Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
15 dakikada böyle oldu
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı
Asrın deneyi, dünyaya bakışı değiştirebilir
Erol'la gururlandık
Kendi içimizde hazır hale gelmeliyiz
Kalçada, Jennifer Lopez ve Beyonce'yi geride bıraktı
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek
Gönyeli'nin lige mesajı:3-2
Zeytincilik semineri bugün
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki"

YORUMLANANLAR
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [3]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [1]
15 dakikada böyle oldu [1]
Devlet, yok oluşumuzu durdurmalı [1]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [1]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [1]
İktidara adayım [2]



Uyuyan dev uyanıyor(muş)!..

Songuç KÜRŞAD

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Şubat 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Federasyonların fazlalığı konusunda her zaman itirazım oldu.

Küçücük bir ülkenin spor yapabilecek nüfusu ortada iken 30 tane federasyonun neye hizmet ettiğini anlamış değilim.

Zaman zaman popülist yaklaşımlar, bazen de herkesin spor yapabileceği bir branş bulması adına ama en önemlisi olimpik sporları kuralım da dünya bizi kabul noktasında geri çevirmesin mantığı ile federasyonlar kuruldu.

Sık sık gündeme getiriyorum.

Bazı federasyonların yıllardır ligi yok.

Bazı federasyonların sporcusu bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar.

Bazı federasyonlar sadece tabela üzerinde görünüyorlar.

Birçok federasyonun özerklik adına yerine getirmesi gereken kulüp sayısını naylon isimlerle ancak sağladığı biliniyor.

Nerede ise ayni sporu yapan bazı federasyonların ayrı ayrı isimlerle faaliyet göstermesi söz konusu.

Ancak en önemlisi devletin federasyonlara ayırdığı maddi kaynağı bölüşme noktasında ne kadar çok federasyon o kadar az pay gerçeği ortaya çıkıyor.

Ortada bir pasta var ve bu pastanın dilimleri ne kadar çok parçaya bölünürse o kadar incelmiş oluyor.

Bu durumda ne yazık ki federasyon başkan ve yöneticilerini sürekli olarak devletin kapısında eli açık bekleyen modern dilenci pozisyonuna getiriyor.

Futbola ayrılan 2.5 trilyonluk katkının homurtularını duyar gibiyim.

Doğrudur.

Futbol ve geriye kalan diğer 29 federasyon arasında derin bir uçurum var.

Tabii bu bir arz ve talep meselesidir.

Futbola devletin, medyanın, insanların ve sporcuların ilgisi onun ülkenin birinci sporu olmasını getiriyor.

Şimdi futbola ayrılan bu kadar kaynağa rağmen kalite olarak geri dönüş sağlanıyor mu tartışmasına girmeyeceğim.

Ancak futbol ve bağlı kuruluşları devleti kendilerine kaynak sağlaması konusunda zorlarken ve baskı unsurlarını çok iyi çalıştırırken uyuyan diğer federasyonlar iş işten geçtikten sonra seslerini yükseltmeye başladılar.

2.5 trilyonluk futbol havuzu benzeri bir oluşum için daha önce de girişimler yapan ancak somut sonuç alamayan federasyonlar yeni bir hareketlenme içine girdiler.

Ancak ilginçtir kendilerinin kaderi ve geleceği açısından önemli bir mücadele başlatma noktasında bile federasyonlar ilgisizliklerini sürdürme eğilimini sürdürüyorlar.

Son yapılan toplantıya 30 federasyondan ancak 13'ünün katılması nasıl bir noktada olduklarının göstergesidir.

Tek başına futbol, mücadelesini başlattığı zaman futbol olgusunun içerisindeki tüm kesimleri de yanına alarak devlete karşı büyük bir baskı unsuru oluşturmuştu.

Federasyonlar ise mücadele planlarını yapacakları toplantıya 13'e karşı 17 eksikle yeni yenilgiyle başlıyorlar.

Federasyonlar şapkalarını önlerine koyarak birleşerek güçlenme gerçeğini ortaya koymalıdırlar.

Benzer federasyonlar birleşmeli, sporcusu ve faaliyeti olmayanlar bizden bu kadar diyerek kenara çekilmeli, az ve güçlü federasyon yapısı ortaya çıkmalıdır.

30 güçsüz federasyon yerine 10 tane güçlü federasyon devlet üzerinde istediği baskıyı çok daha rahat kurabilir.

Duvar

Hamitköy'e yenilen Çetinkaya "13'de 13" kazanma hayalini bitirdi. Sırada 13'de 12 var

3 söz 3 yorum

Hakem dostu olan Cemal Bulutoğluları şefkati ile hakemliğe ivme kazandırıyor (N. Burgul-MHK Bşk.)

Bu hakemlere şefkatli, hakemliğe ivme kazandıran Cemal ile Çetinkaya başkanı olan Cemal aynı kişi değil mutlaka. O dönemde hakemlere pet şişe atan, spor programlarında onları paçavra eden bu Cemal olamaz.

İlk kez yapacağımız kros yarışını hava koşulları nedeniyle ertelemek zorunda kaldık (Atletizm Fed.)

Duyan da zanneder Doğu Anadolu'dayız. Kar 2 metre, tipiden göz gözü görmüyor, hava sıcaklığı -25 derece, bütün köy yolları düşen çığlar nedeniyle kapalı, fırtınanın şiddeti üst derecede. Erteleme yerinde oldu.

Yenicami'yi minimum zararla olağanüstü genel kurula götürmek zorundayız (D. İnceer-YAK Asbşk.)

Bunun minimumu mu kaldı? Zarar maksimumu bile çoktan geçti. 70 bin YTL. borç. Antrenör yok. Başkan yok. Divan yok. Takımda kazanma arzusu yok. Maç kazanma becerisi yok. Daha ne kadar zararı olur ki bunun?

KOŞ DİLEK KOŞ...

Kötümser olmamızı gerektiren onlarca olayın yaşandığı sporda zaman zaman gelen güzel haberler umutlarımızı yeniden yeşertiyor. Dilek İyihasırcı'nın atletizmde yakaladığı ivme bu güzelliklerin başında geliyor. Türkiye Salon Atletizm Şampiyonasında 60 metre ve 60 metre engellide herkesten hızlı olan ve Türkiye Şampiyonluğunu kazanan Dilek, Türkiye Milli Takımı adına Atina'da yarışacağı Balkan Şampiyonasında kürsüye çıkması hepimizi yeniden onurlandıracaktır. Topu iki kez tekmeleyenlerin transferde binlerce sterlinle takım değiştirdiği, aile geçindiren bir kişinin kazandığı paradan fazla aylık ve primlerle profesyonelleştiği ancak aldığı ile kalite ve başarısı kıyaslanmayan futbolcuya inat koş Dilek koş.

VICIK VICIK...

Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları'nın özellikle spor camiasına yaptığı yardımları bilmeyen yok. Futbol Federasyonuna bağlı Merkez Hakem Kurulu üyeleri ile Hakemler Derneği yöneticilerinin Bulutoğluları'na yaptığı son ziyarette sergilenenler çok ilginç. Çetinkaya başkanlığı yaptığı dönemde federasyonla en çok kavga eden, MHK'yı her hafta devirme girişiminde bulunan, nerede ise her hakemle kavgalı olan, maçlarda hakemlere en çok tepki koyan başkan olan, zaman zaman hakem atamalarına müdahale eden ve talepte bulunan, federasyon ceza kurullarınca cezalandırılan başkana hakemliğin manevi ilahı gibi methiyeler düzmek onu onore etmekten çok, ortaya tepki gören vıcık vıcık bir görüntü çıkardı.

ÖZELEŞTİRİ...

Spor basını olarak önemli bir misyonumuz var. Sporun daha iyi noktaya gelebilmesi, yaygın ve doğru olarak algılanabilmesi için sporla okuyucu, dinleyici, izleyici arasında köprü oluyoruz. Birçok arkadaşımızın yıllardır sporun içerisinde olmasının getirdiği bilgi birikiminden yararlanmak isteyen sporun diğer kesimleri onları kendi çalışma alanlarında değerlendirmek isterler. Antrenörlük, hakemlik, federasyon ve kulüp yöneticiliği görevlerini de üstlenen spor yazarı arkadaşlarımız zaman zaman hem kendileri sıkıntı yaşarlar, hem de spor yazarları olgusunu sıkıntıya sokarlar. Bu hassas dengeyi kurmak iki, hatta üçlü görev üstlenen spor yazarlarının görevidir. Tarafsızlık spor yazarlarının vazgeçilmezi olmalıdır.

OKUL VE SPOR...

