|
Yağmur yağıyor...
Bir deli sevda yüreğimde, içim içime sığmıyor...
Toprak kokusu ciğerimi deldi geçti...
Beşparmaklar duman duman...
Bağrına bastı da yeşili, griye boyadı...
- ihaneti mi bu yoksa dağın ormana?..-
* * *
Hava yavaş yavaş kararmakta...
Kötülüklerin habercisi mi gece, yoksa yarınların müjdecisi mi?
Var mı bir bilen?..
- ben bilemem... -
* * *
Sokak lambaları bir bir yandı...
Bir acele, bir telaş, bir koşuşmaca yollarda, anlamsız...
Nereye gider bunca insan?..
Bir bekleyeni var elbet her birinin...
- ya olmayanlar?.. -
* * *
Karanlık odam beni bekler...
Kırmızı koltuğum yokluğumda ağlamaklı...
Mor orkidem alkış tutmuş gelişime. Hala direniyor yaşama...
Elim perdelere uzanamadı.
Varsın ışık sızmasın yalnızlığıma.
Yarın yeni bir gün doğacak nasılsa, zift karası olsa da geceler...
* * *
Elli beş metre karelik sığınağımda rengarenk mumları yaktım bir bir...
Cılız ışıkları yüreğim kadar titrek...
* * *
Sabaha kadar yağdı yağmur.
Balkondaki rüzgar çanları hiç susmadı.
Uzakta bir kadın hıçkırdı durdu, rüzgar aldı götürdü, karıştı denizin dalgalarına sesi, kayboldu...
* * *
Oysa; gözleri dağlara bakardı kadının.
Dağların ardında mıydı sevdiği?..
Döner miydi bir gün?
Belki dönmezdi...
O hep bekledi, bekledi...
Kimselere bir şey demedi...
Demedi de;
Yüreğinde hep aynı heyecan, aynı ümitle yıllardır bekledi.
Bu bekleyiş kıyamete dek sürecek miydi?..
Sürse de, kime ne ki?..
* * *
Yağmur yağıyor...
Yüreğimde bir deli sevda...
Toprak kokusu ciğerimi deldi geçti...
Geçti de;
Gözleri dağlara bakan kadını kıskandım...
**************************************
BADEMLER EYLÜLDE AÇAR

"Hey ülkemin yazar ve şairleri
Şiirlerinizde, romanlarınızda
Hep Nisanda açtırıyorsunuz çiçekleri
Burada da çiçekler açar
Burası Avustralya
Burada Eylül, Ekim bahar
Bademler Eylülde açar..."
* * *
Kitaplar...
En değerli dostlarımız...
Bizi kırmayan, incitmeyen, üzmeyen...
Aksine, eğiten, düşündüren, yalnızlığımızı paylaşan...
* * *
Geçenlerde uzaklardan, çok uzaklardan, eski bir tanıdıktan, Avustralya'dan Türkay Ilıcak'tan bir şiir kitabı geldi...
Kitabı başından sonuna kadar okudum yutarcasına...
Okudukça yaşadım, yaşadıkça içlendim, yüreğim yandı Türkay kadar olmasa da...
Kolay bir iş mi doğduğun değil de, doyduğun yerde - gurbette yaşamak, gurbette yaşlanmak...
* * *
"Adı Hasan'dı...
Bir Avustralya kasabasında buldum onu.
Kızgın bir ağustos günü ikindisinde
Seksen küsur yaşında
Ve bir altmış boyunda.
Merhaba dedim... Türkçe
Gözleri güldü.
Kıbrıslı türk olduğumu öğrenince
Yüreği güldü.
Hoyrat rüzgarlareın esintisiyle,
Okyanuslar ötesine savrulan,
Sonbahar yapraklarından biriydi o da.
Binlerce Ayşeler, Fatmalar, Mehmetler gibi
Bahçesinden bildim bizden biri olduğunu.
Limon ağaçlarından, zeytin ağaçlarından ve asma talvarından.
Hafif rüzgârda dans eden su kabakları sarkıyordu küçük bahçesindeki dört eğri direğe çatılmış asma talvarından.
Ve çilingir masanın üzerinde soğuk bir bira vardı,
Biraz kabak çekirdeği ve leblebi
Biraz da fıstık.
Ve sigara tablasında bir "Craven A" sigarası yanıyordu.
Efkâr bastığında bir kaç tane içerim diyordu.
Kendimden bahsettim biraz,
O da kendinden.
Alaman harbinde vali konağında askerdim dedi.
Devam etti hayat hikayesine
Çetinkaya civarında bir Ermeni yanında
Kunduracı çıraklığından bahsetti Lefkoşa'da.
Masanın etrafında, sakatlanmış sol kanadını yerde sürüyen yaşlı, iri bir papağan dolaşıyordu.
Sol omuzuna ceketini atmış
Eski bir Beyoğlu kabadayısını andırıyordu papağan.
En yakın dostu bu yaşlı papağandı.
Havadisler! Dedi birden ve masadan kalktı.
Kulübemsi bir yerin girişinde duran radyoyu açtı.
Memleket haberlerini hiç kaçırmıyordu...
Ellilerde terkettiği memleketini hiç unutmamıştı.
Saat hayli ilerlemişti
Ağustos ayı ikindisi artık mehtaplı bir Ağustos akşamına dönüşmüştü.
Son bir soru sordum ona
Biraz da laf olsun diye...
Bir defa daha dünyaya gelsen
Gelir miydin buralara?
Asla! Dedi tereddütsüz...
Gitme zamanı gelmişti.
Vedalaştık
Gülen gözleri mahzunlaştı
Yaşlar parıldadı göz pınarlarında...
Ve el salladı gözden kayboluncaya kadar biz...
O ülkesini hiç unutmadı
O hep kendisiydi
Küçük boyu ve kocaman yüreğiyle
Yarım asrı aşan yalnızlığında bile olsa...
Uzak bir Avustralya kasabasında buldum onu
Adı Hasan'dı..."
Yukarıda okuduğunuz dizelerin sahibi 1945 yılında Kıbrıs'ta Serdarlı'da doğan şair, araştırmacı yazar Türkay Ilıcak...
Ilıcak, 2003 yılında Yeni Zelanda'da birinci Wellington Beynelminel Şiir Festivali'nde Türk şiirini başarıyla temsil etmiş, şiirleri Avustralya, Kıbrıs, türkiye ve İngiltere'de yayımlanan basın yayın organlarında birçok defa yayımlanmıştır. Bazı şiirleri Wellington Şiir Antolojisi'ne girmiiş, yabancı dile çevrilmiş, gazetelerin sürmanşetlerine konu olmuş ve bestelenmiştir.
Yayımlamış olduğu bazı şiirleri Türkiye'de üniversitelerde okutulmaktadır. "Bademler Eylülde Açar" adlı kitap Ilıcak'ın sekizinci kitabı olup, şiir kitaplarının dördüncüsüdür.
**************************
"8'inci Kadın Dünyasından Renkler" sergisi açılıyor
Girne Özgürada Lions Kulübü Derneği 8 Mart 2007 Perşembe günü saat 17.30'da Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi'nde "8'inci Kadın Dünyasından Renkler" adını verdiği karma resim sergisi düzenleyecek.
Açılışını KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak'ın yapacağı sergi, 13 Mart Salı gününe kadar 10.00-12.00 ve 14.00-17.00 saatleri arasında sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
|