Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk"
Trafikte 894 sürücü rapor edildi

YORUMLANANLAR
Avcılar eyleme gidiyor [2]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [4]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [1]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [2]
Hükümet yazı görmez [5]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [2]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]
Geri döndü [9]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
KAPARİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR [5]
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR [2]
Çağın vebası AIDS [1]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [2]



Müzakereler başlarken

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Eylül 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Doğrudan müzakereler dün resmen başladı. Böylece, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında önemli bir sürece girildi. Geçmişte bir çok kez böylesi müzakereler başlamış ama sonuca ulaşılamamıştı. Şimdi başlayan müzakere sürecinin "çözüm için son şans" olduğu söyleniyor. Geçmişteki müzakere süreçlerinde de benzeri şeyler söylenirdi. Ne var ki, gelinen noktada "son şans" değerlendirmesi gerçeğe çok yakın. Şimdi başlayan müzakerelerde de sonuç alınamaması, çözüm çabalarını uzun süre çıkmaza iter. Aradan geçen süre içinde ne gibi gelişmeler yaşanabileceğini ise kimse bilemez.

Müzakerelerin sonunda çözüme ulaşılması kadar nasıl bir çözüme ulaşılacağı son derece önemli. Dünkü ilk görüşmeden sonra Rum tarafı adına yapılan açıklamada çözümün içeriğinin nasıl olması gerektiğine ağırlık verildi. Bu rastlantı değil. Rum tarafı, 21 Mart sürecinden bu yana kendi taleplerini sistemli bir şekilde ortaya koydu. Ana hatlarıyla çözüm vizyonunu belirledi. Müzakereleri bu zeminde sürdürecek. Görüşmeden sonra Kıbrıs Türk tarafı adına yapılan açıklamada garanti ve ittifak anlaşmaları gibi bir kaç konu dışında dilek ve temenniler ağırlıktaydı. Müzakereler başladığına göre Türk tarafının da çözüm vizyonunu netleştirmesi gerekir. Zaten müzakereler tarafların vizyon ve talepleri temelinde yapılacak.

Müzakerelerin süresi konusunda Türk tarafının aceleci bir tavır sergilediği gözlemleniyor. Müzakerelere sıfırdan başlanmadığı, dolayısıyla çok uzun sürmeyecekleri söyleniyor. Rum tarafı ise, dar takvimlere karşı olduğu görüşünü tekrarlıyor. Tarafların bu pozisyonunda AB-Türkiye ilişkileri açısından bazı mülahazaların sözkonusu olduğu malum. Ancak, konuya bu çerçeve dışında baktığımızda, çözümün kalitesinin, kalıcılığının, dengeli olmasının, zamandan daha önemli olduğunu görürüz. Taraflar kısa sürede bir uzlaşmaya varabilirse ne ala. Ancak, süreye değil, çözümün detaylarına önem vermek daha iyi bir yaklaşım olur gibime geliyor. Şeytan detaylarda saklıdır. İyi bir anlaşma için daha uzun süre gerekiyorsa, bunun sakıncası olmaz.

Yorumcular, yeni başlayan süreçte Annan Planı sürecindeki heyecanın var olmadığına dikkat çekiyor. Şimdiki müzakereler, hem içte, hem de dışta farklı koşullarda gerçekleşiyor. Bu nedenle gerek kamuoyunun, gerekse dış faktörlerin farklı davranması çok doğal. Sanırım hem Kıbrıslı Türkler, hem de Kıbrıslı Rumlar ihtiyatlı bir bekleyiş içinde. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları ihtiyatı beraberinde getiriyor. ABD, İngiltere, AB gibi dış faktörler bu kez fazla önde görünmeme, perde gerisinde çalışma yapmayı yeğliyor. Bu nedenle Amerikalı, İngiliz diplomatlar Annan Planı sürecinde olduğu gibi ortalarda dolaşmıyor, arka arkaya açıklama yapmıyor. Türkiye ve Yunanistan için de aynı şey söylenebilir. Resmi düzeyde hem Türkiye, hem de Yunanistan'ın gelişmeleri çok yakından izlediklerine kuşku yok. Ancak, fazla ön plana çıkmıyorlar. Türk medyasında Annan Planı döneminde Kıbrıs'a gösterilen ilgi şimdi yok. O dönemde Kıbrıs sorununu bilen, bilmeyen her köşe yazarı Kıbrıs'la ilgili yazı yazıyordu. Şimdi durum farklı. Yunanistan için de aynı şey söylenebilir.

Kıbrıs sorunu gibi zor ve karmaşık bir sorunda müzakere sürecinde bilgi, tecrübe, profesyonellik son derece önemlidir. Noktanın, virgülün büyük öneme sahip olduğu böylesi süreçlerde yapılacak hataların bedeli büyük olur. Böylesi hataları sonradan düzeltme imkanı hemen hemen yoktur. Bu nedenle, müzakerelerin kılı kırk yararak sürdürülmesi, konunun uzmanlarından geniş bir şekilde yararlanılması son derece önemli.

Bu süreçte özellikle liderlerin sorumluluğu çok büyük.

Her müzakereci, masada müzakere yaparken kamuoyunun desteğine sahip olmak ister. Halktan gelen destek müzakerecinin elini güçlendirir. Bu çerçevede mümkün olan en geniş çevrelerin desteğini almak, toplumsal birlik oluşturmak son derece önemli. Dimitris Hristofyas, böylesi bir birliği büyük oranda oluşturmuş durumda. Bu nedenle müzakerelerde Rum siyasi partileri, sivil toplum örgütleri ve kamuoyunun desteği arkasında olacak. Kıbrıslı Türkler için aynı şeyi söylemek zor. Bu konuda, hem iktidara, hem de muhalefete düşen görevler var.

Müzakereler başladı. Her başlangıç bir umuttur. İhtiyatlı bir iyimserlikle gelişmeleri izleyeceğiz.

   916 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Kasım 2008, Pazar   Terör, Tac Mahal, Hindistan
27 Kasım 2008, Perşembe   TÜRKPA
23 Kasım 2008, Pazar   Global Eğilimler 2025
20 Kasım 2008, Perşembe   Yine Mustafa
16 Kasım 2008, Pazar   Ekonomide zor dönem
13 Kasım 2008, Perşembe   G-20 zirvesi başarılı olabilir mi?
09 Kasım 2008, Pazar   10 Kasım, 11 Kasım
06 Kasım 2008, Perşembe   Başkan Obama
02 Kasım 2008, Pazar   ABD seçimleri ve dış politika
30 Ekim 2008, Perşembe   ABD seçimleri ve ekonomik kriz



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

BOZULDUK... ÇOK BOZULDUK

Hasan Hastürer

Partiler gücü oranında zarar da verir...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Dubai'den mesaj var: Oradaki Türklere ...

Ahmet Tolgay

Devlet ve belediye malı, deniz mi?...

Bilbay Eminoğlu

Bu adaletsizlik, daha ne kadar sürecek?...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Gidişat nereye?

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

AYTUĞ ÖLDÜ!

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital