Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BİR ŞAİRİN GÖZLERİ NASIL BAKAR?

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sözcüklerle ihtilal yapan iğneli şair Can Yücel’in şiirlerinden sonra eline, kalemine iğne yamamaya çalışanları gördükçe, içimden ‘Can Baba kurtar bizi’ demek geliyor. Sezai Sarıoğlu’nun, ‘şiir şairin nesi, şair şiirin kimi olur’ sorusundan habersiz, egolarına şair yakıştırması yapanlar, kimliklerini adı-şanı duyulan büyüklerden! tescil ettirenler daha çok şiirin başına kusmuklarını sürmektedirler. Dudak uçlarında biriktirdikleri büküm-büküm, büklüm-süklüm tıslamalarla birer edebi abide olup bakmaktadırlar yüzümüze/yüzsüzlükle. Hadi bizi geçtik de bunca şiirsizlikle nasıl bakıyorlar bilmem şiirin yüzüne?

 

 

- Hiçliğin dibinde gezmeyen ne anlar derinlikten? Sevdanın suyundan içmeyen ne anlar aşk sözlerinden? Hayatında hiç şair yüzü taşımayan ne anlar yazılmayan şiirlerin eksikliğinden? Yarım mutluluğun, yarım yaşamanın, yarım yazmanın kimliksizliğinden?

 

Üç günlük rumuzlar kurarak, tarihsiz, bilinçsiz ve bilmiş bir edayla gerçek adlarıyla yapamadıkları eleştirileri yapanlar  kendilerine “abla, abi”,  “ya-ya- ya şa- şa-şa şairim sen çok yaşa” diyenlerin cumhuriyetinde egemenliklerini ilan etmektedirler. Ayarlarıyla oynayamadıkları, kanallarını değiştiremedikleri acemi ve çaylaklara süslü ve ezbere sanatsallıklarıyla  baş öğretmen kesilmektedirler. Kıbrıs davasını, çözümsüzlüğü, edebi eserleri, şehitleri, faili meçhulları, göçü ve dikenli telleri pazarlayan, kalemlerine meze yapan ve şiirlerin kanını emenlerle dolu etraf/edebiyat. Acıların sermayedarları, ideolojik cümlelerle şiirde iktidar olma sevdalıları, kelimeleri değil ama kötülüklerini köpürtmektedirlerler en fazla. En yalan köşelerde, gece kulüplerinde, sayfaları boyama, alıştırma deneylerine dönüştürerek aşık ve acılı taklitler yapmaktadırlar koca hayatın gözüne baka baka.

 

- Kendini sevmeyen sever mi şiiri? Kendinden başkasını dinlemeyen duyar mı geceleri derinlerden seslenen o çocuğun sesini?

 

Şimdi bu ortamda, büyük! şairlerin yanında şiirci,  müzisyenlerin karşısında çalgıcı, popüler yaşayış karşısında şizofren, iki yüzlü, davet meraklısı, organizasyon hastası barış çığırtkanlarının yanında, başka gezegende kalan ‘diğerleri’ olarak kalmak boynumuzun borcu olmuştur.  “Cevapsız sorunun boynu büküktür ve hemen anlar yetimliğini” der Metin Altıok, bizim çıkmaz sokaklı, sorusuzluğumuza inat. Etrafımız denizle değil kaybedilen kimliklerimizle, şiirisiz ve şairsizliğimizle çevrilmekteyken söylemektedir. Biz, “kaybetmeye tiryaki olmuş çocuklarız”, sözcükleri parsellemeyen cahil mahallelerde yaşarız...

 

Soru sormayan nasıl bilir acının kokusunu? Ruhu olmayan tuz ruhuyla mı yapar temizliğinin akordunu? Dışını yamalayıp, içinden dilek tutmayanlar bir şiirin kimin nesi olduğunu, bir şairin gözlerinin nasıl baktığını nerden bilir? Şiir der ki: “Oysa gülün tüm günahı acıtmaktı, savunmak için kokusunu”..

Ve şiirin de yoktur bunda günahı, gerçekleri söylemekten, olmayanları dillendirmekten başka.

Ki gerçek, şiire ve şaire yakışır...

Gerçek şaire, şiir yakışır...

