|
Bu meseleyi tartışmaya başlamadan önce doğruları ve gerçekleri teslim etmek gerekir.
Galatasaray haklı bir galibiyete imza attı. Fenerbahçe'den daha iyi bir performans ortaya koydu. Kaleci ve defans oyuncusunun inanılmaz hatasını gole çevirmeyi bildi. Gol yememek için olağanüstü bir direniş gösterdi ve hem Fenerbahçe'yi yendi hem de şampiyonluk için önemli bir avantaj elde etti.
Üstelik bunu yaparken Galatasaraylıların da teslim ettiği gibi hiç de böyle hayaller kurmuyordu.
Fenerbahçe'yi yenemeyeceğini, şampiyon olamayacağını düşünüyordu.
Yönetim sorunları yaşıyordu, teknik direktörsüz kalmıştı ve parasızlık diz boyuydu.
Bu açıdan bakıldığında Galatasaray'a çifte tebrik göndermek gerekir.
Tebrikler ve yeniden tebrikler.
***
Beni tanıyanlar bilirler.
Hurafeyle, batıl inanışla, mucizeyle işim olmaz.
Her şeyi insanın yarattığına inanırım.
İnsan denilen varlık istediği zaman en büyük güzellikleri de yaratır en büyük çirkinlikleri de.
Başarılar da insandandır başarısızlıklar da.
Ama ara sıra meydana gelen olağanüstü olayları da görmek lazım.
Galatasaray'ın Fenerbahçe karşısındaki galibiyeti de böylesi olağanüstü olaylardan birsiydi. Bir tür mucize yani. 3 buçuk yılda bir gerçekleşen mucize.
3 buçuk yıldır olmadığı için mucize denilebilir elbette.
Yukarıda sıralanan gerekçelerden dolayı da denilebilir.
Galatasaray aslında kendisinin de inanmadığı bir durumla karşı karşıya kaldı.
Yönetim açısından, finansman açısından, futbolcular açısından, teknik direktör açısından ve daha birçok nedenden dolayı Galatasaray ve diğer takımlardan çok çok üstün olan Fenerbahçe şampiyonlar liginde gösterdiği başarıyı ligde gösteremedi.
Bir dizi hatalar yaptı, hataların son zinciri de pazar günkü maçtı.
Bundan dolayı da umulmadık olan yani mucize olan gerçekleşti ve Galatasaray sevindi.
***
Bazı Galatasaraylı arkadaşların sevinçlerini abartılı bir şekilde yaşadıklarını görüyorum ve üzülüyorum.
Politikada "hamasetle ülke yönetmek" diye bir deyim vardır.
İş yapmayan, ülkeyi kalkındıracak icraatlara imza atmayan politikacılar hamasete başvururlar.
"Vatan-millet-sakarya" nutukları atarlar ve milletin yani halkın gözünü boyamaya çalışırlar.
"Türklerden oluşan Galatasaray, Brezilya milli takımı gibi olan Fenerbahçe'yi yendi" sözleri de tam da hamaset deyimine uygun sözlerdir.
Üstelik bunu bizim spor servisinden Avrupa liglerini izlemekle görevli arkadaşımız Aziz Azizoğlu'nun yapması da gariptir.
Gariptir çünkü kendisi de çok iyi biliyor ki Avrupa'da artık ulusal kalan bir tek milli takımlardır. Hoş onların da ulusallığı artık tartışılmaktadır. Kaldı ki Avrupa'da takımların başkanları o ülkenin vatandaşı olmaya bilir, tüm oyuncuları yabancı olabilir veya stadyumlarının isimleri bile değiştirilebilir.
Galatasaray'da fazla yabancının olmamasının tek nedeni yönetiminin beceriksizliğindendir. UEFA kupasını kazanmış bir kulübü, parasızlıktan iflas edecek pozisyona düşüren bugünkü Galatasaray yönetimidir.
Yoksa paraları olsa onlar da Fenerbahçe gibi dünya yıldızlarıyla ilgileneceklerdi.
Ortada çok net bir gerçek vardır.
Fenerbahçe ile Galatasaray kıyaslanamayacak denli farklılıklar içermektedirler.
Yani farklı klastadırlar.
Bir kıyaslama yapmak Galatasaray açısından haksızlık olur.
Belki de bunun içindir ki Fenerbahçe karşısında aldıkları galibiyete bu kadar abartılı bir şekilde sevindiler.
Ama abartmamak gerekir çünkü sonra adınız "ezik" olur.
İstanbul takımlarını arada bir mağlup eden Anadolu takımlarına benzersiniz.
Ya da dürüst davranmak gerekir. Onlar yani Anadolu takımları "ezik" olma pozisyonunu kabul ediyorlar, bunu gurur veya onur vesilesi sayıyorlar ve her fırsatta buna vurgu yapıyorlar.
Galatasaray'ın da Fenerbahçe karşısında öyle yapması gerekmez mi?
|