Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Egemenlik kayıtsız şartsız öldürebilenindir!

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Ağustos 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Egemenlik, yani kısıtlanmaz, denetlenmez bir hakimiyetle, bağımsız bir şekilde kendini yönetebilme yetisi. Mustafa Kemal'in millete ait olduğunu söylediği "şey".

Egemenlik, yani ölüm ve hayat, kural ve istisna arasında karar verebilen siyasi güç. Bu da İtalyan düşünür Giorgio Agamben'in tanımı.

Tanımları yan yana koyduğumuzda, imkansız bir tarihle yüzleşiriz. Örneğin, kimin ölebileceği kararının verilmesini sağlayan bir istisna hali olarak 1960 Türkiye darbesini bir milletin (matematiksel mantık çerçevesinde, milleti temsil eden bir meclisin) kararlaştırdığını, ve dolayısıyla milleti temsil ettiği sanılan devlet adamlarının (Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan) bir milli iradeye cevaben asıldığını anlatan imkansız bir tarih.

Tanımları yan yana koyduğumuzda, "millet" dediğimiz şey ölüm ve hayat, kural ve istisna arasında karar verebilen siyasi güç müdür? Darbeler yapan, savaşlar ilan eden, düşmanlarını öldürebilen egemen, millet midir? Coğrafik sınırlarla belirlenmiş bir ülke içerisinde yaşayan bütün siyaseten reşit ve kimlik kartı sahibi insanlara "millet" diyeceksek (henüz ilk etapta, çocukları ve "sindirilmemiş" göçmenleri "gayrı milli" saymak zorunda kalarak), birilerine idam cezası verirken veya hükümetler devirirken o insanlardan birer birer onay almak mümkün müdür? Değildir. O zaman, "egemen millet" bir oxymoron, yani yan yana geldiğinde çelişki yaratan ve anlamsızlaşan iki kelimenin oluşturduğu bir terim olmaya mahkumdur.

Dolayısıyla, "Kıbrıslı Türk milleti" diye bir topluluğun varlığını sorgulamamak "kaydıyla" ve coğrafik sınırlarımızla ne kadar "barışık", KKTC kimliklerimizle ne kadar "tanınmış" olduğumuzu bir kenara bırakamamak "şartıyla", egemenliğin kayıtsız şartsız bizim millette olmadığı kesin.

O halde Mustafa Kemal yalan mı söyledi? Kesinlikle hayır. O, kelimenin tam anlamıyla, bembeyaz bir sayfaya yeni bir tarih yazmak istedi. Yalan konuşanlar, Mustafa Kemal'in yazdığı tarihin "bilinçsiz tüketicileri"... Bugün "millet", hem sosyolojik kavram hem toplumsal olgu olarak, hem teoride hem pratikte, çatır çatır parçalanmaktadır. Türk milleti de, onun kırık bir aynadaki tekinsiz yansıması olan Kıbrıslı Türk milleti de, bu coğrafyayı paylaşan insanlar için son sürat anlamsızlaşmaktadır.

Neden? Giorgio Agamben'in aklıselim olduğunu varsayarsanız; ölüm ve hayat, kural ve istisna arasındaki kararı veren egemenleri sorgulamadığımız, onları unutmayı ve umursamamayı seçtiğimiz için... Bir millet olabilmemiz niye baştan beri imkansızdı, buna yanıt veremediğimiz için... Millet parçalanıyor, anlamsızlaşıyor.

Çünkü millet hiçbir zaman yoktu, fakat millet adına egemen olabilen uyanıklar vardı. Ve millet hiçbir zaman olmayacak. Fakat tarihi yeniden yazma sorumluluğuyla kalemi elimize almadığımız takdirde, uyanık egemenlerin kara listeye eklediği bir tarihin karanlığında uyutulduğumuz sırada, tekrar tekrar gördüğümüz sıkıntılı bir rüya olacak millet.

Modern Kıbrıs tarihinde, yasanın çiğnendiğine karar verip yasayı askıya alabilenler, kuralın işlemediğini, istisnai/olağanüstü halin (state of exception/emergency) başladığını hükmedenler kimler olmuştur? Kolonyalizm sonrası "bağımsızlaşan" Kıbrıs adasının tarihi, günümüze taşınmış hukuksal gedikleri ve yasa dışı devletleriyle ("tanınmış" Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve yasaları da dahil olmak üzere) kronik bir olağanüstü halden, kalıcı bir darbeden ibaret değil midir?

Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına karar veren "kara listeci" egemenlerimiz kimlerdir? Makarios Trusiotis, 2005'te Galeri Kültür Yayınları tarafından Türkçesi yayınlanan "Karanlık Yön: EOKA" adlı kitabıyla Kıbrıslı Rum egemenlerin fotoğrafını çekmiş bulunmakta. Peki ya bizler? Fotoğraf mı çekiyoruz, hafızaları mı karartıyoruz? Bugün, Ayhan Hikmet, Muzaffer Gürkan, Selim Mustafa gibi ölümleriyle Kıbrıslı Türk siyasi egemenliğini yaşatan isimler, beyaz bir sayfaya yazıldıklarında egemenliğimiz hakkında neleri aydınlatabilirler? "Egemenliğimizi tanımıyorlar" diyerek boşuna üzüldüğümüzü mü? Egemenliğimizi kendimizin bile tanımadığını mı? Hiçbir zaman egemen olamayacağımızı mı?

"Siyasi hayatımız" tabirini hemen her konuya ilişkin olarak dilimize doladığımız bir dönemde yaşadığımıza göre ve egemenlik kayıtsız şartsız öldürebilenin ise, bu farkındalığın gölgesinde "egemen olup siyaseten yaşayabilenlere" ve Karpaz'da kimleri "siyaseten yaşatacağına" muhtemelen kapalı kapılar ardında karar vermek zorunda kalan egemenlerimize "helal olsun" diyelim. Yasallığı askıya alıp, kendi istisna hallerini yaratıp, ölüm ve hayat arasında cambazlık yapabildikleri için... Hadi canım sen de, eşekler ve kaplumbağalar öldürülecek de birileri egemen olacak ha, daha neler...

   1209 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital