Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Aşırı hız yine affetmedi: 1 ölü, 4 yaralı
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı
Kendi tabancasıyla öldürüldü
Dikkatsizlik kazaya yol açtı: 5 yaralı
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak
Kebapçı dükkanındaki yangın korkuttu
Nehir, cinayeti reddetti
Uyuşturucu zanlısına 15 bin YTL'lik teminat
Liderlerin gündemi federal yönetim
Kalpazanlığa 8 gün daha

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Karşılığı alınan ulusal nöbet silinir...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünya üzerinde ulusal bir nöbetin saygınlığının bizdeki uygulamalarla iğfal edildiğinin bir başka örneği yoktur.

Bu tür nöbetlerin karşılığı bir madalya ve yazılı bir belge olur.

Hizmet yılları iki ile çarpıldığı, Rumun malına sahip olmak için puan alındığı için kimse ortaya çıkıp, torundan toruna taşınacak bir madalya talep etmedi.

Milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayanlara yıllar geçse de bu düşüncemi aktarma fırsatı bulduğum için mutluyum.

Lefkoşa'daki Atatürk Kültür Merkezi'ndeki salon Kamu-Sen üyeleri tarafından doldurulmuş bir halde... Konumuz "Kamuda verimlilik, sorunlar ve çıkış yolları." Konuşmacılar ise Salih Coşar, Muharrem Faiz ve ben...

Önce en uzun süre Maliye Bakanlığı yapan Salih Coşar konuştu... Bir anlamda dünden bugüne nasıl geldiğimizi anlattı. Aslında kamudaki yapılaşmada, pek çok kazanım nitelikli yasal düzenlemede Salih Coşar'ın ciddi payı ve etkisi var. Belki de bu nedenle sistemi sorgulayıp mahkum etmedi. Kamuda verimsizlik iddialarını bir anlamda reddedip izleyen çalışanlardan alkış alacak şekilde çalışanların suçsuzluğunu anlattı.

Hiç kuşku yok Coşar, sadece bunları söylemedi.

Yaklaşık 45 dakikalık konuşmasında bir anlamda "kamuda verimliliğin" dünden bugüne serüvenini anlattı.

* * *

Coşar'dan sonra söz bana geldi.

Bu tür platformlarda dinleyenlerin düşüncelerini dürtmeye, şiddalamaya bayıldığımı söyledim önce.

Ekonominin üretimden yoksunluğunu anlattım.

Ekonomi yoksa, üretim gailesinin en genel anlamda olamayacağını seslendirdim.

1974'te yediğimizin Rum'un "Ahhh!"lı ganimetinin tüm değerlerimizi toz duman ettiğinin altını çizip, tahrip edilen tüm değerlerin aradan geçen 34 yıla karşılık yeniden 34 yıl önceki noktaya gelemediğinin altını çizdim.

Konuşurken salonda bulunanların ne kadar dikkatle dinleyip dinlemediğini de takip ettim doğal olarak. Sözlerime salondan olumlu tepki geldi birçok kez.

Ama ilk fark edilen olumlu tepki hangi cümlede geldi bilir misiniz?

Şu cümlede. " KARŞILIĞI ALINAN ULUSAL NÖBET SİLİNİR, YOK SAYILIR."

Arkasını getirmeden alkışın gelmesi söylediğimin altına imza atılmasıydı.

Ama ben devam ettim:

" O günün koşullarında herkes mücahitlik nöbetini tuttu. Kimse de kışlanın kapısından girerken ne zaman terhis olacağını bilmiyordu.

Gün geldi savaş yaşandı. Terhis olanlar yine silah elde cepheye koştu. Bunlar yapılırken mücahitlik yılları emeklilik bakımından iki ile çarpılıp hesaplansın, hesabı yoktu.

Rum ganimeti dağıtılırken mücahitlik yıllarına karşılık puan verilsin ve o puanlarla mal mülk sahibi olunsun diye düşünen de yoktu. Mücahitlik yıllarının karşılığı bir biçimde maddiyata dönüştürüldüyse artık, kimse "Ben şu kadar yıl mücahitlik yaptım" diye pohporozlanamaz."

Dünya üzerinde ulusal bir nöbetin saygınlığının bizdeki uygulamalarla iğfal edildiğinin bir başka örneği yoktur.

Bu tür nöbetlerin karşılığı bir madalya ve yazılı bir belge olur.

Hizmet yılları iki ile çarpıldığı, Rumun malına sahip olmak için puan alındığı için kimse ortaya çıkıp, torundan toruna taşınacak bir madalya talep etmedi.

Milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayanlara yıllar geçse de bu düşüncemi aktarma fırsatı bulduğum için mutluyum.

* * *

Konuşmamda ve sorulan soruları yanıtlarken pek çok konuya değindim.

Ama bir konu vardı ki buraya alarak daha geniş okuyucu kitlesiyle de paylaşmak istiyorum.

"Kamuda sendikacılık çok zor aslında" deyip ekledim:

" Kamu-Sen'in 33. Kuruluş Yıldönümü çerçevesinde düzenlediği, "Kamuda verimlilik, sorunlar ve çıkış yolları" başlıklı panel türü çalışmalar hariç sendikaların mücadelesinde en büyük dilimi ekonomik talepler alır. En büyük işveren olana devletle pazarlık artık eskisi kadar mutlu sonla sonuçlanmıyor. İşte bu yılki örnek 2008'in üçte biri geride kaldı, sendikalarla hükümet doğru dürüst görüşme bile yapamadı. Kamudaki sendikalar çok iyi biliyorlar ki uzun süreli grevler yapamazlar.

Neden?

Çünkü özel ile kamu çalışanının geliri arasında uçurum var. Devlet çalışanları çok mu alıyor? Farklı ülkelerle, farklı kriterlerle ölçülüp kıyaslandığı zaman çok olmayabilir. Ama özel sektör çalışanlarıyla kıyaslandığı aman devlet çalışanlarının maaşları, ücretleri oldukça öndedir. Bunun herkes farkındadır. Bu fark ediş alınan paranın gizli hak ediş sorgulamasına neden oluyor. İşte o gizli sorgulama uzun soluklu sendikal eylemleri olumsuz etkiliyor. Kamu çalışanlarının ciddi bir çoğunluğu hem özel sektör çalışanlarının kazançlarını hem de uzun süreli grevde maddi kaybını düşünüp daha kolay yan çiziyor. İşte bu şartlarda çok kolay örgütlenilen kamuda sendikaların ciddi ve uzun süren mücadeleleri zordur."

Bu söylediklerime salondan farklı tepki gelmedi, tam tersi pek çoğu, "Doğrudur" diye söylediklerimi onayladı...

* * *

Sözlerimi tamamlarken, önce "Kötü örnek, örnek alınamaz" dedim... Kamudaki verimsizliğin yaygınlaşma nedenlerinden birinin özellikle üst kademeden aşağı aktığını anlattım.

Laçkalaşan yapı içinde iki sözün çok yaygın kullanıldığını anımsattım... "Böyle başa böyle traş... Salla başı kap maaşı..."

Salon gene alkışlarla inledi...

Günün sözü:

Geciken önlem, tahribatı derinleştirir

   642 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   Ne oldu bize? Sevinemiyoruz bile...
07 Ekim 2008, Salı   "Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı bol olsun!!!"
06 Ekim 2008, Pazartesi   Kötü senaryolar kurmak istemem
05 Ekim 2008, Pazar   Mehmet Ali Talat'ı dikizledim...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Teknoloji içeri, emek dışarı...
03 Ekim 2008, Cuma   Dünyanın merkezi Dikilitaş değil...
02 Ekim 2008, Perşembe   Dün Strasbourg'ta bizim için tarihi bir gündü...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Talat'ın işi gerçekten zor...
30 Eylül 2008, Salı   Hısardaki basamaklar...
29 Eylül 2008, Pazartesi   Bu ülkenin kaderini değiştirecek insanlarımız var...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KRİZ FIRSAT MI?

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

Ne oldu bize? Sevinemiyoruz bile...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Sağlıktan eğitime uzanırken...

Ahmet Tolgay

GÜNCEL NOTLAR...

Bilbay Eminoğlu

"Keşke bu otomobil keşfedilmesiydi"...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Yeni bir anket, "Yine CTP- UBP"......

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital