|
KTOEÖS Başkanı Adnan Eraslan'ın, "Bizim 19 Mayıs törenlerini boykot kararımız yoktu, isteyen gider istemeyen gitmezdi" demesi, törenlerde görevi olup da katılmayan öğretmenleri topun ağzına koymaktır.
Sendikal eylemse öğretmen törene katılmaz, bunun hesabını soran olursa da, "Sendikamın kararına uydum" derdi.
Şimdi eyleme katılmamayı tamamen kişisel irade olarak seslendirmek sendika başkanına yakışmaz.
Umarım bu ifadeler canlı yayında sürç-i lisan ürünüdür. Yoksa bunu söyleyen sendikacı bunun hesabını kolay kolay veremez
Dün yazımın giriş bölümü aynen şöyleydi:
"Bugün 19 Mayıs...
Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı...
Bizde törenlerin akıbeti belli değil.
Öğretmenler grevde... Bakanlık törenlerin yapılacağını duyurdu...
Ya bu konuları enine boyuna, kırmak gerekenleri kıra ele alacağım ya da topu taca atıp başka konuyla sizleri buluşturacağım.
İkincisini tercih ediyorum."
Çok sayıda telefon aldım. Tümüne yakınında aynı soru vardı. "Neden topu taca atıyorsun?"
Arayanlara yanıt vermekte hiç zorlanmadım. İkilem de geçirmedim.
Şunu söyledim öz olarak: "KTOEÖS çok yönlü saldırı altında olduğu 19 Mayıs günü eyleme darbe vuran adete grev kırıcısı gibi yazı yazmam." İşte bu nedenle dün topu taca attım.
Yaklaşık on beş yıl sendikacılık yaptım. Hayatımda en önemli bilgi ve deneyimleri Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası çatısı altında kazandım.
Sendikal mücadelenin hem önemine hem de gerekliliğine inanırım.
Sendikal örgütlenmeyi bırakın çalışma hayatımızı, demokratik hayatımızın güvencesi, sigortası halk diliyle asfalyası görürüm.
Bu köşenin okurları bilir. Sendikal eylemleri neredeyse gözü kapalı destekledim.
Üzerine ölü toprağı serpilmiş toplumun yeniden uyanış noktasında tarihi görevin sendikalarda olduğuna inandım.
Bu nedenle sendikal eylemleri desteklerken ince eleyip sık dokumadım.
Unutmadan şunun altını çizeyim: TOPLUMSAL DESTEKTEN YOKSUN SENDİKAL MÜCADELE BAŞARILI OLAMAZ.
KTÖS'ü KTÖS yapan ilkelerden en önemlisi bence şuydu: BİREYSEL ÇIKARLAR, ZÜMRESEL ÇIKARLARIN, ZÜMRESEL ÇIKARLAR TOPLUMSAL ÇIKARLARIN ÖNÜNDE OLAMAZ.
Belki formüle edilmesi zor ama ekonomik talepleri için mücadele ederken bile kazancınızın toplumun diğer kesimlerinin kazanmasına neden olabileceğini anlatacaksınız.
1970'li 80'li hatta doksanlı yılları anımsayanlar bilir. Öğretmenler Sendikası greve gittiği zaman toplumda ciddi bir dayanışma oluşurdu. Nedeni de çok açıktı, "Öğretmenler kazanınca biz de kazanacağız."
* * *
Yazımı okuyanlar gelinen noktada "CTP ağırlıklı hükümetin hiç mi suçu yok?" diye sorabilir. Var hem de çooook.
Ama benim derdim partiden çok önce sendikal harekettir.
Destek amaçlı yapılan bazı açıklamaları çok ciddi anlamda önemsemiyorum. Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), grev dahil çeşitli eylem türlerini uygularken öteki kardeş olması gereken sendikal örgütlerden dayanışma görmüyor.
Gözlemler kamuoyu desteğinin de olmadığı kanaatini daha çok besliyor.
Bir başka yazı konusu ama yazayım... Ülkemizde sendikalar deneyimli kadrolar bakımından sıkıntı çekiyor.
Enine boyuna tartışılmadan, kamuoyu oluşturulmadan alınan eylem kararlarına öğretmen sendikal disiplinle uyar. Ama iş uzadığı zaman yavaş yavaş fire verilir.
KTOEÖS'nın yaşananlar nedeniyle ciddi yara alacağı endişesini taşıyorum.
2005 sonlarında KTOEÖS gene grevler yapıyordu.
10 Kasım 2005 günü 20 Temmuz Fen Lisesini ziyaret edip ertesi gün izlenimlerimi yazmıştım. O yazımın son bölümü şöyleydi:
"20 Temmuz Fen Lisesi'nde öğretmenleri dinlerken farkettim. Bir biçimde öğretmende aldatıldık duygusu egemen. Daha net ifadeyle, "Söz verdiler yapmıyorlar."
Grev kararı yukardan aşağıya değil aşağıdan yukarı çalışan bir mekanizma ile üretildi.
Adnan Eraslan'ın gücü bu eylemi koymaya yetmezdi, kaldırmaya da yetmez.
Öğretmenler, yaygın bir karşı kampanya ile yüz yüze oldukları inancında. Basından da en genel tanımlamasıyla şikayetçiler. BRT'nin haber verişini "Çağdaş haber anlayışından, haber etiğinden uzak, 60 model" olarak niteledi bir öğretmen.
"Biz paragöz değiliz. Eğitim için istediklerimizi inatla kara bölgeye itiyorlar" diyor bir bayan öğretmen ve bir diğer hocanımın söyledikleri: "Yirmi yıllık öğretmenim. Okul sonrası evime her gün okuldan iş götürdüm. Kocam hayata bir daha gelsem asla öğretmenle evlenmem diyor. Bunca özveriden sonra bu saldırılara asla layık değiliz. Eğer 150 milyon artış için yola çıktığımızı sanıyorlarsa, ben imzalayıp artışımı fakir bir öğrenciye bağışlamaya hazırım."
Öğretmenleri dün greve devam konusunda kararlı gördüm. Ayağa kalkıp ayrılmak için tek tek öğretmenlerle toka ederken çok çarpıcı kısa sözleri beynime yazdım:
"... Bizim eylemimiz torpil mekanizmasını kırmak içindir de."
"... Orta eğitimde öğretmenler çok değişik okullardan mezundur. Bu farklılık en büyük zenginliğimiz ve güç kaynağımızdır."
"... Özel ders yasaksa maliye niye vergi alıyor?"
"...Öğrencilere sadece kuru bilgi değil hayata dair ders vermek de bizim görevimizdir."
"... Adnan ve arkadaşları galabalıktır."
O gün gözlemlerim oydu ve yazdım...
* * *
Bu satırların yazarı olarak eylem boylarında öğretmeni yalnız bırakmam. Arkadan da hançerlemem.
Ama görüyorum ki bana göre yanlışlar yapılıyor ya da yanlışlar ağır basıyor...
Sanki de provokasyona geliniyor.
Adnan Eraslan'ın kamuoyuna yansıyan görüntüleri bir şiddeti yansıtmakla birlikte, yıpratıcı yanları da var.
Eraslan arkadaşım hata yapıyor. Erasal, dün KIBRIS TV'de Gün Ortası Programı'nda Hüseyin Ekmekçi'nin sorularını yanıtladı.
Dikkatle dinledim.
İşte söylediklerinden bazı kesitler:
".....: Bugün için biz bir grev ve eylem açıklamadık ki. Böyle bir açıklamamız yok. Bugün gelinen süreçteki yapıda görev yapan öğretmenler kendi iradelerini kullanmışlardır. Yine aynı şekilde görev almayan arkadaşlar kendi iradeleriyle görev almayarak sendikanın kutlamasına katılmıştır.
... Sendikanın 19 Mayıs Törenlerine katılmama kararı yoktur. Biz öyle bir karar almadık. Bize öğretmenler üç günlük prova yapılmazsa 19 Mayıs kutlanması tamam değil, oraya gideriz ve çocuklarımızın en küçük hatasında bizi askeri yetkililer fırçalar."
KTOEÖS Başkanı Adnan Eraslan'ın, "Bizim 19 Mayıs törenlerini boykot kararımız yoktu, isteyen gider istemeyen gitmezdi" demesi, törenlerde görevi olup da katılmayan öğretmenleri topun ağzına koymaktır.
Sendikal eylemse öğretmen törene katılmaz, bunun hesabını soran olursa da, "Sendikamın kararına uydum" derdi.
Şimdi eyleme katılmamayı tamamen kişisel irade olarak seslendirmek sendika başkanına yakışmaz.
Umarım bu ifadeler canlı yayında sürç-i lisan ürünüdür. Yoksa bunu söyleyen sendikacı bunun hesabını kolay kolay veremez.
Günün sözü:
Eylemin direksiyonu kimdeyse o kazanır
|