|
Son günlerde sporumuzda birçok şeyi değiştirme, var olanların yerine yeni oluşumlar getirme, adeta moda halini aldı.
Değişim iyi bir aktivite ancak değişime giderken uygulanacak yöntem değişimden daha da önemlidir. Her kafadan bir ses çıkıyor. Kuşkusuz, herkes doğru bildiğini savunacak, iyileri ve kötüleriyle fikirler belli uzmanların süzgecinden geçtikten sonra halk için en hayırlı olanı seçilebilecektir.
Değişimden de önemli olan şey, yöntemdir.
Kıbrıslı Türklerin var oluş mücadelesine ismini altın harflerle yazdırmış kuruluşları sırf birleşme uğruna yok etme lüksümüz herhalde yoktur.
Kulüplerin birleştirilmesi ve her yönden güçlendirilmesi her zaman desteklediğim bir görüştür. Var olan pasta ne kadar çok dilime bölünürse sağlayacağı olanaklar da o derece az olur. Bunun yöntemi, dilim yani kulüp sayısını en aza indirerek, daha büyük pasta dilimlerinden en çok olanağı yaratmak olmalıdır.
Küçük bir köyden çıkan iki-üç takım bir araya gelerek yeni bir oluşum kurduğu zaman o kuruluş köyün malı olacağı için daha güçlü kadro oluşturabilir, birleşmiş bir kulübü yönetecek olanlar da daha huzurlu bir yönetme olanağına kavuşabilir.
Gündemdeki konular arasında Lefkoşa'nın köklü kulüplerinden Gençlik Gücü ile daha önceleri birçok kulübün bir araya gelişiyle oluşan Hamitköy Şafak Haydarpaşa Spor Kulübü'nün birleşmesi de bulunuyor.
Bu birleşmede önemli olan, tarihe mal olmuş ve bugüne dek geçirdiği tüm olumsuz olaylara karşın ayakta durmayı başarmış, "Gençlik Gücü" isminin korunmasıdır. Bu ismi korumak için birçok alternatif üretilebilir.
Başkent Lefkoşa'da sur dibinde kalan kulüp binasına uğrayanların sayısı azalsa da Fikret babaların, Rifat Şenerlerin, Vehat ağabeylerin, AQ1 Cahitlerin, Hüda Reislerin, Fikret Kürşadların ve daha nice unutulmaz isimlerin hatıralarıyla dolu bir kulübü yok edemeyiz, etmemeliyiz.
Binalar sadece bir yapı değil, tarihe mal olmuş anıların yaşadığı mekânlardır. Ve bu mekânlar ancak isimleriyle yaşarsa, tarih de yaşatılmış olur.
|