|
Duyarlı okurlarıma teşekkür ederim... Lefkoşa parklarının elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum edilmesini kınayan yazılarıma ara vermemi kabullenmediklerinden ve sürekli "devam et" mesajları geçtiklerinden dolayı...
Yaz sıcakları bastırdıkça ve insanlarımız parklara daha sık uğrar oldukça oralardaki hazin manzarayla daha yoğun yüzleşmeye başladılar. Elektriksizlikten geceleri zifiri karanlık olan parklar, sulama sistemleri çalıştırılamadığından dolayı susuzluktan da mahvoldular.
Gündemimizin diğer konuları ağır basınca o çevre skandalını kısa bir süre irdeleyememiş olmam meseleyi kapattığım anlamına gelmiyor tabii ki...
Bunu en son söylediklerim arasında Çevre Dairesi'nin eski müdürlerinden Mehmet Ali Çelik dostum da var... Evine yakın ve gözünün önündeki Barış Manço Parkı'nın yok olmak üzere olduğunu belirten Çelik "Yazıklar olsun!.. Demek ki bizim ülkedeki çevre bilinci bu ilkel noktada. Çevreci bürokratlar ve vatandaşlar olarak yıllar boyu verdiğimiz emekleri de sıfırla çarptılar. Halka, ülkeye ve geleceğe saygı bu kadar" diye yakınmakta...
Böylesine yana yakıla dert yanan sadece Çelik dostum değildir..
* * *
Bu arada bir münasebetle birkaç gece önce Başbakan Ferdi Sabit Soyer aradı beni... Cep telefonumdan... "Ne yapıyorsun?" diye sorduğunda, "İşte elektriksizlikten zifiri karanlık olan parkta yürüyüş yapmaya çalışıyorum" dedim. Sayın Başbakan'dan gelen yanıt umutsuzluk vericiydi: "Daha çok yürüyeceksin o karanlık parkta!.."
Herkes kendince yorumlasın Sayın Başbakan'ın bu yanıtını...
Ve herkes unutmasın ki, bize çocuklarımızın emaneti olan başkent parkları, şu anda 136 günden beridir elektriksiz ve susuz...
Artık çok zor yaratılabilen yeşil alanları elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum eden böylesine bir medeniyet projesi, ne tarihte ve ne de yeryüzünde görülmüş değildir...
İftihar edelim çağdaş medeniyetimizle!..
* * *
Son günlerde toplumsal gündemimizin baş sıralarında olan kumarhaneler konusunu çeşitli boyutlarıyla köşeme taşıdım ya... O konuda da sevgili okurlarımdan yoğun mesajlar almaktayım. Bu bağlamdaki bir dost mektubunu, imzasız olarak aşağıda noktasına ve virgülüne dokunmadan yayımlarken, bir ayrıntıyı da açıklamak isterim. Köşeme yansıyan her görüşün sorumlusu değilim. Yaptığım söyleşilerde söylenenlerin, ancak o söylemlerin sahiplerini bağladığını hem mektubu yazan dostuma ve hem de onun gibi düşünenlere anımsatmak ihtiyacındayım...
İşte sevgili genç dostumun mektubu:
"Nedir o kumarhaneleri ve kumarhane yasalarını savunan yazıların benim sevgili ağbim?
Yok kumarhaneler ekonomiye katkı yaparmış, yok yasaları olsa bu kadar kara paranın ve mafyanın girdabında olmazlarmış!..
Sevgili ağabeyciğim, biliyorum haddim değil ama, ben size kalemimin elverdiğince bu konuda cevaplar vermeye çalışacağım.
Ben, kumarhane cenneti bir ülkede yaşamaktansa beş sene hiç tatile gitmemeyi, hiç yemeğe çıkmamayı ve hatta evimde kuru ekmek yiyerek yaşamayı yeğlerim. Yeter ki, kumarhanesiz bir ekonomi bu ülkede yaratılabilsin...
Yılların bürokratı ve tecrübeli gazeteci-yazarı olarak siz bu ülkede çıkarılan yasaların uygulanabilirliliğine gerçekten inanıyor musunuz? Kapalı alanlarda sigara içmeme yasası geçeli tam on iki yıl oldu. Ama yasaların yapıcısı ve mabedi mecliste bile fosur fosur sigara içiliyor, hem de bu ülkenin vekilleri tarafından!.. Yani yasaları yapanlar, halkın temsilcileri tarafından...
Peki şimdi siz sektörlerin en tehlikelisi, kötülüğün iksiri paranın inindeki bu sektöre yasanın işleyeceğine inanıyor musunuz? Vazgeçiniz Tanrı aşkına!..
Monte Carlo ve Las Vegas mı dediniz? Siz KKTC gibi aciz bir ülkeyi Fransa ve Amerika'nın güçlü hükümetleriyle karıştırıyor musunuz yoksa?
İnsan sevgisinin, dostluğun en yücelerini her gün gördüğüm siz, kumarhane uyuşturucu ve gece kulübü sektörlerinin birbirinin üçüz kardeşleri olduğunu kabul etmiyor musunuz?
Bunlar yüzünden ailelerin dağıldığı, insanların iflas edip intihara sürüklendiği, çocuklarımızın bu yüzden okullarından olduğu ve daha sayamayacağım birçok felakete sebep olduğunu bilmiyor olamazsınız asla... Hiç kumarhane sektörü ile üniversiteler sektörü aynı ortamda bir araya gelebilir mi? Monte Carlo'da ve Las Vegas'ta kumarhanelerin ortasında üniversite var mı? Üniversite rekabetinde dış ülke üniversitelerinin 'KKTC kumarhaneler bölgesi. Çocuklarınızı oraya göndermeyiniz' şeklinde aleyhimize propaganda yaptıklarını hepimiz bilmekteyiz.
'Onlara en ağır soruları soracağım ve cevap alacağım' diyorsunuz... Bu ülkede kara paranın aklandığı, mafyanın kol gezdiği bir sektörde hangi kişi bu sorulara doğru cevap verebilir ki? Kaldı ki, sizin radikal sorularınıza verilen kaçamak cevapları da gördük!..
Elbette kendilerine göre verecek cevapları vardır. Kumarhaneler eliyle ekonomiye katkıyı zaten bir utanç olarak gören ben, kumarhanelerin turizme katkısına da inanmıyorum. Bu sektöre gelen turist zaten gece gelip, gece gider. Çoğunlukla Kıbrıs'ın güneşini bile görme fırsatı olmaz. Kaldığı otelde yer, içer, gece-gündüz kumar oynar ve gider. Bunun turizme katkısı ne peki? Hangi taksici, hangi restoran sahibi ya da hangi tarihi-kültürel ortam bundan yararlanır? Kaldı ki bu sektörde çalışanların ihtiyaçlarını da hep dışarıdan karşıladığını zaten hepimiz bilmiyor muyuz?
Kısaca sevgili ağabeyciğim, ben bu sektörün ekonomiye akıttığı parayı bir utanç olarak görüyorum. Bizi üretimden koparan, kolaya alıştıran ve bağımlı hale getiren faktörlerden bir diğeri...
Yasa niye geçsin ki bu durumda?.. Geçse ne yazar?.. Zaten uygulanamayacak. Kaldı ki gündemde acil olan ve yıllardır sürünen onca yasa varken..."
|