Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bilinçsiz istekler

Zeki KAYALP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Ağustos 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yeni transfer yönetmeliğinin hayata geçmesinden sonra, futbolcu kardeşlerimizin ne kadar bilinçsiz olduğunu gözlemliyorum. Bilinçsiz diyorum, çünkü talep ettikleri ücretler karşılığında, bonservislerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bir diğer değişle kulüplerin ekmeğine koskoca bal sürüyorlar. Kafalar hep geçmişte kalmış. "Kulüpten ne koparırsam" mantığı halen hükümdarlığını sürdürmek istiyor. "Oynayayım da kazanayım" mantığı yerine, oynamadan kazanayım mantığı ne yazık ki hükümdarlığını koruyor. Ama yeni transfer yönetmeliğinde on aylık talep edilen rakamın dört ile çarpılıp, bonservis bedellerinin otomatik olarak ortaya çıktığını, yani futbolcuların kendi bonservis bedellerini, kendilerinin belirlediğini de bir türlü fark edemiyorlar. Örneğin 10.000 pound peşin 2.000 YTL ayda talep eden bir oyuncunun bonservis bedeli 188.000 YTL'dir. 5.000 pound peşin 1.500 YTL talep eden bir oyuncunun bonservis bedeli 114.000 YTL'ye gelmektedir. Peşinatsız bir sezonda 1.500 YTL talep eden bir oyuncunun bonservis bedeli de 60.000 YTL'dir. Kulübünden peşinatsız bir sezonda 800 YTL isteyen bir futbolcunun bonservisi ise 32.000 YTL'dir. Kısacası yeni transfer yönetmeliğinde bir futbolcu kulübünden yıllık talep ettiği miktarı geçmiş yıllarda olduğu gibi kafasına göre belirleyemeyecek. Diyelim ki belirledi. O zaman da kendisini alacak kulüp bedelini ödemek zorunda kalacak. Bunun en somut örneğini mi istiyorsunuz. Son günlerde Çetinkaya futbolcusu Yasin, transfer borsasının gündem maddesi olmuştur. Yasin, geçen sezon Çetinkaya Spor Kulübü'nden yaklaşık 25.000 YTL almıştır. Yeni transfer yönetmenliğine göre, kulübü Yasin'e maksimum bu rakamı önerir ve Yasin hayır derse. Bonservisi otomatik olarak 100.000 YTL olur. Arzu eden de Yasin'i alır. Tabi, Yasin'in de isteklerini karşılayarak. Bu da eşittir minimum 140.000 YTL. O da eşittir yeni bir daire ve yeni bir araba. Eşitleri toplamaya kalktığımızda ise ortaya "acı ama gerçek" tablo çıkıverir. Birçok zorluğa göğüs gererek, büyük zahmetlerle hayallerdeki sımsıcak yeni bir yuvanın kurulma aşamasındaki rakamlar.

Prensip sahibi kulüpler kazançlı çıkacak

Geçiş döneminde kulüpler kısa vadeli başarılardan çok istikrarlı ve prensip sahibi olup, bonkör olmamalı. Belki de yeni transfer edeceği bir futbolcuya harcayacağı para ile gayrı menkule yatırım yapıp geleceği inşa etmeli. Hatta, altyapısı güçlü olan kulüpler her sene futbolcu yerine birer "ev" transfer etmeli. İşte, o zaman kurumsallaşmanın ve kalıcılığın ilk adımları atılmış olur. İşte, o zaman bölge halkları bu gibi yatırımlara destek verir. Aksi halde, geçmişte yaşanan birçok kötü örneklerle yüz yüze geliriz. Yenicami, Akıncılar, Yeniboğaziçi ve en son olarak Ozanköy katliamları hafızalarımızdan silinmiş değildir. Kişilere özel, kısa vadeli düşünen bazı çevrelerin bilinçsizce yaptıkları harcamalar sonucunda ortaya çıkan "vahim" tablolar halen gözlerimizin önündedir. Bu zihniyetler var oldukça kulüplerin başarı göstermesi mümkün değildir. Başarı gelse bile, inanın kısa ve sahte başarıdır. Çünkü, yeni dönemde bu sektör içerisinde geleceğini ipotek altına alamayanlar, bu diyardan gitmek zorunda kalacaktır. Zaten yeni dönemde kulüpçülük anlayışı da bu olmamalı. Bir plan ve program çerçevesinde istikrarlı, güçlü, prensip sahibi, yatırıma açık, ilk aşamada şampiyonluk hedeflemeyip kalıcılığı savunan, titiz, sabırlı çalışanlar uzun vadede başarıyı yakalayacaktır. Avrupa futbolu bu disiplini aşmıştır. Türkiye futbolu ise bu kavramı yeni yeni anlamaya başlıyor. Bizler ise anlıyor ama kişisel egolarımızı tatmin edebilme, büyüklüğümüzü ve gücümüzü ispatlama adına anlamamayı bir marifet sayıyoruz. Diğer taraftan da harcadığımız milyarlara karşılık, 5.000 YTL'lik bir ödenek için grev yapmayı bir marifet sayıyoruz. Bu ne biçim futbol yapısı ve mantığı anlamak mümkün değil, ama yine de çok iyi anlıyorum.

Transfer çalışmalarında herkese başarılar.

   965 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ağustos 2008, Cuma   Tuhaf işler...
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Üçüncü dünya harbi...
29 Haziran 2008, Pazar   Keçiören Belediyesi, Forest Green ve bizimkiler...
14 Haziran 2008, Cumartesi   Federasyon seçimi hakkında...
01 Haziran 2008, Pazar   Sponsorluk kongresi ve bizimkiler...
29 Mayıs 2008, Perşembe   Üniversite oyunları ve kendi ligimiz...
24 Mayıs 2008, Cumartesi   Mağusa'da birleşim...
17 Mayıs 2008, Cumartesi   Bayan Futbolu hakkında...
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Doğa boşluk tanımaz...
07 Mayıs 2008, Çarşamba   Sporun gelişimi...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital