Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Siyaseten imkansız

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Temmuz 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu hafta biraz felsefe yapalım, bilgiçlik taslayarak değil, insanca... İnsanca derken, hep birlikte paylaşabileceğimiz bir dil kullanarak... En azından, okur ve yazar arasındaki diyaloğu körükleyecek kadar çetrefil olsun. Beyni gıdıklayan, tatlı bir rahatsızlık versin. Sorduğum sorular, yazıyı yaşatan sorunlar yanıma kalmasın, ortak paydamız olsun. Olsun mu? "Ama olmaz, mümkün değil..." dedirtsin pek zorda (en zoru da o galiba).

Efendim, Slavoj Zizek adında pek mühim bir düşünür var (soy isimdeki Z harflerinin üzerinde, yıldırım gibi düşen ters şapka işaretleri olmalı; gazetede veya web sayfasında çıkmıyorsa, kusura bakmayın, adamcağızın ismini de "Slavoy Jijek" olarak okuyun, anlaşalım. Parantezi kapatmadan önce, geçen haftaki yazımda yer alan iki hatayı da düzeltelim. "Yüzeysel laf canbazlığı" yazmıştım, "cambazlık" olarak yayınlandı. Yanlış olmuş, çünkü canbaz, canıyla oynayan demektir. "Düzenbaz: düzenle oynayan" tadında. Türk Dil Kurumu'na bakarsanız "cambaz" olmalı, ama referansım lisan kullanma becerisiyle tek başına kurumsallaşabilecek bir bilgi adamı, Engin Ardıç. Kendisi itiraz kabul etmeyecektir. Ha camla oynayan yok mudur? Vardır muhakkak, ama cam kırmayı oyun bilen hınzır çocuk örneğinden başka, daha hınzır örnekler vermeyelim, kelime sayısı çoğalıyor, köşedeki yerim azalıyor. Benim hatam, "yüzeysel laf canbazlığı" demek oldu. Halbuki yüzeysel laf, can götürmez. "Yüzeysel laf ebeliği" demeliydim. Yüzeysellik hayat veriyor çünkü, derinlik ise can alıyor. Derin düşünceyi "öldüren", sorgulama eyleminden nefret eden egemenlerin dünyası, yaşadığımız dünya. Neyse... İkinci hata: "Tassos" yazmıştım, "Tasos" yayınlanmış. Çok da önemli değil hani, yazıldığı gibi değil, okunduğu gibi yazılmış, fakat zat-ı muhteremin adının ortasındaki o iki S harfini yan yana görüp, kendisini Nazi terör örgütü "SS" ile bağdaştırmak hoşuma gidiyor. Bir nevi siyasi mastürbasyon. Değerli dostum Arda Kuran'dan edindiğim bir alışkanlık. Siyasi mastürbasyon değil canım, Tassos'un içindeki "SS" tüyosu... Hepi topu iki harf için sarf ettiğim bu lüzumsuz paragraftan ötürü saygıdeğer düzeltmenimden ve gazete yönetiminden özür dilerim).

Slavoj Zizek... Kendisi Slovenyalı. Eğlenceli performanslar sergileyen yetenekli bir konuşmacı ve zeki bir kaleme sahip karizmatik bir siyasal teorisyen ve psikanalist. Lenin üzerinden yaptığı kapitalizm eleştirileriyle akademiyi sinir eden, cinsel fıkralar anlatarak toplum psikolojisini irdeleyen ve Hollywood filmlerinden örnekler vererek siyasal düşüncedeki mayhoş çelişkileri özetleyebilen birisi... Haliyle, çok popüler... Bir konuşması sonrasında, yalaka bir dinleyicisi "sen entelektüel bir süper starsın" deyiverip, sarılmıştı kendisine. "Zizek!" adlı belgeselde var bu sahne. Adamın belgeseli de var, o derece popüler yani... Bugüne kadar iki kitabını, birçok da makalesini okudum, başka iki kitabını da zaman darlığından dolayı yarım bırakmak zorunda kaldım. Sanırım bir 10 seneye kadar bütün kitaplarını okuyacağım, ama her yıl en azından yeni bir kitap yazdığı için, "Zizek'i zengin etme operasyonu" çok şükür son bulmayacak. Zeki ve eğlenceli bir düşünürün söylediklerine kafa yorup, öğrendiklerimle hayatla kafa bulmayı içeren bir mesleğe sahibim ne de olsa (o meslek de ne ki babo? Aman boş verin, sizce de sıkıcı bir yazı olmuyor mu bu, parantezler falan?).

Yazıyı kurtaralım. Zizek Amca'ya göre (en azından benim yorumum böyle), "siyaseten imkansız" olan; siyaseten gerçekleşmesi mümkün olmayan, siyaseten hiç bir geçerliliği olmayan, siyaseten "abuk" olan anlamına gelmiyor (Microsoft Word'de "gelmiyor"u karartıp vurguladım, topu düzeltmenime attım). "Siyaseten imkansız" olan; büyük bir kişisel özveriyle, bütün bir tarihsel döneme ve bütün bir toplumsal düzene karşı tavır koyarak, siyaseten mümkün olanın anlamını ve içeriğini değiştiren, genişleten hareket anlamına geliyor. Bu olumlu anlamıyla, "siyaseten imkansız" olan, tamamen mümkün olup gerçekleşmek için var aslında; "gerçekleşen imkansız" (the impossible that did happen). Gerçekleşerek, olayları kavrayış şeklimizi köklerinden sarsan, algılama ve anlamlandırma yöntemlerimizi radikal bir şekilde değiştiren "imkansız". Tuhaf bir şekilde, imkansız nedir bilmeyen bir "imkansız" (bundan böyle bazı siyasi olaylara ve görüşlere "Ama bu imkansız!" tepkisini verenler, iki kez düşünsünler. O tepkinin altında siyasetin güvencelerine bağımlı olanların tedirginliği, hatta korkusu yatıyor). Hani yüzeysel laf ebelerinin "demokraside çareler tükenmez" diyerek sergiledikleri kasaba kurnazlığının kıymetli, samimi, ve topluma faydalı versiyonu, diyebiliriz "siyaseten imkansız" için. (Çok değerli bir başka dostum Çağan Çerkez beyefendi, liseyi yeni bitirmiş, ufku geniş gençliğimizden dem vuran bir havayla, "imkansızı başarmak eğlenceli olacak" derdi durmadan, işte Zizek bunu siyasete uygulamış. Çağan'ın dehası 18'i devirmeden devrimci siyasetle flört etmiş, biz Eleştirel Teori masteri bitirirken sindiriyoruz. "Vay guzzum vay".)

Gevezeliği de bir kenara bırakalım, Zizek Amca'nın verdiği somut ama korkunç örneğe gelelim: Vietnam Savaşı sırasında bir köyü işgal eden Amerikan ordusunun doktorları köyün sefil çocuklarına aşı yapmaya başlarlar, tamamen insancıl ve yardımsever kaygılara sahip olduklarını göstermek ve silahsız halk karşısında savaşın çirkin yüzünü iyi niyet ve sağlığa önem vererek örtmek maksadıyla... Ertesi gün, Kuzey Vietnamlı Vietcong gerillaları köyü tekrar ele geçirdiklerinde, aşılanmış bütün çocukların kollarını keserler. İşte bu meşhur "Apocalypse Now" adlı filmde de değinilen olayda simgelenen, "düşmanı, insancıl yönü dahil olmak üzere, tamamıyla reddetme" tavrı, Zizek'e göre "siyaseten imkansız" olan...

Bu korkunç, hatta iğrenç örneği verebilen bir düşünürün eğlenceli olduğunu söyleyebilmek "ölümcül bir şaka" gibi, diyebilirsiniz. Haklısınız. Nerede bu yukarıda olumlu olarak tanımladığım "siyaseten imkansız" denen şeyin kıymetli, topluma faydalı, değişimi ve özveriyi esas alan tarafı? Öncelikle, Zizek'in "toplumsal duyarlılığa sahip olduğunu iddia edebilen herkesi rahatsız etme ve kışkırtma" önceliğine değer verdiğini hatırlatayım. Ve unutmayınız, "siyaseten imkansız" derken, neyin siyaseten mümkün olup olmadığının yeniden tanımlandığı köklü bir değişimden, bir sarsıntıdan, hatta travmadan bahsediyoruz, boru değil. Zizek, en aşırı ve en olumsuz örneği veriyor, çünkü köklü siyasal değişimin lafta kalmadığını, hayatın her evresine yayıldığını, her an çaba gerektirdiğini, hatta "ölüme meydan okuyan" bir tavır hak ettiğini biliyor, anlatmaya çalışıyor.

Peki olumlu örnek? Merak etmeyin, tabii ki bizim toplumsal kazanımızın kapalı kaynamasına izin vermeyeceğim. Geçtiğimiz hafta, 13 Temmuz Cuma günü, bizim gazetede çıktı, Kıbrıslı Türkün ölüme meydan okuyan "siyaseten imkansız"ı... 30-40 yıl önce kol veya yol kesen eşkıyalarla ölüme meydan okuyan değil, 33 yıl sonra imkansız bir huzurun yolunu bulan kayıp cenazelerle ölüme meydan okuyan "siyaseten imkansız"ımız... Ve akıl almaz bir caniliğin dayattığı ebedi acıyla, siyasetin "suç işlemekten" ibaret olduğu bir dönemin kapanmayan yarasıyla yaşayan bir oğul, bir dost, bir insan... Kudret Özersay'ın sözleri: "Bizler, kimse bizim yaşadıklarımızı bir daha yaşamasın diye, bir insanlık ayıbı olarak Kıbrıs tarihine geçen bu katliamdan 'gözü kör düşmanlıklar' değil, bilinçli, uyanık ve temkinli gençler yeşerttik, yeşerteceğiz"... Yeşerttik, yeşerteceğiz... Hem geçmişe hem geleceğe, siyasetin "umut vermeye" yarayabileceğini sükunetle haykırmak... Bunu bilinçli, uyanık ve temkinli gençlere, Kıbrıslı Türk gençlere haykırmak... Sükunetle... Siyaseten imkansız! Yine de çok kıymetli... Bizim kıymetli "siyaseten imkansız"ımız olsun mu?

   1337 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital