Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



Lefkoşa'yı milyonlara mal edebilmek...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Küresel ısınmadan dolayı yaşanan kuraklığın etkileri Kıbrıs'ı sarmalamaya devam ediyor. Dünyanın çeşitli ülkeleri, ne gibi önlemler alınabileceği konusuna odaklanırken, KKTC'de yapay gündemlerle zamanı harcamak, kabul edilebilir bir durum değildir.

Çiftçiler Birliği Başkanı Alican Kabakçı, kuraklıktan ötürü "bu yaz ekmeği 5 YTL'den alırsak şaşmayalım" diyerek, tehlikeye işaret etmişti.

Tehlike, zil çalarak 'geliyorum' diyor.

Şimdi gelelim 'Lefkoşa' veya olmayan 'Lefkoşe' meselesine...

Dünyada ve de Kıbrıs'ta öyle isimler vardır ki, değiştiremezsiniz! Örneğin Lapta'ya bir başka ad koyamazsınız. Barış Harekâtı'ndan hemen sonra, zamanın bölge komutanlarından biri 'Salamis Bay'ın ismini değiştirmeyi düşünmüş, 'Selami Bey olamaz mı?' diye nabız yoklamış, ama tutmamıştı...

Çünkü 'Salamis Bay' tarihin derinliklerinden gelen bir bölgenin adından esinlenerek konulmuş...

Çağlayan'ı, çağlamayanı bu konu ile karıştırmamak lazım. Çünkü Çağlayan, daha önceleri de işaret ettiğimiz gibi, rahmetli Hüseyin Dayı'nın soyadıydı. Soyadına uygun olarak oradaki işyerinin adını da 'Çağlayan Bar' koymuştu.

Şimdiki ismi 'Çağlayan Gelik'.

Gençlik yıllarımızda oranın adı halk ağzıyla 'Çocuk Bahçası' veya 'Millet Bahçası' idi.

Tekrar gelelim, 'Lefkoşa' veya 'olmayan Lefkoşe' meselesine...

Otuz yıl kadar 'Milliyet' gazetesinin Kıbrıs Temsilciliği görevini sürdürürken, daha ilk günlerden 'Lefkoşe' diye yazılmasının yanlış, doğrusunun ise 'Lefkoşa' olduğunu söylemiş, ikaz etmiştim.

Dedim ki, "bunun Türkçesi bu, İngilizcesi bu, Rumcası da bu... Böyle okunuyor, böyle yazılıyor."

Genel Yayın Yönetmeni rahmetli Abdi İpekçi'den tutunuz da, esas muhatap olduğum zamanın Dış Haberler Şefi Sami Kohen'e durumu izah ettikten sonra, Lefkoşa kaynaklı haberlerde artık 'Lefkoşe'nin pabucu dama atılmış, yerine 'Lefkoşa' konulmuştu.

Dış Haberler'de çalışan Mehmet Ali Birand ve Cihan Akerson ile diğer arkadaşlar da, dış ülkelerdeki başkent veya kentlerde bulunan muhabirlerinin duvarda yazılı isimlerini yeniden tanzim ederek, 'Lefkoşa' diye yazmışlardı.

Milliyet'te bir yanlışı düzeltirken, bunu diğer gazeteler, radyo ve televizyon istasyonları, hatta ajanslar takip etti. Milyonlara hitap eden kitle iletişim araçları kabullendi.

Karakterim gereği bugüne kadar bundan övünç payı çıkarma yoluna gitmediğim gibi, yazmadım da! Ama konu 'Lefkoşa-Lefkoşe' tartışmasına gelince, değinme ihtiyacı duydum.

O nedenle heyecanlanmaya, üzerinde fazla durmaya hiç de gerek yok!

Şimdi kalkıp da Ankara'nın, İstanbul'un, İzmir'in; ya da Kahire'nin, Londra'nın, Paris'in, Bağdat'ın, Pekin veya Tokyo'nun, Atina'nın isimlerini değiştirebilir misiniz? Değiştiremezsiniz. O halde Lefkoşa'nın ismi de değişmez ve değiştirilemez!

Olay bu kadar basit...

SU SORUNU

Çok merak ediyoruz, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın yeni müzakere sürecine başlamadan önce Erdil Nami ile Yorgo Yakovu'nun çalışmalarıyla oluşturulan teknik komiteler arasında su konusuna ilişkin bir komite de var mıdır?

Ortak sorun mu dediniz; işte alın size ortak sorun.

Bu gidişle Ada'nın sadece bir tarafı değil, fakat tümü de susuzluktan grak grak ötecek.

Durumu herkes görebiliyor da, sadece Talat ile Hristofyas mı göremiyor?.. Bu soru dahi insaf ölçülerini aşıyor. Çünkü öncelikle onlar bu işin farkındalar...

Eğer çözüm yolunda bir takım takıntılar olursa, bu, su işi yatacak anlamında mıdır?..

Ne demiştik daha önce: Su sorunu, sadece Türklerin veya Rumların değil, fakat ağacıyla, ormanıyla, bitkisiyle, hayvanıyla tüm adanın sorunudur.

Üstelik Kıbrıs sorunu çözülse de, çözülmese de!..

Ada'nın büyük ihtiyacı vardır suya ve belki de gündemin ilk maddesini oluşturmalıdır. Kavga gürültü ile karşılıklı suçlama ve 'izlenim yaratma' yarışı ile bir yere varabilmek mümkün olmadığı gibi, su sorununu da göz ardı edebilmek mümkün değildir.

Örneğin, dün Slovakya'nın Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından organize edilen Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partilerinin ortak toplantısında bu konu gündeme geldi mi veya getirildi mi?..

Yeni Kıbrıs Partisi'nin ev sahipliği yaptığı toplantıda meğer konular, "Müzakere Sürecinde Sivil Toplumun Rolü ve Güven Artırıcı Önlemlerin Önemi (örneğin askersizleştirme, dekonfrantasyon, silahsızlanma, yeniden yerleşim, Maronit köyleri, Maraş vs") imiş...

'Bal yapmaz arı' misali yıllardan beri süregelen bu görüşmelerden ne gibi sonuçlar alındığını da çok merak ediyoruz.

Güven artırıcı önlemler, lafla olacak işler değildir. 'Lafla peynir gemisi yürümez' misali...

Su konusunda taraflar koysun kartlarını masaya ve girişim başlatsınlar. Adını da 'Barış Suyu' koysunlar. Gerçekleştirildiği takdirde de, iki tarafın birbirine nasıl güven duyduğunu görsünler.

   589 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Desmond Tutu'yu kim tutar?..
10 Ekim 2008, Cuma   Bunlar yalan mı?. Yalandır diyenler beri gelsin!..
09 Ekim 2008, Perşembe   Tıp Fakültesi, sadece YDÜ'nün değil, tüm KKTC'nin gururu...
08 Ekim 2008, Çarşamba   Sağlıktan eğitime uzanırken...
07 Ekim 2008, Salı   Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...
06 Ekim 2008, Pazartesi   Türkiye'deki son olaylar üzerine...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..
03 Ekim 2008, Cuma   Söz hakkı olmadan alınan kararlar geçerli değildir!..
02 Ekim 2008, Perşembe   'Marazi toplumdan' Marko Paşa'ya...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Şu KTHY meselesi...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital