|
BESTE SAKALLI
Dışarıda kanunsuz bahar. Nereye baksam el değmemiş bir kuş cıvıltısı konuyor saçlarıma. Aklına her gelen yerde silkeliyor kendini gökyüzü, ortalık damla damla gün pırıltısı. İçim pür keyif. Seyrediyorum her yanı. Parmağımın ucunu ıslatıp, baskıdan yeni çıkmış rengarenk bir katalog gibi çeviriyorum usulca bu ülkeyi daha önce hiç görmemişçesine, merakla. Her sayfasında gözlerimi kamaştıran renklerle boyanmış, her köşesinden yeşilin, sarının, pembenin coşkulu bir tonu çağlayan bu ülkeyi, seyrediyorum. Endişelerim, yarına dair kaygılarım, kavgalarım süt dökmüş kedi. Tıs yok korkularımdan. Bütün hayallerime yeniden yakınım, düşlerimle yeniden akraba. Dışarıda kanunsuz bahar! Nihayet koltuğunu devretmiş içerimdeki sonbahar!
Başım dönüyor kadehlerce içmiş gibi, sayfalarca şiir okumuş gibi başım dönüyor. Aklımda olmayan bir sözcüğe tesadüf etmiş gibi dilim, fazla bir yalnızlık almış gibi başım dönüyor. Bu güzel havalar elimden tutup çevirmiş, sonra da kendine sarmış gibi, odanın ortasında sebepsizce dönen ve eteğinin bir o yana bir bu yana çevrilmesini mucizevi bir olaymış gibi seyre dalan bir çocuk gibi başım dönüyor. Eline ilk defa bebeğini sarmış bir kadın, uzun bir yolculuktan sonra nihayet bir tütünü dudağına yapıştırmış bir adam, karı eriyen dağ, yaprağına uğurböceği konmuş hatmiçiçeği gibi başım dönüyor. Ah ben değilim! sebebi bahar, sen beni anlarsın değil mi Orhan Veli, tek suçlu bu güzel havalar.
İnsan'lığı bir kenara koyup, nereye bakarsam o oluveriyorum. Canım nereye gitmek isterse oradan selam gönderiyorum soranlara. Kuşlardan beter uçuyorum, yıldızlardan uzağa, okyanuslardan bile derine kaçıyorum. Bu adanın köklerine, sonra en yüksek tepelerine isabet ediyorum. Nihayet içimdeki özgürlüğü ıskalamıyorum, nihayet içimdeki hüzün balgamını kusuyorum, hazana Fransız kalmayı beceriyorum ve kozasını patlatıp çıkan bir ipek böceği kadar tıklım tıklım heyecan doluyorum.Ben yapmıyorum, hayır. Sebebi bahar.Sebebi kanıma, kapıyı çalmadan girip yerleşen bu uçarı bahar!
Kalbimin tüm kapakçıklarını açarak, kalbimi organlarımın odacıklarıma sızdıran bu mevsim karşısında dizginlenemiyorum. Tutup tutup edepsiz mektuplar yazıyorum aşk'a, ayıp şarkılar besteletiyorum sorgusuz sualsiz kendini kağıda bırakan bu azgın mürekkebe! Bir hal var her şeyde. Her şeyde biraz suç.Biraz bahar var her şeyde.
Yalnız ben değilim şahlanan, efendi kesilen ben değilim yalnız. Kafasını gömdüğü kumlardan bir devekuşu gibi çıkaran ben değilim.Ne kadar duygu varsa bastırılmış, saklanmış, kenara köşeye itilmiş, arkası güçlü olmayan ne kadar mahcup düşünce varsa, ruhu dizginlenmiş kaç tane yasak varsa,bir bir kendini gösteriyor.Sade duygular mı? Unutulmuş kelimeler, atlanmış vurgular, rüküş giyinmiş cümleler, hiçbir dile değil yalnızca kalbin dediğine itaat eden söylemler, kadınsı bir ızdırapla çırpınan dizeler geri geldi. İktidardan hırsını alıp gitti marazlar sonunda. Bu şehre bahar doldu ağzına kadar. Çamur kokusu, güneş kokusu, durgun deniz kokusu, ağ kokusu, balıkçı kokusu...Bu şehre, bu vücuda, bu bedene ve bu akla bahar doldu.Sebebi ben değilim yaptıklarımın ve düşündüklerim.Her şey bahar içime demirleyince oldu.Her şey bahara varınca!
************
Gerçek hayat, nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat, dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat, edebiyattır.Bu hayat, bir anlamda, sanatçıda olduğu kadar her insanın içinde de her an mevcuttur.Ama çoğu insan onu açıklığa kavuşturmaya uğraşmadığı için görmez.Bu yüzden de geçmişleri,zihinleri tarafından 'banyo edilmediği' için işe yaramayan sayısız klişeyle dolup taşar.Marcel Proust,Yakalanan Zaman,s.203
***************
İÇİMDEKİ MEMLEKET
böyle vakit
hesapsız dalgaların yanına koyacaksın beni
bileceksin ki içimden bir memleket geçiriyorum
şimdikinden biraz farklı
şimdikinden biraz ters bir memleket düşlüyorum
farzedeceksin ki içim konuşuyor ben dinliyorum
tam da uçuruyor uçurtmasını bu çocuk, diyeceksin
kağıttan gemilerinin içindeki suyu boşaltıyor tam da
böyle vakit
hesapsız dalgaların yanına götüreceksin beni
bileceksin ki susuyorum, konuşarak olmadı diye
yazarak yapamadım diye, kalemimin ağzını tıkadığımı bileceksin
anlayacaksın ki şiirlerin, şarkıların, kelimelerin içinden
geçen bir memleketi yaratamadım diye ağlayamıyorum
o yüzden de hüngür hüngür susuyorum
böyle vakit
gideceksin beni
bileceksin ki bazen şahitliğimiz yetmiyor aşka
BESTE SAKALLI
|