|
Transferde bu sezon ilkleri yaşıyoruz.
Sezon başında yeni yönetmenliğe göre futbolcularla imzalanan sözleşmeler sonrasında bu günlerde yaşadığımız ara transfer değişik bir noktaya geldi.
Özellikle transfer piyasasında yaşanan durgunluk en belirgin özellik.
En çok denenen yolun futbolcu takasları olduğu dikkate alınırsa bedel karşılığında futbolcu almanın ne kadar zorlaştığı görülüyor.
Bir başka dikkat çeken nokta ise takımlarından ayrılma isteyen futbolcuların eski kadar kolay davranamamaları.
Çünkü sözleşmesi olan bu futbolcuların gitmek istediği ve gidemediği durumlarda isyan bayrağını açabilmesi o kadar kolay değil.
İmzaladığı sözleşmenin hükümlerine göre istese de istemese de takımında devam etmek, antrenmanlara sözleşmedeki şartlara göre devam etmek ve maçlarda istenen forum düzeyini tutturmak zorundadır.
Bunları yapmazsa sözleşmede yazılan maddi cezaları ödemek durumu ile karşı karşıya kalabilir.
İşte bu nedenlerden dolayı futbolcular eğer futbol oynamaya niyetleri varsa ve eğer bu işten belirli bir maddi kazanç sağlamaya devam etmek istiyorsa, geçmişte olduğu gibi ben küstüm oynamam deme şımarıklığında olamazlar.
Madalyonun ters tarafına bakılınca kulüpler de bu sözleşmeler nedeniyle dikkatli olmak durumundadırlar.
Geçmişte bir futbolcunun kaderi yöneticinin iki dudağının arasında iken şimdi karşılıklı atılan imzalar var.
Yani bir futbolcu eğer gitmek isterse onun transfer bedelini belirleyecek olan yöneticiler on defa düşünmek zorundadır.
Futbolcusunun sırf gitmemesi için anormal rakamlar istemek ve transferi çıkmaza sokmaya çalışmak artık doğru bir yaklaşım değildir.
Öyle yüksek rakamlar yazılan bir futbolcunun eğer transferi gerçekleşmezse sezon sonunda kendi kulübü ile masaya oturduğu zaman yöneticilerine yarım sezon için kendisine biçilen değeri hatırlatacağını ve ona göre yeni fiyatının belirlenmesini isteyeceği unutulmasın.
Bir başka gerçek ise ortaya konan rakamlar açısından vergilendirmenin getireceği yükümlülüklerdir.
Bu hem futbolcu, hem kulübü, hem de onu alacak diğer kulüp açısından önemlidir.
Eskiden gazetelere yansıyan gerçek rakamlarla, federasyona bildirilen rakamlar arasında uçurumlar varken şimdi ortada karşılıklı imzalanan sözleşeme olduğu için gerçeklerden kaçmanın olanağı kalmamıştır.
Yani bir futbolcuya ara transferde bir futbolcunun, kulübünün, diğer kulübün vereceği, alacağı rakamlar sözleşmede yazılı olduğu için bunun vergisi de doğru orantılı olarak uygulanacaktır.
Eğer sezon başında bazı kulüplerin herkesi ahmak yerine koyarak sözleşmelerinin tümüne de yazdığı 10 YTL. aylık, 100 YTL. transfer ücreti gibi komik rakamlar varsa bunun gerçeğini tespit etmek de Futbol Federasyonu ve Maliye Bakanlığı Vergi Dairesinin görevi olacaktır.
Sezon başında çok tartışılan yeni düzenleme belli ki uygulandıkça aksaklıkları görülecek ve düzeltilecektir.
Ancak bir gerçek var.
Yeni transfer ve sözleşme düzenlemeleri ile geçmişte yaşanan aksaklıklar bir adım olarak disiplin altına alınmıştır ve ciddi uygulanması, aksaklıkların düzeltilmesi ile taşları yerine oturtacaktır.
Duvar
Spor yazarları, antrenörler, hakemler, gözlemciler eğitim için Antalya'da. Yavruvatan Antalya
3 söz 3 yorum
Akraba federasyonların birleştirilmelerini, maddi, manevi daha güçlü olmalarını hedefliyoruz (Ö.Düzgün-Başbakanlık Müs.)
Sayın müsteşar aslında bu federasyonlar amip gibi bölünerek çoğaltılırken hata yapılmıştı. Şimdi akraba federasyonları bırakınız kardeş olanları bile birleştirmek isteseniz birbirlerini boğazlarlar. İşiniz zor vallahi.
Ayhan Kurt ile görüştük, başkanlık için yarım sezonda hedefe varamayacağımızı düşündük (H.Erdil-YAK eski Bşk.)
Doğrudur yarım sezon özellikle de büyük hedefleri olanlara yeterli olmaz. Ancak hem Hasan Erdil, hem de Ayhan Kurt tam sezon Yenicami'de başkanlık yaptılar. Takım nerede ise küme düşüyordu. Hem de tam sezonda.
Kaymaklı'da 4 sezondur Sakallı görevde, başarısı ortada, Çetinkaya sürekli antrenör değişiyor (S.Göktaş-Ant.Der.Bşk.)
Süleyman hocam bu işte bir terslik var galiba. Sakallı ile başarılı bulduğunuz Küçük Kaymaklı'nın son 4 sezonda kaç şampiyonluğu var? Sürekli antrenör değiştiren Çetinkaya'nın kaç şampiyonluğu var bakınız?
YORGAN GİTTİ...
Hiç bağları ve alakası olmayan iki spor dalı. Cimnastik ve Judo, Hapkido, Kickboks. Birinde estetik, diğerinde vuruş, kırış, döğüş. Birbirleri ile taban taban zıt bu iki federasyonun sporcuları nasıl olmuşsa ayni salonda buluşturuldular. O gün, bu gündür, o ondan şikayet etti, o diğerinden. İkisi de salonun kendilerine ait olduğu iddiasını birbirleri ile didişerek sürdürdü. Sonunda Judo, Hapkido, Kickboks Federasyonu'na başka bir çalışma yeri gösterilince sorun çözülür gibi oldu. Cimnastikçiler depolarda tutukları aletlerini ortaya çıkarmaya başladılar ancak diğerleri pek mutlu değiller, itiraza devam ediyorlar. Doğrusu, bu iki federasyonun ayni salonda çalışmaları uygun değildi. O kadar federasyon kurarsanız çalışacak yer bile bulamazlar.
AKLIN YOLU...
Bir kavga, bir kıyamet. Bir kaşık suda kopartılan fırtına. Ve sonunda aklın yolunun bir olduğu gerçeği görülerek yanlıştan geri dönme. Peki o kadar yaygaraya, insanları o kadar isyan ettirmeye, otoriteyi sarsmaya gerek var mıydı? Bu yıl Ortaokullar voleybol finallerine kalan 8 okuldan 7'si Mağusa bölgesinden, 1'i ise Esentepe'den. Mağusa bölgesi okulları da 3 gün sürecek finaller için Milli Eğitim Bakanlığının finaller yeri olarak açıkladığı Lefkoşa'ya gelip gitmenin mantıklı olmayacağı, masraf olacağını gerekçe gösterdi ve maçların Mağusa'ya alınmasını istedi. Önce katı bir ret ile okulların boykotuna uğrayan bakanlık Lefkoşa-Mağusa şeklinde orta yolu bularak finalleri başlattı. Bu kadar basit bir çözüme bile kavga ile gidiyoruz.
12'DEN 6'YA...
Spordan sorumlu Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün açıkladı. Geçen yıl 12 milyon YTL. olan müşterek bahislerin yani "Bet"lerin geliri bu yıl yarı yarıya düşecek. Yani 6 milyon YTL.ye düşecek. Türkiye'den kaynaklanan katı ve yasakçı tutum bazı bet şirketlerinin KKTC'deki durumlarını yeniden gözden geçirmelerine neden oldu ve gelir bu nedenle yarı yarıya düşme noktasına geldi. Bu büyük bir tehlikedir. Spora ayrılan kaynağın yarı yarıya kurumasıdır. Federasyonlara sağlanan maddi katkı oranı yanında büyük alt yapı yatırımlarının yarı yarıya azalması demektir. Zaman zaman abartılı bir tarzda betlere saldıranlar olaya bir de bu açıdan baksınlar. Sporda bu kaynak da kurursa eski hamam eski tas geriye döneceğiz. Bu kadar basit.
Bayanlar kızınca!
Geçen hafta, Gönyeli'ye verilen seyircisiz maç cezasına itiraz eden Gönyeli taraftarı bayanların tepkilerini federasyona değil de olayın kaynağı, taraftar grubu Red&White göstermeleri gerektiğini yazdım. Konuyu ne kadar sonlandırmak istesem de, eski Milli Eğitim Bakanı Erbil Akbil'in eşi, sporcu kimliği ile bildiğimiz Hülya Akbil hanımdan Gönyeli taraftarı bayanlar adına o yazıya bir açıklama gelince devam etmek zorunda kalıyorum. "Sayıları 3-5'i geçmeyen taraftarların kavgasını rakip takım sempatizanı spor yazarlarının abarttığı" yaklaşımını ileri sürmek, sayı bilmemekle eşanlamlıdır. Ama asıl önemlisi spor yazarlarını hangisini olduğunu bilmediğim "rakip takım" taraftarı olmakla suçlamak aydın bir bayan taraftara hiç yakışmıyor. Yine bir başka sütunda "lig kapandı holigancıklar şimdi kimi dövecekler" şeklindeki espriye de "Red&White'lı taraftarlar holigancık değil taraftardır" diyerek bir yanlış daha ve suçluluk psikolojisi ile savunma yapılmıştır. O espride hiçbir takımın taraftarı işaret edilmemiş, hiçbir adres gösterilmemiştir. Hülya hanım eğer kendi taraftarının bu şeklide görüldüğünü düşünüyor ve her yazılan holigan benzetmesinin adresi olarak onları görüyorsa bu da onun sorunudur. Federasyonu protesto için götürülenin "çiçek mi, çelenk mi" olduğu sığ tartışmasına girmiyorum bile. Niyet önemlidir. Niyet de federasyonu verdiği ceza için protesto etmekti. Bu çiçekle de olur, böcekle de. O kadar basit.
Onuncu 1
Kartallar gece uçmaz, gece uçan kuş nedir?
Onuncu 2
Keşke her maçımızda tribünler böyle olsa. Okul maçlarında bu güzelliği yaşatan gençlerimizin lig maçlarına getirtebilirsek her şey daha güzel olacak.
|