORUMLANANLAR
Avcılar eyleme gidiyor [2]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [4]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [1]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [2]
Hükümet yazı görmez [5]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [2]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]
Geri döndü [9]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
KAPARİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR [5]
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR [2]
Çağın vebası AIDS [1]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [2]



Feminizm ahlaksızlık mı?

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Böyle bir soruyu sormak bile saçma. Ne var ki, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, resmi web sitesinde, feminizmi ahlaksız ilan eden bir yazıya yer verdi. Konuyu Türkiye basınından izledim ve ilk elden bilgi almak için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sitesindeki metne baktım. Metnin bazı bölümlerini aşağıda aktaracağım. Tümünü okumak isteyenler Diyanet'in web sitesine bakabilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın feminizm konusunda söyledikleri önemli mi? Bence çok önemli. Türkiye'nin hangi istikamette ilerlediğini gösteriyor. İslam'da kadının yeri ve hakları konusunun yoğun olarak tartışıldığı bir dönemde, bu tartışmanın taraflarından birini ahlaksız ilan etmek, çok yanlış ve yakışıksız bir tavır. Feminizm bir düşünce akımıdır. Feminizmin görüşlerini benimsememek, eleştirmek, fikir tartışması yapmak başka şey, onu ahlaksız ilan etmek başka şeydir. Kaldı ki, feminizm çok geniş bir akım. İçinde çok farklı yaklaşımları barındırıyor.

Diyanet'in metni söyle diyor: "Çağımızda feminizm adı verilen hareket, tarihte kadının kiliseye girmesini, İncil'e dokunmasını yasaklamış olan zihniyete karşı tepki olması sebebiyle çıkış noktası bakımından haklı ise de, ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır."

Bektaşi'ye bir hikaye anlatmışlar. Dinleyince "A oğlum" demiş, "ben bu hikayenin neresini düzelteyim? Söylediğin Peygamber Hz. Süleyman değil, Hz. İbrahim olacak. Kurban etmeye kızını değil oğlunu adamış. Oğlunun adı İsrafil değil İsmail. İsmail'in canını kurtarmak için gelen meleğin adı Azrail değil Cebrail. Gökten inen kurban keçi değil koyun..."

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın feminizm konusundaki görüşleri Bektaşi'ye anlatılan hikaye gibi. Neresini düzeltelim? Hep yanlış. Feminizmin nasıl doğduğunu ve gelişimini oturup inceleyebilir, kitap karıştırabilirlerdi. Feminizmin ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu söylemek ise cahillik.

Niçin feminizm sosyal ve ahlaki bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğuruyormuş? " Bir kere, feminizm hareketine katılan kadın, genel olarak kayıtsız şartsız özgürlük düşüncesiyle aile için vazgeçilmez olan kural ve değerleri hiçe saymakta; esasen sosyal hayatın hiçbir alanında hiçbir insan için geçerli olmayan "Kendi hayatımı canımın istediği şekilde yaşamak hakkımdır!" şeklindeki anlayışı, bütün değerlerin üstünde bir değer ve kanun kabul eder. Bu telakki, bütünüyle ahlaki değerler ve kurallar ile kutsallık kazanan aile yuvasının iğreti bir hal almasına, kadın ve erkeğin, aile sorumluluklarını çekilmez bir yük ve bir tür esirlik gibi algılamalarına yol açmaktadır."

Mentaliteyi size aktarmak için uzun alıntılar yapıyorum. Feminizm olgusuna ancak bu kadar yüzeysel ve önyargılı bir yaklaşım olabilir. Metinde "Sözde kadın haklarını savunan feminizm..." deniyor. Demek ki, kadın hakları için verilen bunca mücadele ve elde edilen haklar hep sözde.

Gelelim metnin can alıcı noktasına: " On dört yüzyılı aşkın İslam tarihi boyunca müslüman toplumlarda, Batı'da ortaya çıktığı şekliyle bir kadın sorunu, buna bağlı olarak da kadının ezilmişliği ve kurtarılması, kadın hakları gibi sosyal hareketler olmamıştır." Demek ki, müslüman toplumlarda kadın sorunu yok. Eşitsizlik yok. Kadına yönelik şiddet yok. Müslüman toplumlarda kadınların durumu güllük gülistanlık. Sorun Batı toplumlarında. Feminizm de zaten gavur icadı. İşte size, 2008 yılında resmi bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kadın konusundaki görüşü. Müslüman ülkelerde kadınların durumundan Diyanet'in hiç mi haberi yok? Doğrusu merak ediyorum. Madem ki müslüman toplumlarda kadın sorunu yok, acaba Atatürk niye kadın haklarına büyük önem verdi? Neden İsviçre Medeni Kanunu'nu uygulamaya koydu. İsviçre Batı ülkesi değil mi? Yoksa hata mı yaptı?

Peki, müslüman toplumlarda kadın sorunu yoksa konu niye tartışılıyor? Diyanet'in cevabı şu: "Bu gelişmelerin temelinde günümüz müslüman toplumlarında kadın hakları ve anlayışı konusunda ciddi bir krizin yaşanmakta oluşundan çok, Batılı yazarların kendi toplumsal gerçek ve değerlerini, aile hayatıyla ve kadınla ilgili telakkilerini ölçü alarak İslam dünyasına yönelttikleri tenkitler, Batılılaşma taraftarlarının aynı çizgideki önerileri, müslüman yazarların da bunlara cevap verme ve konuyla ilgili özeleştiri yapma gayretleri yatmaktadır" Gördünüz mü kadın haklarını, kadın sorununu niçin tartışıyoruz? Kabahat Batılı yazarlarda, Batılılaşma taraftarlarında ve özeleştiri yapma gayreti içindeki müslüman yazarlarda. Halbuki bunlara hiç gerek yok. Müslüman toplumlarda kadın sorunu yok. Tartışmaya da gerek yok. Bektaşi'nin deyimiyle bunun neresini düzeltelim. Bir devlet kurumunun kadın sorununa yaklaşımı buysa, Türkiye'de durum vahim.

* * * *

Siyasi parti kapatmakla, siyasi yasaklarla Türkiye'nin sorunları çözümlenemez. AKP için açılan kapatma davasıyla Türkiye sancılı bir döneme giriyor. Bunun iç ve dış sonuçları olumlu olmayacak.

   1189 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Kasım 2008, Pazar   Terör, Tac Mahal, Hindistan
27 Kasım 2008, Perşembe   TÜRKPA
23 Kasım 2008, Pazar   Global Eğilimler 2025
20 Kasım 2008, Perşembe   Yine Mustafa
16 Kasım 2008, Pazar   Ekonomide zor dönem
13 Kasım 2008, Perşembe   G-20 zirvesi başarılı olabilir mi?
09 Kasım 2008, Pazar   10 Kasım, 11 Kasım
06 Kasım 2008, Perşembe   Başkan Obama
02 Kasım 2008, Pazar   ABD seçimleri ve dış politika
30 Ekim 2008, Perşembe   ABD seçimleri ve ekonomik kriz



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

BOZULDUK... ÇOK BOZULDUK

Hasan Hastürer

Partiler gücü oranında zarar da verir...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Dubai'den mesaj var: Oradaki Türklere ...

Ahmet Tolgay

Devlet ve belediye malı, deniz mi?...

Bilbay Eminoğlu

Bu adaletsizlik, daha ne kadar sürecek?...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Gidişat nereye?

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

AYTUĞ ÖLDÜ!

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital