|
Eninde sonunda bayram da geçer ve yine yüz yüze kalırız acı gerçeklerle... Nedir bu acı gerçekler?.. Kuşkusuz sistemden, daha doğrusu sistemsizlikten kaynaklanan politikalar ve bunların halka yansıması...
Hakikaten Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "marazi bir halk olduk' derken, yerinde bir teşhis koymuş!..
Talat bu konuda yerden göğe haklı...
Bu toplumda şikâyet etmeyeni gösterin, gösterebilirseniz... Zengini de şikayetçi, fakiri de!.. İyi gelirli de şikayetçi, orta ve dar gelirli de!.. Taksicisi, ev sahibi, kiracı, esnafı, memuru, iş adamı, öğretmeni, öğrencisi, üretici, tüketici, iş hanımı, ev hanımı, çiftçisi, çobanı; velhasıl tümü de şikâyetçi.
KKTC sanki de 'ağlama duvarı!..'
Yediden yetmişe herkes ağlıyor... Oyuncağı elinden alınan çocuk misali... Basıyor feryadı!.. Memeyi verdin mi susuyor, çıkardın mı; çığlık çığlığa etrafı darma duman ediyor.
Ne ola bunların nedeni?..
Buna rağmen bakıyorsunuz, bir lüks, bir gösteriştir gidiyor. Evlerin önlerinde çifte çifte arabalar... 'Komşu aldı, ben niye almayayım' tartışmaları...
Kimsenin kimseyi taktığı filan yok!.. Bencillik iliklere kadar işleyivermiş... Böyle olunca da saygıdan eser kalmamış!.. Bunlar acı gerçeklerdir ve sistemin yarattıklarıdır.
Eğer bir ülkede özel sektör SOS sinyalleri veriyorsa, kimi işletmeler Silifke'ye, İzmir'e, kimileri de Bulgaristan'a naklediliyorsa, demek ki artık bir şeylere karar vermek lazım.
Kısa adı YAGA olan Yatırım Geliştirme Ajansı Direktörü, Ekonomi eski Bakanı Ayşe Dönmezer, özel sektörün acı içinde olduğunu söylüyor ve ekonomi yönetimi açısından çözüme hazır olmadığımızı belirtiyor.
Dönmezer'in saptamaları gayet yerinde. Güney'de oturmuş, sistemini kurmuş, üstelik de AB himayesi altında bir ekonomi varken, bir de Kuzey'deki dağınıklığa bakınız. Ekonomik yönden iki taraf da eşit düzeye gelmeyince varılabilecek bir uzlaşıdan ne beklenebilir ki!..
Bunları düzelteceğimize, iktidarıyla muhalefetiyle, sendikalarıyla, sivil toplum örgütleriyle ve de halkıyla işimiz gücümüz şikâyet...
Ha; bazı şikayetlerde haklılık payı yok mu?.. Elbette var.
Örneğin Kıbrıs Türk Rehberler Birliği'nin, Lefkoşa'daki Büyük Han'ın bayram nedeniyle kapalı olması yönündeki şikayet ve eleştirisi haksız mı?.. İster ek mesai sorunundan kaynaklansın, isterse bir başka nedenden. Turiste bunu izah edebilir misin?.. Turist çekim merkezi olan bu tarihi binayı Ramazan Bayramı süresince açık tutmak bu kadar mı zordur?..
Hem şikayet ederiz, hem de ayağımıza kadar gelen turisti geri göndeririz.
Olacak iş mi bunlar?..
İyisi mi, kapatın kapıları kimse geçmesin. Deniz ve hava limanlarına kilit vurun, ne gemi gitsin, ne de uçak!..
Bayramdır diye, herkes senin keyfine uyacak değil ya!.. Dünya mı sana ayak uyduracak, yoksa sen mi dünyaya?..
Görüyor musunuz sistemin ne kadar tıkandığını ve laçka olduğunu?..
Bir yerde bindiğimiz dalı kesiyor da, farkında değiliz. Hem işlerin yolunda gitmemesinden şikayet ediyor, hem de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmekten kaçınıyoruz.
Şikayet artık damarlarımıza işlemiş... Dedik ya, şikayeti olmayan, şikayetçi olmayan kalmadı. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sorarsanız, o da bir şeylerden şikayetçi. Başbakan Soyer de öyle!..
Onlar şikayetçi olduktan sonra muhalefet hayda hayda!..
Gel gör ki, ülkede bir Marko Paşa da yok!.. Eskiler "bir şikayetin varsa Marko Paşa'ya çık" veya "Marko Paşa'ya git" derlerdi.
Anlaşılan KKTC'nin en büyük eksikliği bir Marko Paşa'nın olmaması... 'Var mı aday?' desek, acaba çıkan olur mu?..
|