Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Çocuğun dünyasında yalan

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Ocak 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çocuklar ne zamandan itibaren yalan söylemeye başlarlar?

Ya da çocukların anlattıkları "gerçek" olmayan "şeyler" ne zamandan itibaren "yalan" niteliği kazanır?

Çocuklar, hayal güçlerinin izin verdiği ölçüde kendi dünyalarını renklendirecek öyküler anlatırlar. Bu öykülerde, gerçek yaşamlarından ayrıntıların yanında, düşsel imgeler de yer alır: "Arkadaşı o kadar güçlüdür ki; onu okuldaki çocuklarının yaramazlıklarından korur. Evde onunla oynar. Gece ona masal anlatır. Çok güçlü olduğundan, arkadaşı çok çabuk acıkır ve bazen annesinin misafir için yaptığı kurabiyeleri yemek zorunda kalır. Babasının yeni aldığı oyuncağın içini merak eden arkadaşı, oyuncağı istemeden kırar." Anne babayı ürküten bu durum, okul öncesi çağda, çocuktan beklenen doğal bir durumdur. Bunun yanında aynı dönemde çocuğun bilinçli olarak ortadaki gerçeği "inkâr" etmesi ve herkesin bildiğinin aksi bir "doğru" üstünde ısrar etmesi de doğal karşılanmalıdır. Dünyayı keşfederken, ortaya çıkan ihtiyaçlarını gidermek, yaptıkları için azarlanmamak ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla oluşturduğu bu düşsel sığınak onun yaşamdan aldığı farklı izleri anlatan pek çok gelişim bilgileriyle doludur. Aynı çocuk, beklenmedik bir zamanda,"masalını" sizin dünyanıza uygun doğrulara dönüştürebilir: "Aslında, o oyuncağı ben kırdım. Arkadaşım da artık yok."

Yaşamlarının ilk 6-7 yılında, çocukların düşsel öykülerini ve gündelik yaşamla ilgili farklı çözümlerini "yalan" olarak yorumlamak doğru değildir.

Gerçeğin olduğu gibi aktarılmasının önemini ve bedelini çocuğunuz zamanla öğrenecektir. Bu öğrenme işlemindeki en önemli pay ise önce ailenindir. Ailenin olan bitene getirdiği mazeretler, çocuğun bilgi dağarcığına hızla aktarılır. Ailenin "yalan", "pembe yalan", "kötü, ayıp yalan" gibi gerçeğin aktarılmasına farklı yaklaşımları varsa, çocuk bundan etkilenir. Bazen korktuğu, bazen de kendini farklı göstermek için gerçekleri değiştirme, saklama yoluna gidebilir. Ona kızılacağı ya da ceza verileceği korkusu, gerçeği saptırmasına veya saklamasına neden olabilir.

Çocuğun, 7 yaşından itibaren sosyal çevreye uyum süreci hız kazanır. Bazı çocuklar, başkalarıyla kurulan ilişkilerde uyum ve dengeyi sağlayacak sosyal davranış eğitiminden yoksun bırakılırlar. Bunun sonucunda başkalarına yönelik ilişkilerinde bencil ve çıkarcı görünebilirler. Ortaya çıkan sorunlarda ise, büyüklerin dünyasında geçerli olan "doğru" cevapları vermeyi çok çabuk öğrenirler. Kabul görmek ya da cezadan kurtulmak gibi gündelik rahatlık sağlayan bu yalanlar süreklilik kazandığında, çocuğun toplumsal ve ahlaki gelişimine ket vurabilir.

Orta çocukluk çağında, sosyal hayatın yaptırımlarına bir karşı uyum amacıyla kullanılan yalan; ergenlik döneminde bireyin sosyal ilişkilerini kolaylaştıran, düzenleyici bir rol taşır. Zor durumda kalmamak ve sorun yaşamamak için bilerek gerçekler değiştirilir. Arkadaşları ile gitmek istediği bir parti olduğunda; arkadaşında kalması gerektiğini çünkü ders çalışmak zorunda olduklarını söyleyebilir. Aile içinde yaşanan yoksulluk, geçimsizlik, şiddet gibi özel fakat bilinmesini istemediği gerçekleri değiştirebilir. Ergen, sosyal ilişkileri ile aile değerleri arasında sıkışıp kaldığında çatışma yaratmadan, sorunu çözme yolu olarak ve isteyerek yalanı kullanabilir.

Aile içinde çocuğun, kendini koruma amacıyla yalan söylemeye alışması ciddi bir sorundur. Aşırı baskıcı ve çocuğun isteklerine duyarsız ailelerde buna rastlamak mümkündür. Çocuk kendini sürekli bir sınavda hissederse ve zayıflıklarının yüzüne vurulacağını düşünürse, yalan bir savunma aracı haline gelebilir. Büyüklerin, yalanı yaşamı kolaylaştıran bir sorun çözme aracı olarak görmeleri de, çocukları etkiler. Onlar da, yapmak istemedikleri görevlerine akılcı bahaneler bulurlar: " Elektrikler kesildiğinden ödevini yapmadı. Anneannesini ziyaret etmeyi çok istiyor ama dersler yüzünden gidemiyor."

Çocukta belirgin olarak gözlenen bir yalancılık durumu varsa, öncelikle bu durumu yaratan faktörleri belirlemek gerekir. Hangi şartlarda çocuğun bu davranışa yöneldiği anlaşıldığında ise aile ile okul işbirliği başlamalıdır. Okul, ahlaki ve toplumsal gelişmenin gerçekleşmesini sağlayan olanakları sunan önemli bir kurumdur. Bunun yanında aile, kendini de sorgulamaktan kaçınmamalıdır. Çocuğun bu davranışta bulunmasının bazı nedenleri mutlaka evin içindedir. Bunlarla yüzleşmek ve ailedeki gerekli değişiklikleri oluşturmak için hazır olunmalıdır. Ana baba, çocuklarında görmek istemedikleri bir davranışı yapmaktan şiddetle kaçınmalıdır.

   1088 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital