|
İyi, alkışlanmalı. Alkışlanmalı ki, 'yeni' iyiler ve 'daha' iyiler ortaya çıkabilsin.
YDÜ'nün son yıllardaki ülke standartlarını aşan yatırımları, 'ön yargılı' bakışlara rağmen takdire değer olduğunu teslim etmek gerek. Üniversitenin akademik ve altyapı yatırımlarını kötüleme kompleksinden kurtulamayan 'ön yargılılar', yatırımları gidip yerinde görmek cesaretinden de yoksun olduklarından dolayı, bu yatırımları takdir edenleri de rencide eden davranışlarından geri kalmıyorlar.
1990'lı yıllarda DAÜ'nün tıp fakültesini kurma aşamasında, ülke coğrafi yapısının böyle bir fakülteyi kaldırmadığı eleştirilerinin yerinde fakültenin nereye inşa edileceği tartışmaları ağır basmıştı. Bugün, YDÜ'nün tıp fakültesi kurmasına 10-15 yıl önce gündeme getirilmeyen gerekçelerle karşı çıkış, 'önyargının' eseri olarak algılanabilir.
Sağlığın özelleştirilmesine tepki diye karşı çıkış da yanlış bir ifadedir. Her kentte en az 2 özel hastanenin bulunduğu ülkemizde Kalkınma Bankası kredileriyle özel hastaneler yaratılması veya mevcutların geliştirildiği dönemde sağlık özelleştirilmişti. Hatta, daha da geriye gidersek, klinikte hasta bakmak bile sağlığın özelleştirilmesinin ifadesi olarak gösterilebilir.
Eğitim ve sağlığın özelleştirilmesi mücadelesi için geç kalındı. Bugün, eğitim ve sağlıkta, 'özel', 'devleti' çoktan solladı. İnsanlar maddi durumlarını zorlayarak klinik ve özel hastanelerden hizmet alıyor. Hatta, Güney Kıbrıs ve Türkiye'deki doktorların teşhis ve tedavisine ihtiyaç duyuyor. Özel kolejlere ilgi 3 yaşından başlıyor. Aileler, İngilizce temelli eğitimi okul öncesi eğitimde vermeye başlayan okullara gitmekle çocuklarının hayata 1 adım önde başlayacağı düşüncesinden hareket ediyor.
YDÜ Tıp Fakültesi'nin ilk aşaması olan Eczacılık Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi'nin, eğitim göreceklere her türlü altyapıyı ve akademik kadro desteğinin sunulduğunu görmezlikten gelerek eleştiri yapanlar bile, yarın temel atma süreci başlatılacak YDÜ Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nin sağlığa vereceği katkıyı hesaba katabilmektedir.
Sağlık alanında büyük bir yatırım diye yere göğe sığdıramadığımız Gazimağusa Devlet Hastanesi'nin nerdeyse 3 katı büyüklüğünde kapalı alanı olacak YDÜ Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, daha büyük bir alkışı hak etmez mi?
Sağlıkta yapılan her yatırım, daha iyi ve daha hızlı hizmetin yolunu açıyor. Örneğin ülkemizde olmayan bir tomografi cihazına girdiğinizde aldığınız radyasyonun, yüzde 70 daha azını YDÜ Diş Hekimliği Fakültesi'ndeki tomografi cihazından alırsınız. Yüzde 70 daha az radyasyon alma imkanının sunulmasına kim karşı çıkabilir ki?
Hayatta her şeyde yanlışlar hatalar olabileceği öngörüsüyle topatan 'retçi' bir tavır sergileme yerine yapıcı davranılsa daha iyiye, daha hızlı ulaşılabilir.
Sinemada, nöbet tutmak zorunda kalmayın
Salonun dolacağını tahmin ettiği bir filmi rahat ortamda izlemek isteyenler genelde, saatler öncesinden gidip biletini alır. Filmin başlamasına dakikalar kala da salona girer, bilette numarası belirtilen koltuğa oturur filmini izler.
Gazimağusa'daki sinemada böyle bir şansınız yok. Gece seanslarında koltuk numarası yazılı bilet alabilirsiniz. Ama, saat 18.00 seansı için aldığınız bilette koltuk numarası yok. Nedenini sorduğunuzda; "Bileti aldın madem şartları kabul ettin, beğenirsen." yanıtını alabilir, "1 saat önceden gelip istediğiniz koltuğa oturun" tavsiyesi karşısında da çıldırabilirsiniz.
Sinemaya izleyicinin akın ettiği bir filmde öyle bir muameleye tabi tutulabilirsiniz. Sinir krizi geçirip izleyeceğiniz film kursağınızda kalabilir. Nöbet tutmaya razı olmazsanız.
KKTC Devleti mi, Boyacı İmparatorluğu mu?
Hükümetin işyerlerinin çalışma saatleriyle ilgili uygulamasının ilk haftasını yaşarken, en çarpıcı gelişme, büyük marketler arasında karara sadece iki şirketin uymamasıdır.
Karara uymayan büyük marketler, Özer Boyacı'nın sahibi olduğu LEMAR ve Salih Boyacı'nın sahibi olduğu ASTRO. İki kardeş ve ailelerinin sahibi olduğu LEMAR'lar ve ASTRO'lar Ticaret Odası'nın desteğini de arkalarına alarak, yeni kurala göre kapatmaları gereken saatlere uymuyorlar.
Devletin, kendi kararını uygulatamadığı bu günlerde, Boyacı kardeşlerin sözünün geçtiği görülüyor. Bu da ülkenin KKTC devleti tarafından mı, Boyacı ailesi tarafından mı yönetildiği sorusunu akla getiriyor.
Makasladık
* "YeniDÜZEN'i kendi dar beyinlerinde 'siyasi saldırı aracı' kullanacak kimileri; kimileri 'fayda aracı' görecek. Biz inatla 'gazetecilik' yapmanın uğraşını vereceğiz." (Cenk Mutluyakalı, Yanidüzen, 5 Mart)
* "İngiltere'de, aralarında reklam şirketleri ve tur operatörleri de bulunan çeşitli çevrelere toplam 700 bin sterlin borcu olan KKTC turizm ofisine İngiliz Vergi Dairesi tarafından haciz kondu... Haciz memurlarının her an temsilcilik binasına gelip her şeye el koymaları bekleniyor" (Afrika, 5 Mart)
* "DP, başlattığı onur mücadelesine devam ederken UBP, mecliste kukla muhalefet görevini sürdürün ki demokrasicilik oyununda figüranlar eksik olmasın" (Ömer Adal, Demokratbakış, 6 Mart)
* "Yaratılan kavga ortamında haklı ile haksızın birbirine girdiği, sığ bir tartışma ortamı yaşıyoruz. Ne sendikalar akılcı bir yaklaşımla çözüm alternatifleri üretebiliyorlar, ne de hükümet, çizdiği inatlaşma tablosundan kendini kurtarıp, kaosu önleyebiliyor" (Aysu Basri, Kıbrıs 7 Mart)
* "Her günkü gibi değildi geçtiğim yollar, caddeler, saat 06.30'du (eylem günü)... Meclisin ve Maliye Bakanlığı'nın çevresindeki bütün yollar bariyerlerle araç parkına kapatılmıştı. Polis tüm köşe başlarını tutmuştu" (Mehmet Levent, Afrika, 7 Mart)
Yanıt bekleyen sorular
* Bir taraftan kuraklıktan, su sıkıntısından söz ediyoruz, diğer yandan buz gibi temiz suyu denize akıtıyoruz.
Yeşilırmak'ta yıllardır, belki de milyarlarca ton su boşa harcanıyor. Tatlı su elde etmeye çalıştığımız denize tatlı su bırakıyoruz. Olacak iş mi bu? Böyle terslik olur mu? (Bilbay Eminoğlu, Kıbrıs, 5 Mart)
* Sendikalar acaba dairelerdeki yetenek yetersizliğini, vaktinde görev başında bulunmayan devlet görevlilerinin bu konudaki gevşekliğini, disiplinsizliğini, böylesine davranışın yaygın ve yaygın olduğu kadar da her gün tekrarlandığını niye göremez oluyorlar? (Radar Reşat, Starkıbrıs, 6 Mart)
* * Lazkiye'den, Türkiye'den, Lübnan'dan, vs. ülkelerden gelenler... Diyelim ki on bin... Rakamlara baktığımızda dönenler altı-yedi bin... Ne oldu geriye kalanlar diye sorarsınız değil mi? (Özcan Özcanhan, Halkın Sesi, 7 Mart)
* KDV iadelerinin faizi nerede sayın bakanım? Biz devlete ait bir borcumuzu 1 gün geciktirsek hemen gecikme faizini uyguluyorsunuz, yurttaş ödemem derse de mahkemede söke söke alıyorsunuz. Peki nasıl oluyor da 8 aylık gecikmenin gecikme faizini yurttaşa ödemiyorsunuz? (Aytuğ Türkkan, Starkıbrıs, 7 Mart)
* Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı amaçlayan çağdaş bir liderin seçilmesine katkı bulmak için dökmüşler Colony Hotel'de paraları Talat'ın torbasına. Öyle mi? Peki yıllar yılı neden Denktaş'ın peşinden gittiniz çözümcü idiniz madem? ( Arif Hasan Tahsin, Afrika, 7 Mart)
|