|
1994 yılında, Ruanda'da, yüz gün içerisinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu katledilmiş, soykırım gerçekleştirilmiş, nehirler cesetlerle dolmuştu. Medeni Batı, bu soykırımı izlemekle yetinmiş, uluslararası hukuk gereği müdahale zorunluluğu ortaya çıkmaması için soykırım tanımını engellemişti. Bu nedenle, Ruanda'da gerçekleştirilen soykırım konusunda Batı'nın sorumlulukları var. Nitekim Başkan Clinton, bu konuda daha sonra özeleştiri yapmıştı.
Ruanda'da gerçekleştirilen soykırım konusunda en fazla suçlanan ülke Fransa. Fransa, soykırımı gerçekleştiren Hutu hükümetinin en yakın dostu ve destekçisiydi. 1994'te yaşanan soykırımda Fransa'nın rolü hep tartışılan bir konu olmuştur. Bu konuda Fransız yetkililerin şimdiye dek attığı en ileri adım, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in ülkesinin soykırımla ilişkisi olmadığını söylerken "bazı siyasi hatalar" yapılmış olduğunu kabul etmesiydi. Sn. Kouchner, bu siyasi hataların ve varsa Ruandalılar için faturasının ne olduğunu ortaya koysa iyi eder.
Ruanda hükümeti, geçen salı günü, Fransa'yı resmi olarak soykırımda aktif rol oynamakla suçladı. Fransa'nın soykırımdaki rolünü araştırmakla görevlendirilen bağımsız bir komisyon, iki yıllık çalışmadan sonra, 500 sayfalık bir rapor hazırladı. Ruanda hükümeti, bu rapor temelinde, aralarında Fransa eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterand, eski Başbakanlardan Eduard Balladur, Allain Juppe, Dominique de Villepin'nin de bulunduğu on üçü politikacı, yirmisi asker, toplam 33 kişiyi yüzbinlerce Tutsi'yi katleden Hutu hükümetine siyasi, askeri, diplomatik ve lojistik destek sağlamakla suçluyor. Raporda, Fransa'nın soykırım hazırlıklarından haberdar olduğu, bu hazırlıklara katıldığı, cinayetlerde faal rol oynadığı ileri sürülüyor. Ruanda hükümeti, raporda suçlanan Fransız yetkililerin adalet önünde hesap vermelerini talep ediyor. Ruanda hükümetinin bu resmi suçlamaları ile, Ruanda ile Fransa arasında bu konuda uzun süredir yaşanan tartışmaların yeni bir aşamaya girdiğine kuşku yok.
Fransa'yı suçlayan raporda, Hutu rejiminden ele geçirilen belgelere yer veriliyor. Fransa'nın Ruanda ordusuna büyük miktarda silah yardımı yaptığını, Fransız askerlerinin soykırımı gerçekleştiren Interahamwe milislerini eğittiğini, yer yer çatışmalara katıldığını bu belgelerin kanıtladığı iddia ediliyor. Fransa, soykırım gerçekleştiren bazı Hutuları korumakla da suçlanıyor.
Fransa, Ruanda hükümetinin suçlamalarını reddediyor. Salı günü açıklanan rapor konusunda Fransız yetkililer yorum yapmak istemediler. Önce raporu incelemeleri gerektiğini söylemekle yetindiler. AB dönem başkanlığını yürütmekte olan bir ülkenin soykırıma katkı yapmakla suçlanması, elbette küçümsenecek bir olay değil. Kendini temize çıkarmak için Fransa'nın tarihinin bu dönemi ile yüzleşmeyi kabul etmesi ve konuyu iyice araştırması, varsa suçluları cezalandırması gerekecek. Aksi takdirde bu suçlamalar devam edip gidecek.
Sadece Ruanda değil, tarihsel süreç içinde Fransa'nın dünyanın çeşitli bölgelerinde oynadığı emperyalist rolün karanlık yönlerinin ortaya çıkarılması, bunlarla yüzleşmesi, bu ülkenin ve halkının yararına olur.
Ruanda Araştırma Komitesi'nin raporu önemli iddialar içeriyor. Bu iddiaların kanıtlanması için mahkemede ele alınıp incelenmeleri gerekiyor. Mahkeme kararı olmadığı sürece bunlar sadece iddiadır. Ancak, Fransa'nın mahkemeye gitmeyi kabul etmesi beklenmiyor. Bu durumda konu ile ilgili tartışmalar devam edecek.
Uluslararası ilişkilerde adalet değil güç önemlidir. Fransa, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi, AB'nin en önemli ülkelerinden biri ve nükleer güç olarak, Ruanda gibi küçük bir ülkenin kendini sanık sandalyesine oturtmasına izin vermez. Diğer büyük güçler, bu konuda Fransa'ya baskı yapmaz. AB sesini çıkarmaz. Dolayısıyla, 500 sayfalık raporun önemli sonuçlar doğurmasını beklemek hayalcilik olur. Ruanda soykırımı konusunda yöneltilen suçlamalar, olsa olsa Fransa'nın imajını biraz zedeler. O kadar.
Dünyanın Ruanda'da yaşanan soykırımla ilgili tüm gerçekleri öğrenmesi herhalde çok uzun zaman alacak. Belki gerçekler hiç bir zaman ortaya çıkmayacak. Yine de, Fransa'nın bu yeni rapora vereceği cevabı ve takınacağı tavrı merakla bekliyoruz.
|