|
Rum Yönetimi lideri Hristofyas, yaptığı bir konuşmada Kıbrıs "Türk liderliği ilerlememiz için yeşil ışık yaktığına dair bizi ikna etmedi" demiş. Sayın Hristofyas bunu demekle bir "trafik tartışması" başlatmış oluyor!
Öncelikle soralım: Rum lider hangi ışıktan bahsediyor? Bizim tarafta yıllardır yeşil ışık yanıyor. Kıbrıs Türk liderliğinin eli havada! Sayın Hristofyas renk körü mü yoksa hafıza kaybına mı uğradı? 2004 Referandumlarında
kırmızı ışığı yakan Kıbrıs Rum tarafı ve bizzat kendisi, yeşil ışık yakan taraf ise Kıbrıs Türk tarafı olduğuna göre, bu konuda kendisini kanıtlaması gereken taraf Kıbrıs Rum tarafı değil mi? Yoksa Hristofyas'ın bu sözleriyle kafa karıştırmaya ve uzlaşı konusunda sorumluluğu Kıbrıs Türk tarafına yüklemeye yönelik psikolojik bir manevra mı?
"Teşbihte hata olmaz" derler. Bir benzetme yapacaksak tam yapalım. Meselenin başından beri 15 önemli olayda uzlaşıya kırmızı ışık yakanın Kıbrıs Rum tarafı olduğunu Rum Yönetimi Dışişleri eski Bakanı Nikos Rolandis açıklıkla itiraf ediyor. Evet, belki biz de her önümüze konan belgeye hemen yeşil ışık yakmamış olabiliriz. 40 yıldır devam eden bir süreç içinde bazan turuncu bazan da kırmızı ışık yaktığımız olmuştur; ama sonuçta hep bunu yeşile çevirmeyi başardık. 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları bizim girişimimizle gerçekleşti. 1985 ve 1986 Çerçeve Anlaşma taslaklarına üst üste biz yeşil, Rum tarafıysa kırmızı ışık yaktı. 1992 Fikirler Dizisi'ne "yeşile doğru giden bir turuncu ışık" yaktık (101 paragraftan 91'ini kabul ettik; geriye kalanını da müzakereye hazır olduğumuzu bildirdik), ama belge Rum tarafının kırmızı ışığı yüzünden orada durdu! 1994 Güven Yaratıcı Önlemler paketine başta turuncu ışık yakmış olmamıza karşın sonunda bunu yeşile çevirdik, ama paket yine Rum tarafının kırmızı ışığına takıldı.
Sonucu herkesçe bilinen Annan Planı sürecine giden inisiyatifi de Kıbrıs Türk tarafının başlattığını bilmem kaç kişi hatırlar. Tarihi yargılarken bunları göz önünde bulundurmazsak kendimize haksızlık etmiş oluruz. Olayları ve insanları değerlendirirken ise "sicillerine" bakmazsak dengeli veya doğru bir sonuca varamayız. Kişiler değişebilir, ama değiştiklerini söz ve hareketleriyle kanıtlamak zorundadırlar. Halbuki Sayın Hristofyas, Cumhurbaşkanı Talat'a "değişmesi gereken sensin" demeye getiriyor!
Arızalanmadığı sürece trafik ışıkları hep aynı renkte yanmaz. Aslında, Kıbrıs Türk tarafının son yıllardaki tutumuyla ilgili bir özeleştiri yapacak olsam, "2004'te yakmış olduğumuz yeşil ışığı çok uzun süre yanık tuttuk" derim. O kadar ki, adeta kendimizi karşı tarafa "yakaran" bir duruma soktuk! Şu an için bunu "imajımız bozulmasın" mülahazasıyla yapıyor olsak bile, bunun görüşme masasında zaaf olarak algılanıp aleyhimize kullanılması ihtimali yüksektir. Belli bir noktanın altına çekilmek istendiğimiz takdirde buna kırmızı ışık yakacağımızı, yani yerleşmiş bir deyimle "kırmızı çizgilerimizi" deldirtmeyeceğimizi ortaya koymak zorundayız.
Örneğin, yeni bir ortaklık ve buna nasıl gidileceği; iki devletlilik; sulandırılmamış iki kesimlilik; iki halkın siyasi eşitliği; etkin ve fiili garantilerin güncelleştirilerek devam etmesi; iki eşit ve egemen devletle başlayıp evrim yoluyla ulaşılacak federal bir yapı; KKTC'nin böyle bir yapı içinde "ismiyle ve cismiyle" yer alacağı ve, nihayet, olası bir uzlaşının "AB normlarına ters düşmeme" adına üç-beş yıl içinde çökmemesi için anlaşmanın gerekli hukuki tedbirleri içermesi konularında!
Yukarıdaki çizgiden aşağıya çekilmek istendiğimiz takdirde buna kırmızı ışık yakacağımızı karşı tarafın bilmesinde fayda vardır.
Bu uzlaşmazlık değildir! Ne de kötümserlik!
Haklarımızı ve statümüzü masada kararlılıkla savunacağımıza dair halkımıza ve tüm dünyaya verilmesi gereken bir mesajdır.
Yeşil ışık yaktık, görmediler!
"Kırmızı çizgilerimizi" belki görürler!
|