************

 

 

************

Şair

 

Tekbıyık bir oğlan tepeden tırnağa sinir

Dişi çiçekten yoksun savrulan çiçektozu

Kendi kıyamına her gün secdeye gelir

Beyaz güllerle yıkanmakta uykusu

 

Çalar bozuk saat aşkın sonsuz çarpanı

Sevişmek sularında mağrur kaptanıderya

Bin yıl ömrü var sanır kesilmiş şahdamarı

Yıldırımkıranlar en muazzam korkusu

 

Sevdiğinin mememsi emilmekten çürümüş

İhaneti avucundaki yivlerden ziyadedir

Hoyrat adımlarıyla salkımsaçak yürümüş

Nerde buz orda ateş nerde yaz orda karkuyusu

 

Uğrakeş olmuyor hiçbirisi nedense

Haz verse de adına ölüm fermanı düzmek

Kadınlar sever yine başka kimse sevmese

Vahdetivücut buldular onda ve zelzele duygusu

 

Küflenir yosunlanır kayadır erir gider

Toprak altında sıcak tenlerin hasretlisi

Şair olmak istedi ne kavas ne şehbender

Şair ya da edepsiz bir nisa suresi

 

Onur Behramoğlu

 

*********

Duvar

 

Ne zaman ki

Kiracı hissetti

 Ada sokağı’nın sakini kendini

Çivi bile çakamaz oldu duvara

 

Duvar da ne yapsın

Düştü özünden uzağa

 

Çiviler çakılsaydı duvara

Duvarda olsaydı fotoğraf

Bu kadar  soğuk

Dururdu zanneden duvar?

 

Rukiye Kurt

********

Kalbi Domuz Postu Temiz ‘Dost’

 

Hey dost!

Havalar ısındı

Terliyorsun çıkar postunu

Niye darılayım sana

Domuz kalbi  taşıdığın için

Daha mı iyi olurdu ölsen

Hem uymuş göğüs kafesine

Şanslıymışsın ne iyi

Rahat mısın sahi?

Heyy dost?

Iyi görünmüyorsun terliyorsun

Yardım edeyim yaklaş

Çıkarayım postunu

Kramp girmesin avurtlarına

Dilinin altındakini sıkma

Rahat ol, dümdüz söyle

Dayan arkana

Öyle eğreti durma

Isındı havalar çıkar postunu

Aç, önünü, ardını, domuz kalbini

Heyy dost, terliyorsun soyun!

 

Ayşen Dağlı (2007)

*******

 

Zamana Asılı Mektuplar

 

Uçsun kuşlar mavi göklerde

Salınsın kelimeler

Aslolan yaşamaktır yazarken

Aslolan yazmaktır koşarken

 

Üretmek yaşla değil yaşamakla ilgilidir. Tükenmek zamanla değil eksilmekle mümkündür. Eskimek doğum tarihiyle değil, yenilmekle gerçekleşir...Yazamamak yaşayamamaktan geçer. Ortaya çıkıp, ben burdayım diyen biri yıllarca aynı sözleri söylemeye başladığı anda yaşlanmış demektir. Sanat sayfalarını, köşelerini yıllar ve yıllar önce defalarca okunulan satırlarla doldurmak beyaz bayrağı göndere çekmek,  kendi ekseni etrafında dönmek demektir. Kendi egosuna yenilen şiirsizdir, şair sansa da kendini...

 

Kendim, koru kendinden kendini.

 

Bedia Balses

 

**********

Başucu Kitaplarından

 

Şöhret acaba bencilliğimizin yalnızca çok tatlı bir lokmasından başka bir şey değil mi? Bu, aslında pek nadir insanlarda hırs olarak ve yine bu insanların pek nadir anlarında vardır. Bu anlar, dünyanın yaratılışında olduğu gibi, insanın kendi içinden ışık çıkararak ve etrafına saçarak koluna emir verdiği aydınlanma anlarıdır. O sırada insanın içini mutlandırıcı kendisini böyle en uzaklara çekip yücelten şeyin yani bu bir tek hissin doruklarının ileriki dünyaların hakkı olarak kalamayacağına dair bir güven doldurur. Bütün gelecektekiler için bu en nadir aydınlanmaların ebedi gerekliliği içinde insan şöhretinin gerekliliğini fark eder; bütün bir gelecek boyunca insanlığın ona ihtiyacı vardır. O aydınlanma anı nasıl kendi varlığının özü ise, kendisi de bu anın insanı olarak ölümsüzlüğü olduğuna inanır ve başka her şeyi pislik, çöp, kibir, hayvanlık ya da tekrarlama sayarak üzerinden atıp ölümlülüğe terk eder.

 

Yazılmamış Beş Kitap İçin Beş Önsöz (Friedrich Nietzsche)

Türkçesi: Gürsel Aytaç- Say Yayınları 2003

 

********

Ve benim bildiğim kadarıyla

Her şeydir bir insan, her şeydir

Yalandır kısalığı yaşamın

Ve özellikle insan dediğimiz şey

İnançlı bir insan soyunun parçasıysa

 

Edip Cansever

********

Ya sus ya da susmaktan daha değerli şeyler söyle.

 

PHTAGORE

 

********

   1760 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
13 Temmuz 2008, Pazar   GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital