|
Ahmet Tolgay Bey kardeşim,
Lefkoşadaki yeşil alanların kurtarılması için yaptığınız mücadele, her türlü takdirin üzerindedir. Ancak, ilgililerin ısrarla sürdürmekte olduğu tutum, ülkemizde sizin gibi vatandaşların doğaya karşı bilinçli olmasının ve bitki örtüsü varlığına sahip çıkmasının, hiç bir anlam ve faydası olmadığını gösteren çok çarpıcı bir örnektir.
Kanaatimce yetkililerin bu konudaki tutumu, halkımızın sadece seçimden seçime dikkate alındığını, onun ötesinde hiç bir anlam ifade etmediğini ortaya koyuyor. Yoksa halkın gözü önünde böyle bir davranış sergilenmeyecekti.
Lefkoşa'daki parkların yok edilmesi karşısında sessiz kalan ve müdahalede bulunmayan yetkililerimiz, devlete ve halka ait varlıklarımızın korunmasına ne kadar önem verdiklerini gösteriyor. Aslında demokratik hukuk devletinde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Belediye başkanları da dahil hiç kimse suç işleme ayrıcalığı ve dokunulmazlığına sahip değildir. Bu nedenle, değeri ne olursa olsun, devlete ve halka ait varlıkların yok edilmesine sebep olunması ve yok edenlere karşı önlem alınmaması suçtur.
Lefkoşa'daki parkların elektrik akımının kesilmesi, devlet malının bilinçli olarak ve göz göre göre elden çıkarılması demektir. Bu nedenle, gerek parkın susuzluktan kurumasına sebep olan, gerekse bu eylem karşısında gerekli yasal işlemleri yapmayan tüm yetkililer ciddi sorumluluk altına girmektedir.
İşte bu nedenle, artık konunun herhalde yargıya havale edilmesi ve parkları korumakla yükümlü olanların parkları yok etmelerinin hesabını vermelerinin sağlanması gerekir. Böyle bir girişim, devlet görevi üstlenenlerin, keyfi hareket edemeyeceğini, sorumluluklarını yerine getirmek zorunda olduklarını ve halkın varlıklarına zarara sebep olamayacaklarının gösterilmesi bakımından da yararlı olacaktır.
Selamlar,
Dr. Orhan Aydeniz
KEMA Vakfı Başkanı
* * *
BİR KİTAP...
Yukarıdaki mektup, yurdumuzun çevresel kaderine dair... Dr. Orhan Aydeniz dostuma teşekkür ederim... Şimdi size tanıtacağım kitap ise bu yurdun siyasal kaderine dair...
Henüz 30 yaşında gencecik bir yazar Emete Gözügüzelli... Titiz bir çalışmanın ve araştırmanın ürünü olan VURUN "KAHPE" KIBRIS'A adlı 508 sayfalık kitabında, dış karışmacılığın kaderimiz üzerindeki kapsamını ve etkilerini satır satır ve ilmek ilmek mercek altına almış... Emete'nin kitabı 3 bölümlük. Birinci bölümde Kıbrıs'ın tarihsel süreci ele alınarak günümüzde hangi boyuta geldiği irdelenmiş. İkinci bölümde Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerini hangi sürece getirdiği örnekleriyle anlatılıyor. Üçüncü bölümde ise Kıbrıs sorunu ve dolayısıyla Kıbrıs Türkleri üzerinde dış karışmacılık bağlamında geliştirilen operasyonlar ve bu operasyonlarda bilfiil rol alan özel ve tüzel kişiler anlatılıyor.
Kitabın sayfalarını karıştırdıkça Kıbrıslıları, ister Türk ve isterse Rum olsun, kendi kaderlerini belirleme hakkından uzak tutmak için dış güçlerin her zaman devrede oldukları gerçeğiyle belgesel bir ortamda bir kez daha yüzleşiyoruz. Emete Gözügüzelli'nin verdiği kanıtlar ise bu dış karışmacılıkların Rum'lar ve Yunanistan lehine nasıl kurgulandığını da gözler önüne seriyor. Türkiye'yi bir "karışmacı" olarak suçlamayı ulusal siyasetlerinin temeli yapan Rumların, Batı kaynaklı dış karışmacılıklardan ne denli yararlandıkları belgeleniyor.
Siyasal çözüm arayışlarına taze ve pozitif bir enerji kazandırılmaya çalışılırken Rum Lider Dimitris Hristofyas'ın İngiltere ile malum memorandumu imzalamasının ve bu memorandumun çözüm arayışlarına "çomak sokmak" olarak algılanmasının güncel yankıları içinde VURUN "KAHPE" KIBRIS'a adlı kitap, daha bir anlam ve önem kazanmakta ve kişiye "Böyle gelmiş, böyle gitmekte" dedirtmekte. Kitabın ayrıntıları arasında İngiltere'nin geçmiş karışmacılıklarından da çok ilginç örnekler bulmak mümkün. Dış güçlerin Kıbrıs sorununu kendi çıkarları için gündemde tuttukları, boyuttan boyuta taşıdıkları, çıkarlarını birleştirdikleri Rum tarafını taşeron olarak kullandıkları ve olası bir çözümü de mutlaka kendi çıkarlarına göre kurgulayacakları kitabın öne çıkardığı ana fikir...
1978 doğumlu araştırmacı yazar Emete Gözügüzelli, YDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu. 1994-95 öğretim yılında Lefkoşa Türk Lisesi Okul kaptanı seçildiğinden bu yana toplumsal hareketler içinde kendine özgü bilinciyle yer alan genç yazar, İngilizcesini ileri derecede geliştirdi. 2002'de Annan Planı'nın Türkçe çevirisinde aldığı görev, onu bu plan üzerinde adeta uzmanlaştırdı. 2004 Eylül'ünde İngiliz Yüksek Komiserliği tarafından hazırlanan "AB Konusunda Uzmanlaşmak" kursundan sertifika aldı... Başbakanlık'ta ve Dışişleri Bakanlığı'nda bir süre hizmet verdikten sonra, serbest çalışma stilini seçerek, yerel ve dış, çeşitli gazete ve dergilerde yazarlık, TV kanallarında programcılık yapmaya başladı...
* * *
VE BİR VURGU...
LEFKOŞA PARKLARININ ELEKTRİĞİ 150 GÜNDEN SONRA 11 HAZİRAN'DA BAĞLANDI... BİR AVUÇ ÇEVRECİNİN YOĞUN GİRİŞİMLERİ SONUCU... AMA ACI ERÇEK ŞU Kİ, BAŞTA KUMSAL, BAZI PARKLAR HALA SUSUZ... ELEKTRİĞİN VERİLMESİNE KARŞIN KUMSAL PARKI'NA 5 GÜDÜR HALA TEK DAMLA SU DÜŞMEDİ!.. SU SİSTEMLERİNİN BOZUK OLMASI MAZERET OLARAK GÖSTERİLEMEZ... SKANDALIN, ORGANİZASYONSUZLUĞUN VE NEMELAZIMCILIĞIN BU KADARI, BAŞKA ÜLKELERDE İSTİFA NEDENİDİR... TEMEL AMACA HİZMET EDEMİYORSA, ELEKTRİĞİ NİYE BAĞLADINIZ?!...
|