Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Egemenlik ve dalalet/küfür

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Haziran 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Malmesbury'li Thomas Hobbes 1651 yılında 'Leviathan' adlı büyük yapıtında şöyle demişti: "... kamusal olarak düşünülmesi tayin edilmiş bir görüş, dalalet ya da küfür (heresy: aykırı düşünce) olamaz; ne de bu görüşlere izin veren egemen prensler kâfirdirler. Çünkü kâfirler, meşru egemenlerin yasakladıkları bazı öğretileri inatla savunan özel/bireyci insanlardır."

   Günümüz politik dilinde, "egemenlik" terimi sıkça olumsuz bir anlam ifade etmeye mecbur bırakılmaktadır. "İnsan hakları" söyleminin kozmopolit duyarlılıkları bir taraftan, yerel-yöresel kimliklerin "çok-kültürlülük" adına talepleri diğer taraftan bastırmakta; "egemenlik" terimiyle özdeşleşen merkez otorite olarak "devlet"in, politik yaşamın çoğulcu ve biricik unsurlarını tekdüze varlığıyla tehdit eden baskıcı bir canavar olarak algılanmasına sebep olmaktadırlar.

   Bu yüzden bugün birçok uluslararası siyaset teorisyeni, analizlerine "egemen devletin çökmekte olduğu" varsayımıyla başlayabilmekte ve bu varsayımlarını "serbest piyasanın küreselleşmesi", "uluslararası kuruluşların etkinliklerinin genişlemesi", "teknolojinin ilerlemesi", "azınlıkların merkezi hükümete karşı ayaklanmaları", ya da "insan haklarının evrenselliği" gibi tezlerle destekleyebilmektedirler.

   Bu tip bir düşünce biçiminin kendi kendini baltaladığını düşünüyorum; çünkü, devlet egemenliğinin reddini gerekçelendirmek için kullanılan, yukarıda saydığım birkaç örnek, yeni egemenlik türlerinin ortaya çıktığını iddia etmek için bile kullanılabilecek kadar geniş ve muğlak örneklerdir. Serbest piyasa küreselleştiğinde, "sermayenin egemenliği"; uluslararası kuruluşlar aktif rol oynadıklarında, "uluslarüstü egemenlik"; teknoloji geliştiğinde, "teknik egemenlik"; azınlıklar isyan ettiklerinde, "azınlıkların egemenliği"; insan hakları savunulduğunda, "insaniyetperverlik adına egemenlik" gibi kavramsallaştırmalar mümkün olabiliyor.

   Dolayısıyla, egemenliğin yok olmaya yüz tuttuğu düşünülen alanlarda, egemenlik yeniden yükselişe geçebiliyor. İster alt-kültürler arası ilişkilerde olsun, ister devletler-üstü örgütlerin tepesinde olsun, egemenlik baki kalabiliyor. Demek ki "egemenlik" kavramının yalnızca tipik "ulus-devlet" birimine özgü bir politik nitelik olmadığını fark etmemiz gerekiyor. O halde, devleti aşan egemenliği nasıl tanımlayabiliriz?

   Egemenlik, bir alan üzerinde yaşayan insanlara uygulanan, geniş bir zemine yayılmış aşırı bir otorite biçimidir. Ulus-devlet sınırları içerisinde de, feodal bir krallıkta da, korsanların hüküm sürdüğü Ortaçağ deniz yollarında da, okul sıralarında da, merkezi bürokrasiye karşı çıkan bir köyde de egemenlik ilişkisini gözlemlemek mümkündür. "Egemenlik" kavramı, devletin resmiyetini temsil edebildiği gibi, zalim bir ebeveyn ile zavallı bir çocuk arasındaki asimetrik iktidar ilişkisini de açıklayabilir.

   Sonuç itibarıyla, tarihsel kökeni geç Ortaçağ dönemine uzanan bir kavramdan bahsediyoruz. Egemenlik "modern" bir kavram değildir; bu yüzden modern bir oluşum olan "devlet"e özgü değildir.

   Modernitenin trajik figürlerinden biri olan Malmesbury'li Thomas Hobbes'a dönelim. 'Leviathan'ı yazdığında, yani mitik bir deniz canavarı olan Leviathan'la "politik egemenliği" özdeşleştirmeye çalıştığında, Hobbes çok kaypak bir zeminde hareket etmeye çalışıyordu. Yukarıdaki sözlerini, biyografik bir bilgiyle bütünleştirmek lazım. Hobbes, "kâfirlikle", "dalalete düşmekle", yani "aykırı düşünmekle" suçlanmış birisiydi. Peki Hobbes'un teorisinde, Leviathan'ı, yani egemen otoriteyi birleşerek akit yoluyla, bir toplumsal sözleşmeyle oluşturacak insanlar kimlerdi?

   Bu sorunun yanıtı çarpıcı ve anlamlı: Yazının başında yaptığım alıntıda bahsi geçen "özel/bireyci insanlar", yani egemenin tasvip etmeyebileceği özel düşüncelere, kişisel görüşlere sahip olabilecek, her an dalalete düşebilecek bireyler, İngiliz düşünüre göre, egemenliği tayin etmeliydiler... O dönemin İngiltere'sinde Lordlar Kamarası'na girmiş birkaç piskopos tarafından "yakılmakla" tehdit edilen "kâfir birey" Hobbes, bir kamusal otorite olan egemenin oluşumunu, "her an kâfirleşebilecek bireyler ve onların inatla savundukları özel öğretileri" gibi kolayca sarsılabilecek bir temel üzerine inşa etmişti. Ölümünü isteyen kamusal egemenlerden özel fikriyat bazında intikam alırcasına...

   Günümüzde politika, hâlâ Hobbes'un yaşamında ve teorisinde yer alan bu temel, varoluşsal gerilimle beslenmektedir: Bu gerilimle yaşayabilmek için, Hobbes gibi, egemenin dalalete ve küfüre, yani aykırı düşünceye tahammül edebileceğini ummayıp; herşeye rağmen egemenin yukarıdan baktığı kâfirlerin, yani ayrıksı düşünürlerin desteğine eninde sonunda muhtaç olduğunu hatırla(t)malıyız.

   761 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital