|
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu akşam Güney Kıbrıs'taki ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Genel Başkanı Nikos Anastasiadis'i Limasol'daki evinde ziyaret edecek.
DİSİ'nin eski lideri ve Rum yönetiminin eski başkanlarından Glafkos Kliridis'in de büyük bir olasılıkla bulunacağı yemeğe Talat, konuk olarak katılacak.
Anastasiadis ile Kliridis, bir süre önce Cumhurbaşkanı Talat'ın konuğu olmuşlardı.
CTP ile AKEL arasında tarihsel bağlar olmasına karşın, iki parti Annan Planı'nın tartışıldığı dönemde, özellikle de 24 Nisan 2004 Referandumunda ters düşmüştü. AKEL'in aksine DİSİ, referandumda Annan Planı'na 'evet' oyu kullanmış, bundan ötürü de plana 'yes be annem' diyen CTP ile sıcak ilişkiler oluşmuştu.
"Dünyada bunun örnek veya örnekleri yoktur" demeyiniz. Nasıl ki, EOKA kökenli bir DİSİ, 'sol kanadın temsilcisi' CTP'yi Annan Planı'na yaklaşımından dolayı alkışlamıştır, CTP de ortaya koyduğu tavır nedeniyle DİSİ'yi takdir etmiştir.
Peki; Türkiye'de bir süre önce türban konusunda AKP ile MHP arasında yer alan işbirliğine ne demeli?.. Yani zaman zaman öyle durumlar yaşanır ki, aynı çizgideki iki parti birbirlerine ters düşer, buna karşın farklı çizgilerdeki partiler işbirliğine koyulur.
Yakın geçmişte çeşitli ülkelerde bu gibi tablolara tanık oluyoruz.
Bu bakımdan Talat'ın bu akşam Anastasiadis ve Kliridis'le yapacağı sohbetlerde elbette sadece havadan, sudan bahsedilecek değildir. Detaylara inilmese dahi, genel hatlarıyla sorunun çözümüne ilişkin düşünceler ortaya konulacaktır.
Bizim, Sayın Talat'tan beklentimiz, Limasol'a kadar gitmişken şu yılan hikayesine dönüşen Türk ilkokulu konusunu da gündeme getirmesi, konuya ilişkin görüş ve düşüncelerini ortaya koyarken, Rum tarafının bu konuda mükellefiyetlerini hatırlatması ve verdiği sözü yerine getirmesini istemesidir.
Rum tarafı, Limasol'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı yörede bir ilkokul açılmasına söz vermiş, ancak yerine getirmemiştir. Halbuki bugün Karpaz'da Rumlara ait hem ilkokul, hem de ortaokul vardır ve Rum öğrencileri eğiten Rum öğretmenler bulunmaktadır. KKTC makamlarının onayı ile bu okullar faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Rum siyasi parti yetkilileri ve öteki ilgili makamlar, arada bir Karpaz'a gittiklerinde Rum okullarını mutlaka ziyaret etmektedirler.
Kıbrıs Türk tarafının geniş hoşgörüsüne, iyi niyetine aynı şekilde karşılık verilmesi beklentisi herkeste mevcuttur. Niye bundan kaçınılmaktadır?.. Doğrusu Kıbrıslı Türkler bunu anlamakta zorluk çekmektedir.
Kıbrıs Türk İlkokul Öğretmenler Sendikası (KTÖS) da bu konuda Rum mahkemesinde dava açmış olmasına rağmen dava reddedilmiştir.
Sanırız bu konuda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bilgi donanımına sahiptir ve gerekli ek bilgileri de Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak'tan almıştır.
İki taraf arasında eşitlik ilkeleri uygulanacaksa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) olduğu kadar, Rum tarafının da buna riayet etmesi esastır. Özellikle Talat-Hristofyas görüşmesi öncesi Rum tarafının bu konuda jestte bulunması, Lokmacı Kapısı'nın açılmasında olduğu gibi, müzakere sürecine ivme kazandıracak ve olumlu yansımalar yapacaktır.
En azından Talat'ın, muhalefet lideri Anastasiadis'e durumu aktarması ve topun şimdi Rum yönetiminde olduğunu belirtmesi de konunun yeniden gündeme gelmesi kısa sürede çözüm yoluna ulaşılmasını sağlayabilecektir.
Karpaz'da yaşayan Rumların çocuklarına KKTC makamları tarafından ilkokula ve ortaokula gitme olanakları sağlanırken, Limasol'daki Türk ailelerinin çocuklarına aynı olanakların tanınmaması, eşitlik ilkelerini altüst eden bir durumdur. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı Talat'ın konuya ilişkin inisiyatifi ele alması ve ağırlığını koyması gerektiği inancındayız.
Güney'deki Türk ailelerinin çocuklarını eğitimden alıkoymaya, cahil bırakmaya kimsenin hakkı yoktur!..
|