Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Auctoritas, non veritas...

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Haziran 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Politika gerçeğe düşman mıdır? 20. yüzyılın belki de en önemli ve kesinkes en "farklı" düşünürlerinden Hannah Arendt bu soruyla yüzleşmek zorunda kalmıştı. Yahudi Soykırımı "Holocaust"un ("total yangın" demektir) mimarı olarak bilinen Nazi yarbay Adolf Eichmann 1961 yılında Kudüs'te yargılanırken Hannah Arendt bir muhabir olarak davayı izlemiş ve Eichmann'ın bir "canavar" olmadığı "gerçeğiyle" karşı karşıya kalmıştı.

Eichmann, Arendt'e göre, "kötülüğün banalliğinin" simgesiydi, çünkü Yahudilerin Nazi ölüm kamplarına yerleştirilmelerini sistematik bir şekilde gerçekleştiren bu yarbay "yalnızca yasalara uyduğunu, yasayla belirlenen görevini yerine getirdiğini" iddia ediyordu. Trajik olan ise şuydu: Eichmann "yalan" söylemiyordu. Birçoğumuzun en büyük politik erdem olarak sorgusuz sualsiz kabul ettiği şeyi yapan, yani "yasalara uyan" biriydi Eichmann. Birçoğumuz gibi sıradan bir insandı, "normal" bir vatandaştı.

Bu "soğuk" ve "rahatsız edici" gerçeği aktaran Arendt çeşitli tepkiler almıştı. Bu tepkilerden biri de (ki Arendt'e "politika gerçeğe düşman mıdır?" diye sorduran da bu tepkiydi) şuydu: Eichmann'ın normal ve sıradan bir adam olduğu "gerçek" olsa bile, "Holocaust" denen korkunç acılar ve suçlar yumağı karşısında "gerçeği" söylemenin ne anlamı vardı ki? Yoksa Arendt "dünya yok olacak olsa bile, gerçek açığa çıksın, konuşulsun" (Latincesi: fiat veritas, et pereat mundus) ilkesine körü körüne inanıyor muydu?

Bu, önemli bir sorudur ve güncel politikaya kıyısından köşesinden bulaşan herkesin kendi hesabına cevaplaması gereken bir sorudur. Politik meselelerin gerçeklerle ne alıp vereceği olabilir/olmalıdır? İçinde yaşadığımız dönem, "gerçeğin" şahsa göre değişen bir "görüşe" tekabül ettiğini, "fikir sahibi" sayısı kadar politik "gerçek" olabileceğini ima ediyor.

Gerçekten öyle mi peki? Gerçek, kaypak ve kaprisli bir mefhum mu? Arendt'e göre, hiç de öyle değil: Değiştirilemez hakikatler, doğruluklar var. "Naziler Yahudileri katletmedi" diyemezsiniz. Hoş, bunu ima eden manyaklar yok değil. Ama bu denli bariz bir gerçeğin inkâr edilmesinden çok, Arendt'in dikkat çekmek istediği şu: Politikanın (politik alanın, politik yaşamın) gerçekleri/olguları göreceleştirmeye, "tartışılabilir görüşler" düzeyine çekmeye tehlikeli bir yatkınlığı var.

Her toplum politikanın gerçeği tahrip etme yatkınlığına maruz kalır aslında. Her toplumda halkın kesin olarak "bildiği" ama dile getirmekten çekindiği "sözde sırları", "sessiz gerçekleri" vardır. İşte tam da "susturulmuş gerçekleri" olan toplumlarda "gerçek" mefhumuna pek yüz verilmez. Gerçek yoktur; tartışılabilen ve bireysel muhakeme yetimizin (dolayısıyla çıkarlarımızın ve gelip geçen heveslerimizin) insafına bırakılan görüşler vardır.

Herhangi bir görüşün gerçekliğini seçme ya da seçmeme, kabullenme ya da reddetme hakkımız saklıdır, hep vardır. Ama somut, değişmez, "olmuş bitmiş" gerçek yoktur. Varsa da, bireyseldir, yeniden gözden geçirilmeye açıktır; yani "toplumsal bir olgu" değildir. Bu fikri, yani "toplumsal olguların en kötü ihtimalle yokluğunu, en iyi ihtimalle tartışılabilirliğini" esastan kabul eden bir toplumda ise, "toplumsal yaşamdan" bahsetmek abestir; çünkü bireylerin ortak bir paydadan hareketle "birliktelik" oluşturabilmelerini sağlayan, "paylaşılan" bir gerçeklik yoktur.

Dolayısıyla Arendt'in günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan bir uyarısı vardır: Kesinleşmiş, kanıtlanmış, verili bilgiler ışığında herkesin üzerinde uzlaşabileceği gerçekler korunmuyorsa, bu gerçekler yadsınıyorsa, bu gerçeklerin unutulması teşvik ediliyorsa; o zaman "fikir/düşünce özgürlüğünü" savunmak büsbütün maskaralıktır. Çünkü tartışılamazlığı açık, varlığı net olan gerçeklerin yokluğunda, politika ancak yalanların ve örtbasların tartışıldığı bir alan olabilir. Teslim ettiğimiz gerçekler olmazsa, politik fikir/duruş sahibi olma hakkımız yalan olur.

Kuzey Kıbrıslılar bu meseleyi iyi düşünsünler. Nesnel ve tarihsel olarak hangi gerçeklere sahipler? Bunları açıkça söyleyebiliyorlar mı? Söyleyemiyorlarsa, buna ne engel oluyor? Geçen hafta saygıyla andığımız Thomas Hobbes'un hatırlattığı gibi politikayı politika yapan veya Nazi yarbayın bile uyduğu yasayı yasa yapan, "gerçek" değil, "otorite" midir (auctoritas, non veritas)? O halde, kimin verdiği, kimin uyguladığı otorite? En azından bu soruya "gerçek" cevaplar verebilmemiz dileğiyle...

   635 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
28 Haziran 2008, Cumartesi   Carlin vs. Ölüm
14 Haziran 2008, Cumartesi   Egemenlik ve dalalet/küfür
07 Haziran 2008, Cumartesi   Demokrasinin yokluğunda "anti-parlamenter" düşünce



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital