Transfer yönetmeliğinin yalnızca bir paragrafını alıp, ortalığı velveleye vermek ne spor etiğine ne de futbolun geleceğine hizmet eder. Futbolun değerini artırıcı önlemleri ortaya koymadan, futbolun geleceğini kurtarmak imkânsızdır. Bugün, tüm dünyada olduğu gibi, ülke kulüplerimizin de sıkıntıları vardır. Bazı uyanıklar, bu sıkıntıları silah olarak kullanmaktan büyük zevk alırcasına, sözde kulüplerin yanında durarak, federasyona, kurullarına transfer yönetmeliğine ve transfer talimatına yaylım ateşi etmekten büyük keyif alıyorlar. Amaçlarının ne olduğu çok açık. Ne mi? MANŞETİM ************ Kulüpler kurumsallaşacakmış, kulüpler şirketleşecekmiş, kulüpler mali olarak güçlendirilecekmiş gibi söylemler, uzun vadede gerçekleşecek işlerdir. Milyar dolarlık koskoca Fenerbahçe bile yeni yeni kurumsallaşıp mali yapısına kavuşuyor. Futbol kulüplerinden önce, ülkemizde kaç tane şirketin kurumsallaştığı ve kaç tane şirketin doğru dürüst vergi ödediğini hiç araştırdınız mı? Çelişkilerle dolu garip işlerin yapıldığı bir ülkede, tabi ki eleştiriler de sık sık yapılacaktır. Eğer bir ülkenin ekonomik, kültürel, sosyal ve sportif değerleri yok olup, kendi kendini yönetme becerisini gösteremiyorsa, tüm sektörler bu olumsuz dalgalanma içerisinde çırpınıp durur ve sorunlarımızı çözebilmek için başka yerlere baş vurma ihtiyacı duyulur. Tıbkı, FİFA'ya başvurma önerisi gibi. ************* Halbuki, aklın yolu bir. Ülke sporu iyi yönetilemiyorsa, sorunu FİFA'da aramaya gerek yok. Kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirmek en mantıklı yoldur. Ama orada bile sorun yaşıyoruz. Neden mi? Kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirmek istediğimizde, ortaya bireysel çıkarların çatışması çıkıyor. Anlayacağınız ülke sporunu çok fazla takan yok. Önemli olan mevkilerin ağırlığıdır. Örneğin, spor üst kurulunun oluşumuna "şiddetle" karşı çıkanların , yasanın meclise gittiği gün mevki elde edebilme adına "şiddetle" kulislere başladığı bilinmektedir. O zaman yok FİFA'ya, ALLAH'a bile başvursanız, ülke sporunun tamiratı zordur. ************* Sporu yönetenler "medazori" iş yapmamalı. Yaptığı işi sevip, demokratik hareket etmeli. Ülke sporunun gelişip yayılması için projeler üretmeli. Bu ülkedeki en büyük eksiklik altyapılardır. Altyapı denildiğinde akla ilkokul, ortaokul ve liseler gelmektedir. Yani,spor dairesi , Milli Eğtim ve ilgili federasyonlar arasındaki üçgen. Ama bizde herkes birbirine "kinli". Nasıl iş yapılacağı merak konusu.Günün sonunda devreye birileri girip sizlere "medazori" iş yaptırır. Tıbkı İngiltere olayı gibi. İşte o zaman oturduğunuz koltuğun ne anlamı ne de ağırlığı kalır. Gerçi çok fazla önemi yok. Koltuk koltuktur... Bana dokunmayan bin yaşasın...