Okullar düzeyinde voleybolda yakaladığı başarı ve şampiyonluklarla dikkat çeken Esentepe'nin Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığını ziyaretinde en büyük beklentilerinin bir spor salonu olduğu ortaya çıktı. Yüzde yüz haklıdırlar. Bu kadar başarı yakalayan, önemli bir potansiyele sahip bir bölgenin spor salonu ihtiyacının karşılanması gerekir. Ancak bu beklenti yanıtlanması gereken başka noktaları da gündeme getiriyor. Spor teşkilatının yaptırdığı salonlar eksiksiz mi? Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki spor salonlarının kullanımı bir plan ve politika çerçevesinde mi gerçekleştiriliyor? Önce bu soruların mantıklı olarak yanıtlanması gerekiyor. Mevcut salonların birçok eksiği var. Yapımdan kaynaklanan yanlışlar var. Zaman içinde ortaya çıkan aksaklıklar var. Bunların bir plan çerçevesinde giderilmesi ve salonların tam kapasite ile hizmet vermesinin sağlanması gereklidir. Ondan sonra da Esentepe örneğinde olduğu gibi ihtiyaç olan bölgelere küçük ölçekli salon yapımı için politika üretilmelidir. Ama asıl önemlisi okullarda bulunan ve spor teşkilatının maddi olarak büyük katkı koyduğu salonların kullanımı konusunda yaşanan tıkanıklığın aşılabilmesidir. Milli Eğitim Bakanlığı ile spor teşkilatının bu konuda bir protokol ile uygun olan salonların özellikle okul saatleri dışında bazı federasyonlara kullandırılabilmesi için gereken düzenlemeler yapılmalıdır. Okul saatleri dışında atıl kalan bu salonların antrenman ve bazı maçlar için devreye konması kaçınılmazdır.

Sorular... sorular...

İskele'deki spor salonunda voleybol maçı oynatmaktan mutlu olduğunu söyleyen Voleybol Federasyonu Başkanı Enver Kaya bu bölgeden de voleybol takımı oluşturulmazsa o salona başkalarını götürerek maç oynatmanın taşıma su ile değirmen döndürmek olduğunu bilmiyor mu?

Maç günü ava giden futbolcularla hakemlerin farklı olduğunu söyleyen Hakemler Derneği Başkanı Abdullah Özsusuzlu, hakemlerin yorulmamalarını biyonik adam olmalarına mı bağlıyor, yoksa hakemlerin ciplerin içinde sürek avı yapan safariciler gibi mi avlandıklarını söylüyor?

Ligin ilk devresinde son üç sıraya çöken Gençlerbirliği, Hamitköy ve Lapta'nın ikinci devrenin ilk maçlarında güçlü Çetinkaya, Türk Gücü ve Türk Ocağı karşısında galip gelmeleri Ozanköy ve Yenicami'nin başlarına çorap örmeye başladıklarının işareti mi?

Atletlerimizi İzmir'deki Türkiye Salon Atletizm yarışmalarına götüren ancak onları orada bırakarak başka bir kente, başka bir takımı çalıştırmak için kaçan antrenörlerinin boynuna kafile adaya dönünce uçak alanında yöneticiler çiçeklerden oluşan o çelenklerden takılacak mı?

   700 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
13 Ekim 2008, Pazartesi   Gönyeli muradına erdi..
11 Ekim 2008, Cumartesi   Yarıbuçuk da olsa Gönyeli...
10 Ekim 2008, Cuma   Görüntüsüz program tatsız yemek!!!
04 Ekim 2008, Cumartesi   "Şura", olmazsa bura...
26 Eylül 2008, Cuma   2 aylık tatlı rüya...
19 Eylül 2008, Cuma   Başkan değil, avukat Adal..
15 Eylül 2008, Pazartesi   Hangi MOK'u dinleyeceğiz?
12 Eylül 2008, Cuma   Dirhemini yiyen köpek kudurur
08 Eylül 2008, Pazartesi   Havuzda boğulmayalım da!
05 Eylül 2008, Cuma   Masada kalan mı, masadan kalkan mı?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

GÜNEYE KAYAN TÜKETİCİNİN DERDİ YALNIZCA Fİ...

Hasan Hastürer

Bu yazıyı aklınızla okuyun, kalbinizle de ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Yağmur bereketiyle olumsuzluklar giderken....

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET...(1)

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital