Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

UNUTARAK UYANMAK

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir sabah unutarak uyandığımı hayal ediyorum. Unutarak kavgalarımızı ve savaşlarımızı...Yürürken sana doğru, küçücük bir taşa takılıp düşüyorum mesela. Yok hiçbir şeyim, acımıyorum bile. Ama sen, beni felaket bir katliamın içinden çekip çıkaracak gibi, içindeki korkuların kendilerini yatıştırmasına fırsat vermeden, ani ve seri yanımda beliriveriyorsun. Düştüğümün şahidi yüzün, içindeki korkuyu yüzüme kusuyor. Ter dökülüyor gözlerinden pul pul, durduramıyorsun. Sonra iyi olduğumu görünce, fark edince acımadığımı tahmin ettiğin kadar, denizle buluşmuş akarsu gibi usulca sessizleşiyorsun. Yeni doğmuş bir bebek gibi yalnızca nefes almayı biliyorsun sanki bir an, dehşetle nefes alıyorsun yalnızca. Kendini martılara sunmuş bir limana benzetiyorum seni; geliyorsun ve gidiyorsun aynı anda, çoğalıp azalıyorsun...Kendini rüzgara iten ve çeken aynı saniyenin çemberinde. Elini ateşe değdirip çekmiş bir çocuğun hissi var söylemek istediklerinde. Kısa süreli bir yangının altından kalkmış ama yanmayı duymuş birinin sezdikleri. Hayal ediyorum işte. Bir sabah unutarak uyandığımızı. Unutarak kavgalarımızı ve savaşlarımızı... Bıkarak, utanarak, yeniden başlama'nın kapısının önüne yığılıp kalarak kalktığımızı. Ne'si olduğumuzu bilmeden bir şiirin, bir şiirin kimi olduğumuzu umursamadan, yalnızca şiirin bir şeyi veya birisi olduğumuzu hatırlayarak. Bir sabah uyanarak unuttuğumuzu hayal ediyorum. Uyanarak sana, uyanarak bana, hayal etmeyi hatırladığımızı...

PİLATUS'UN GÖLGESİNDE

Bugüne kadar alıştırıldığımızın aksine, yazılmış bir tarihin değil, yaşanmış bir tarihin kitabı 'Pilatus'un Gölgesi'nde. Dayatılmış, sulandırılmış, abartılmış ve törpülenmiş hiçbir sözcük, düşünce, hatta mimik bile yok. Çünkü kitaptaki tek kaygı belli ki yalnızca bir tanık olarak tarihe not düşmek. Hem de hepimizin kursağında kalan, hayallerimizin hayalleriyle oynayan o sürece dair notları. Hepimizin içindeki çocuğun, odasına kapanıp başını yastığının altında gömüp, kendi ağlamasının sesini örtmeye çalıştığı dönemin, umutlarımızı buruşturup tavan arasına savurduğumuz o dönemin notları... Başaran Düzgün'ün bir gazeteci olarak böyle bir iz bırakması tarih için de büyük şans. Bazen, hiç konuşturulmaz tarih çünkü. Hesabı kesilir, töre yasaları uygulanan ergenleşmemiş on ikisinde bir kız kadar, haksızca. Öyledir denir, inanırız. Böyledir denir, kafa sallarız. Tarihin üzerindeki toprağı ve dolayısıyla tarihin üzerindeki ağırlığı da sıyırıp almış bu kitapla Başaran Düzgün. Olayları, nehre düşen bir manzara kadar katıksız döküvermiş. Kaygıları, kavgaları ve pazarlıkları... Süren diplomasi savaşlarının dışında, perde gerisinde yaşanan huzursuzlukları, aktörlerin içlerinde gezen küçüklü büyüklü fırtınaları ve kitabın her satırında bir aşağı bir yukarı volta atan tarifiz endişelerde yoğrulmuş bir zirvenin ayak izlerini söylemiş. Kamufle etmeden, parlak renkli bir hediye paketine sarmadan, bize bir şeyler inandırma çabasına bulaşmadan sadece not düşmüş. Kitap bazen o kadar samimi diyaloglara yer vermiş ki, okuduğunuzun, bir tarih mi yoksa kurgulanmış bir senaryo mu olduğunu sorguluyorsunuz bile bile. Ve içinizden, hep kurgulanmış bir senaryo olduğuna inanmak istiyorsunuz. Sonunu değiştirmeye gücünüzün yettiği bir roman olduğunu ısrarla dilemek. Kitabın ve tarihin o döneme ait sonunu, içi huzursuz ve karamsar yazarın kalemine yüklemek...Ama değil.Hatta fazlasıyla gerçek bazen. Ne de olsa kaldırabileceğimizin ötesinde bir tarihin tanıklarıyız zaman zaman. Yine de dilemekten ve umut etmekten başka çaremiz yok. Bizim tarihi değil, tarih yazacağımız ve tarihin bizleri yazacağı güzel günleri dilemekten ve düşlemekten başka. Başaran Düzgün'ün kalemine sağlık.

************

Çokluk denizinde yunmak herkese vergi değildir. Bir sanattır kalabalığın tadını çıkarmak; beşiğinde bir periden kılık değiştirme, maske zevkini, ev kinini, yolculuk tutkusunu almış kişi, yalnız o kişi, canlılıkta kana kana sarhoş olur, hem de insan türünün sırtından sağlar içkisini. Yalnızlığını kalabalıklandırmasını bilmeyen, telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını da bilmez. Charles Pierre Baudelaire

*********

YURD'UM YIRTIĞIM VE KADINLIĞIM

yırtıldım

gözün aydın anayurdum, ben de sana katıldım

şimdi yeni alev almış bir yangın gibi olduğum yerde

yana yana ve yaka yaka'yım

bir şiirin beni yeniden yaratmasını bekliyorum

gecenin bir yarısı dizelerin sinsice yüzüme darbe yapmalarını

hayata dair kurguladığım yasalarımı, ayaklarının altında unufak oluncaya kadar ezip,

adıma yeni bir ad koymalarını

yırtıldım diyorum yurdum! Yırtıldım.

İstanbul beni dizlerine oturtup uzun uzun konuşsa ya şimdi

Haydar Ergülen Nar'ını uzatıp dağılmayı anlatsa

ve bu şehir, tam konuşacağı yerde denizle bütünleşmiş akarsu gibi susmasa

benim gibi susan dururken

benim gibi yırtılan

susmasa bu şehir olsun

ah anayurdum

ben de sana benzedim

yırtıldım

içime duvarlar kaldırdı içimden birileri

çizgiler ve sınırlar, kesikler ve ayrılıklar eklendi coğrafyamın ücra köşelerinde

ben, kendine akıtan, kendine damlatan kadın

ben, kendi sahnesi sahnelenirken bir duvar kenarına büzüşen kadın

kendime yurduma ve kentime

benzeyen yerlerimize ağrıyan kadın

yırtıldım

ah büyümese yırtığım

   1051 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Haziran 2008, Pazar   ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BULUŞMASI
22 Haziran 2008, Pazar   YOK'LAR VE ŞİİR KURAKLIĞI
15 Haziran 2008, Pazar   UYUMAM YASTIĞIMDAN DÜŞMESİN DİYE GÖZLERİN
08 Haziran 2008, Pazar   İÇİM SUSKUNLUĞUN TEKİDİR ÇÜNKÜ!
01 Haziran 2008, Pazar   SEVMEK HAKSIZLIKTIR KENDİNE
25 Mayıs 2008, Pazar   Yaşadıklarım kat kat giydiriken, Yazdıklarım Soyuyor Beni Yine...
18 Mayıs 2008, Pazar   ÇAĞDAŞ IRAK TÜRKMEN EDEBİYATINA BİR BAKIŞ
11 Mayıs 2008, Pazar   HAYAT ANNELERİ
04 Mayıs 2008, Pazar   YAZMAK AĞRIDIR, BAŞKA HİÇBİR ŞEY!
27 Nisan 2008, Pazar   KALEM NAZLANIRSA...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital