|
"Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım; çünkü verimli olabilmenin sancısı, kıraç olmaktan ağırdır..." (Khalil Gibran)
Kendi tarihini bilmeyenin varacağı yer hiçliktir. Biryerden gelip, hiçbir yere giden bir neslin temsilcisi olmamak için tarihimizi, dilimizi, dibimizi, sanatımızı, sporumuzu, kültürümüzü ve elbette ki müziğimizi bilmemiz elzemdir. Kıbrıs’ta yazılan, basılan, derlenen kitap ve antolojilere giren, yer alan bilgilerin birçoğunun eksik, hatalı ve taraflı olduğunu düşünüyorum. Hep inanmışımdır, araştırmaya soyunan kişiler tarih karşısında büyük bir yük altına girmişlerdir. Esas amaç gerçeği bulmak, araştırmak, yazmak ve kendi tarihimizi oluşturmaktır. Bu alanlarda yapılan araştırmalar iyi niyetle yapılmışlarsa da büyük eksikler taşımaktadırlar. Müzik alanında tarihin karanlık sayfalarında “gerçek “ bir isim olarak duran, teri, emeği, aşkı, inancı müzik yoluna akmış ama basın ve medya yoluyla şişirilmemiş, yoz ve popüler kültürle akraba olmayan bir babanın kızı olmamdan dolayı müzik konusundaki araştırmalara karşı da büyük bir hassasiyet taşımaktayım. Gerçeği, en az noksan ve hata ile yazmak gerekmektedir. Sadece şişirilen, pohpohlanan isimleri değil, tarihin karanlık, tozlu raflarında su yüzüne çıkmak için bekleyen müzik emekçilerini de bulup çıkarmak gerekmektedir. Müzik tarihinde bir döneme damgasını vuran, Larnaka’nın ilk müzik gruplarından birini kuran ama yaşama erken veda eden babam buna sadece küçük bir örnektir. Üstelik de yaşayan birçok eski müzisyen için de durum aynıdır.
İçimde sakladığım bu yangın geçenlerde aldığım bir e-maille yeniden alevlendi. Larnaka’nın efsane gruplarından Güryeller’in davulcusu Derviş Güryel bu konuya olan duyarlılığımı bildiğinden, planlarını benimle paylaştı. Derviş Güryel 60’lı yıllardan itibaren yapılan müzik çalışmalarının da yaşayan bir tanığıdır. Güryel’in yazılı müzik tarihi ve şimdiki müzisyenlerle ilgili rahatsızlıkları var ve şöyle diyor:
“Birçok şarkıcı ve Müzik Grubunun bugün şöyle temel bir çelişkisi var: Kıbrıs Müzik Piyasasını fethetmek ve ünlü olmak. Ancak onları zirveye taşıyacak şarkılara değil, yazılı basına gereksinimleri var. Ama bu müzisyenler, müzik yapan insanlar değillerdir artık. Başkalaşmıştırlar. Bu kez de kendi kendilerinin taklidi olmaya başlıyorlar. Kendi kendilerinin, kalplerinin, bir zamanlarki ruhlarının "Şarkılarını" yapmaya çalışıyorlar. Olmuyor. Geldikleri yerin sanatcılarını dahi bilmiyorlar. Bir zamanlar müziğe damgasını vuranlara karşı alınganlıkları var. Ama güneş balçıkla sıvanamaz ! Şu an piyasada hala iş yapabiliyor olabilirler ama, artık ikonografik bir değerleri yok. Hiçbir zaman basın yolu ile şişirilmeyen ama bir döneme damgasını vurmuş babanız “Cemal Balses” gibi nice gerçek isim var. Bu isimler Kıbrıs Müzik tarihinin gerçekleridirler ve bilinmeleri gerekmektedir”….
Derviş Güryel Kıbrıs Türk Müzik tarihiyle ilgili bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmaları görmek isteyenler www.kibrisliyiz.com sitesinden ulaşabilirler. Ve bahsettiğim site ile başlayan çalışmalar gelecek kuşaklara ışık tutmak ve müziğimizi belgelemek amacıyla Kıbrıslı Türklerde Müzik Tarihini oluşturmak için belgeleyici ve araştırmaya dönük çalışmalardır. Şu andaki amaç gerçek müzik yolcularına ulaşmak, bilgileri genişletmek, hataları düzeltmek, eksikleri tamamlamaktır. En büyük hayalim çalışmalar tamamlandığında bu bilgilerin kitaplaşmasıdır. Sitedeki bilgiler 1908’den günümüze kadar olan süreyi kapsıyor. Günümüzde yapılan etkinlikler, geceler, anma törenlerinde yapılan çalışmalar iyi niyetli ama yetersizdir. Bu araştırma vesilesi ile görüştüğüm birçok eski müzisyen (60’lı 70’li yıllarda faal olarak müzik çalışması yapmış) kırgın. Birçoğu zorluk ve imkansızlıklar içinde ilklere imza attıkları halde, isimlerin pekçok çalışmada geçmediğinin altını çiziyorlar.
Yoz ve popüler kültüre kurban verdiğimiz nice değerimiz gibi müziğimiz de ortalarda kıvırtılmaya çalışılıyor. Aslında ne kadar değerli çalışmalar olduğunu Yasemin Fm’deki şarkıları dinlemeye başladıkça daha da iyi anladım. Kendi müziğimizi bilmek, kendi şarkımızı dinlemek, bestemizi yapmak ama sanatçılarımıza da sahip çıkmak gerekmektedir. Hala birçok etkinlikte, festivallerde davet alan isimler Türkiye’den davet ettiğimiz, sanatçı payesini ucuza verdiğimiz, popular olan balon isimlerdir. Biz kendi kendimizi reddeden, beğenmeyen, burun kıvıran bir ortamdayız. Kendimizi inkar eden bir yapımız var. Belki de bu ortamda tarihle ilgili çalışmalarda da farklılık olmasını beklemek de hayalperestliktir. Ama herşeye rağmen Derviş Güryel’in tarihe damgasını vurmuş ama bilinmeyen, reddedilen, inkar edilen, önemsenmeyen müzik işçilerinin bilinmesi ve kimliğimize sahip çıkmak amacıyla başlattığı bu çalışmaya destek ve katkı koymak için yola çıktım. Bu yolda destek verirken kendi tarihime, sanatıma, insanıma, babama sahip çıkmaya ve tarihin gerçek sahiplerini yaşatmaya söz verdim. Gerçeği kimse değiştiremez ve silemez. Üretimden, yaşamdan, aşktan, müzikten yana bilgisi, emeği olan herkesi bu yolda katkı koymaya davet ediyorum.
Bir Çiçek Kana Büyür
Yağmur yağıyordu, köpekler ürüyordu
Evlerin kapıları açıktı
Sokaklara çıkıyorduk
Çocukluğumuzdu
Bir büyüklük duygusu
İçimde bir çiçek yürüdüm
Sağıma soluma baktım kimse beni görmedi
Durmadan ağızlarıyla değişken
Her sabah ürümesi değişik köpek çiçeğime işedi
Mavi kadar arınmış idim
Düşüm yıldızlar, ağzım kapalı, hep mavi ben
Çocukluğumuzdu
Çocuklar ağızlarını değişirdi
Uymalı mıydım değişkene
Ağzıma mavi yağıyordu
Kanımı aldım mavinin yanına kaçırdım
Olgun köpekler, olguna köpecikler
Çalılara ayaklarım
Çalı kokuyorlar
Mavinin ağzımda büyüttüğü
Kan çiçeğim kan çiçeğim benim
Peşimden ürüyorlar
Kaya Çanca
|
Ayışığı Cinayeti
sokak fenerine asmış kendini ay ışığının biri şehrin ortasında
ölmemiş hala dipdiri.
bir tek yıldız yokken gökyüzünün hurcunda
turuncu bir ay yalnızca
çıplak soyunmuş bütün örtülerini.
niye yaptın ay ay ışığı
sızmıştı bir saat önce gözlerimle gördüm yanında şarap testisi ve bütün şarkıları
bir türlü söyleyemediği.
asmış kendini. |
Behçet Aysan
|
Bir Yalnızlık İşareti
Bir cam gibi önünde Yüzümü elinle sil, Hohlayarak üstüne. Seyret boş bir sokağa Hüzünle yağışını yağmurun. Sonra kaplasın yavaşça, Ilık buğusu soluğunun Yüzümü baştanbaşa.
Ve bırakıp gittiğinde Bir küçük boşluk kalsın Alnını dayadığın yerde; Bir yalnızlık işareti İşleyen ta içime. |
Metin Altıok
Zamana Asılı Satırlar
Şair, sürekli kendi kuyusunu daha derine doğru kazan, bakalım daha nerelere kadar iniyor bu kuyu diyendir bir şekilde, ama kuyu her zaman aşağı doğru kazılmaz, yukarı doğru da kazılır. Magmaya, aşağıya olduğu kadar semaya, göğün katlarına doğru da çınlar şair. Şairi, sözün bilindik anlamıyla kendi kuyusunu kazan biri olarak, bir biçare olarak görmem. Öyle görenler de son derece yanılırlar. Şiir benim kendimi, dünyayı, insanı, yeryüzünü sevme biçimimdir. Anlama biçimimdir. Ben sözcüklerimle dünyayı okşarım, şairi biçare, meczup gören bir zihniyet vardır, ki oturup kendi sefilliğine bakacak kadar bile aklı yoktur onların.
Birhan Keskin
Başucu Kitaplarından
Ey Müzik, İçimizin derinliklerinde yüreklerimizi ve Canlarımızı gizleriz Sensin öğreten bize Kulaklarımızla görmeyi Ve yüreklerimizle işitmey
Khalil Gibran - SÖZLER (Çev: Aytunç Altındal, Anahtar Kitaplar Kasım 1993)
|