|
Uzun süren uğraşlar, toplantılar ve fedakarlıklar futbolumuzda yeni bir dönemi başlattı. Temel amaç, futbolcu haklarıyla birlikte, futbolumuzun mali yapısını kayıt altına almaktı.
Söylem ve eleştirilerin tavan, eylemlerin ise taban yaptığı ülkemizde görünen odur ki ne kayıt altı, ne futbolcu hakları ne de düzenleme bizlerin literatürüne göre değildir.
26 Ağustos kulüplerin futbol federasyonuna sunacağı sözleşmelerle ilgili son tarihti. Telefon trafiği, kulüplerin bilgi alışverişi, sözleşmelerin sağda-solda dolaşması derken, komik ve trajedi sözleşmelerle karşı karşıya kalındı. 100 YTL ayda yapılan sözleşmeler mi istersiniz. 150 YTL ayda sözleşme mi istersiniz, peşin ödenen rakamların sözleşmelere dahil edilmemesi gibi sahtekarlıklarla dolu sözde antlaşma modelleri. O zaman şu soru akla geliyor. Neden bu transfer yönetmeliği için yaklaşık iki yıl uğraş verildi? Neden bu transfer yönetmeliği genel kurulda geçti? Eğer sahtekarlık yapılacaksaydı, bırakın da eski düzen devam etseydi. En azından genç yaştaki futbolculara kötü örnek olunmazdı. Bugüne kadar kulüp başkan ve yöneticilerin söylemleri "Bizlerin temel amacı gençliğimize spor yaptırmaktır. Gençliğimizi kötü alışkanlıktan kurtararak sağlıklı nesiller yetiştirmektir". Bundan sonra bence şunu da eklemeliler. "Tüm bunlara karşılık da sahtekarlığı alıştırmaktır".
Tabi, futbolcular da bu konuda hatalı. Peşinatı veya bir yıllık çekleri eline alanlar, tutarsız sözleşmeleri okumadan imzalıyor. Para ya... Kim takar sözleşmeye. Önemli olan kişisel çıkarların korunmasıdır. Zaten hep söyleniyordu. "Ülke genelinde profesyonellik, yalnızca futbolcunun cebine giren paraya kadardır" diye. Demek ki doğruymuş. Paranın gücüne boyun eğip karakter değiştirenler de varmış. Ne de olsa yaşam kavgası veriliyor.
Kendi haklarını korumayı bilmeyenlerle yola çıkanlar, geçici başarı sağlasa bile her zaman yolda kalmaya mahkumdur. Örneklerini çoooook gördük, bundan sonra daha sık göreceğiz galiba. Futbolcular Derneği bu konuda suskunluğunu bozacak mı onu da merak ediyorum doğrusu.
Denetim Mekanizması İşlemeli
Futbol Federasyonu denetim mekanizmasını futbolumuzun geleceği adına derhal oluşturmalı. Gerekirse, Kaymakamlıklar kulüplerin mali yapılarını denetlemeli. Hatta sahte beyan verenlere ağır yaptırımlar uygulanmalı. İşte, o zaman büyük uğraşlar verilerek geçen transfer yönetmeliğinin bir onurlu duruşu olur. Aksi halde, bırakın onurlu duruşu, Dikmen Çöplüğü, transfer yönetmeliğinden daha temiz olur.
Futbol Federasyonu'nun kulüplerin yapmış olduğu sözleşmelerle sergileyeceği performans çok önemli. Ya, futbolun geleceği adına "temiz eller" diyecek. Ya da "kirli ellerin" bu sektörde hakimiyeti sağlanacak.
İşte, bu kirli ellerin hakimiyetine son verebilmek için bazı kararların derhal alınması lazım.
Vergi kaçırmak için futbolcuların fiyatını az gösterenlere ağır cezalar vermeli.
Futbolcuyla çift sözleşme yapan kulüpler ve bunu kabul eden oyunculara ağır yaptırımlar gelmeli, para ve puan silme cezasına çarptırmalı.
Federasyona verilen ve çok düşük ücretler içeren sözleşmeler yoluyla devletten vergi kaçıranın denetlemelerle kontrol altına alıp gereken yasal işlemleri en ivedi şekilde başlatılmalı.
İki ayrı sözleşmeye imza atan oyunculara da 3 ile 6 ay arası futboldan men gibi cezaları gündeme getirebilmeli.
Aksi halde, hem tarihinde olmadığı kadar sahtekarlığın içine girecek spor yönetimi, birilerinin dönemine denk düştü diye söylenecek, hem de dilimizde gururla ağız kalabalığı yaptığımız gençlerimize kötü örnek olacağız. Tüm bu gelişmeleri birleştirip tek bir pencereden bakınca yaşamın her noktasında karşımıza çıkarılan koşullar; sahtekarlık, bencillik ve kazanmak için her şeyin araç olabileceği vurgusudur.
Ranta malzeme olabilecek her olgu, kendi özgün piyasasını yaratıyor sonuçta. Esasında, futbolda da yaşadığımız bu. Politikada, kültürde, ekonomik yaşamda neyi yaşıyorsak spor alanında da onu yaşıyoruz.
Bu durumda vergisini düzgün veren kulüpler için sportif rekabet haksız tarafından işliyor. Birileri çok maaş verip devlete az vergi verecek, diğerleri de az maaşla çok vergi ödeyecek. Üstelik, bir de "enayilik" damgası ile tanımlanacak. Bunun neresi adalet, neresi transfer yönetmeliği, neresi dürüstlük, neresi eşit koşulda rekabet ortamı anlamak mümkün değil.
Bakıldığında, havuzdan gelecek paralar aslında devletin değil, halkın. Ha, "ben devletim, kamunun hizmetinde değil, üzerindeyim, istediğimi yaparım, istediğimi yıkarım", diyorsanız, kusura bakmayın, ben de buna demokrasi diyemem. Zaten demokrasiyi takan da yok ya...
...Ülke olarak futbola çare arıyoruz ama gerçeklerle yüzleşmeye gelince de sahtekarlığı bir marifet sayıyoruz. İşte, bu biziz...
|