|
Kadın ya da erkeğin bazı kişilik özellikleri eşlerinin mutluluğunu artıracak davranışlara yön verir. Evlilikteki mutluluğu ve doyumu artıran bu önemli özellikler, aynı zamanda evliliğin devamını sağlayan önemli faktörlerdir.
Evliliğe hazır olmadaki belki de en önemli koşul; evliliği taşıyacak kişisel olgunluğa sahip olmaktır. Kişisel olgunluğa sahip olan bireyler, evliliklerinin sorumluluğunu ve yükünü boş inançlara yüklemekten kaçınırlar. "Sevseydi bırakmazdı. Bu yanlışları yapmazdı. Bana katlanırdı. Ne olursa olsun tek amacı beni mutlu etmek olmalıydı" gibi mazeretlere sığınmazlar. Eşlerinin davranışlarını yorumlarken veya onlardan bir şeyler beklerken olumlu davranış modelleri uygularlar. Bu davranışsal ifadelerin kaynağında ise, kişilik özellikleri bulunur.
Çiftler arasındaki sevginin, evliliklerin devamı açısından önemi tartışılmaz ancak; olgun kişilik özelliklerine sahip olan bireyin sevgiyi sözle, davranışla ve duygusal ifadelerle yansıtması ve yaşatması farklıdır. Çiftler ilişkilerine ilk adımı atarken; eşi için ne yapabileceği, onu nasıl daha mutlu edebileceğini düşünür ve uygular. Kişilik özellikleri olgunlaşmış olan birey, ilişkinin ilerleyen zamanlarında bu anlayışı koruyacak davranışlar gösterir ve ikili ilişkiyi katkılarıyla güçlendirir. Bununla birlikte, sevginin evlilikteki güçlü faktör olması, çiftler arasındaki "karşılıklılık" ilkesine bağlıdır. Çiftlerden biri, istediği kadar verici ve katkı koyucu olsun; eşinden karşılık alamazsa ya da eşinin sevgi anlayışı ispat ve yargıyla yoğrulmuşsa ilişkinin tıkanması kaçınılmazdır.
Olgun eşler; haklı beklentilerine rağmen, değişen durumlara uyum gösterme becerisine sahiptirler. Gönüllerinin istediği ile olanaklar arasındaki denge bozulduğunda, eşlerini suçlayıp yargılamazlar. Küçük çocuklar gibi surat asmazlar. Verilen sözler tutulamadığında, eşlerini mazeret bulmak zorunda bırakmazlar. İkili ilişkiyi ikide bir sınava sokmazlar. Başlangıçta ne kadar çekici gelirse gelsin, ilişkinin sorumluluğunu taşımaya ve çatışmalarını çözmeye hazır olmayan birisi ile çift ilişkisi yaşamak zordur. Çift olmayı başarmanın ayrıcalığı, düşünceli olmak ve eşinin duygu ve davranışını doğru anlamaktır.
Çiftler, bir yaşamı paylaşırlar. Yaşamın acıtıcı, belki de gurur kırıcı dönemeçleri vardır. Zarar gördüğünü, evlilikte hak ettiğini alamadığını düşünüp öç almaya, hesaplaşmaya ya da bedel ödetmeye kalkışmak, evliliği bitirebilir. Bu davranışlar; gelişmiş kişilik özelliklerine sahip bireylerden beklenmez. Onlar, ortaya çıkan sorundaki paylarını çok çabuk görürler. Yaşanan çatışmanın, ilişkinin lehine çözülmesi için eşleri ile birlikte iletişim kanallarını açık tutarlar. Çiftin arasındaki özel bağın incinmesine izin vermezler.
Çiftler birbirlerinin sadece "eş" olmadığını aynı zamanda dünyada farklı rollere sahip olduğunu unutmamalıdır. Eş, aynı zamanda birilerinin annesidir ve babanın yardımına ihtiyaç duymaktadır. Eş, aynı zamanda bozulan işleri için çare aramaktadır. Belki, annesini kaybetmekle girdiği yastan henüz kurtulamamıştır. Onu sadece "eş" olarak algılamak; yaşamsal döngünün diğer bütün yönlerini gözden kaçırmak demektir. Bu da, kaçınılmaz olanı yuvamıza çok çabuk getirir: Birbirimize o kadar yabancılaşırız ki; durduğumuz noktadan sadece mutsuzlukları ve uyumsuzlukları görürüz.
|