|
CTP kriz yönetiminde başarılı olamıyor.
Geçen gün Başaran Düzgün arkadaşım da yazdı... CTP'nin her bakımdan muhalifi gene CTP içinden unsurlar.
Takım ruhu yok.
Takımın savunması ileri uç elemanlarının gol atmaması, ileri uçta görev yapanlar da savunmanın gol yemesi için dua ediyor.
Böyle bir takımın başarılı olması mümkün mü? Tabii ki değil
Yönetenlerin en önemli görevlerinden biri sorun yaşanmasına izin vermemektir.
Birileri sorun yaratmaya çalışırken yöneten ona fırsat vermeyecek.
Bu mümkün mü?
Evet mümkündür.
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası'nın (KTOEÖS) grevinde ince ayrıntı kamuoyu tarafından pek bilinmiyor.
Uzun sayılacak grevin sonunda, başında varılabilecek anlaşma noktasına varıldı.
"KTOEÖS'da Başkan Adnan Eraslan ve arkadaşları uzlaşı değil uzlaşmazlık ve eylem peşindeydi", diyenleri duyar gibiyim.
Olabilir.
İşte o noktada da her bakımdan olgun bir davranış ve öngörü ile hareket edilip tırmanışa engel olunabilirdi.
* * *
Hükümet CTP ağırlıklı olduğu için CTP'yi eleştireceğim.
CTP kriz yönetiminde başarılı olamıyor.
Geçen gün Başaran Düzgün arkadaşım da yazdı... CTP'nin her bakımdan muhalifi gene CTP içinden unsurlar.
Takım ruhu yok.
Takımın savunması ileri uç elemanlarının gol atmaması, ileri uçta görev yapanlar da savunmanın gol yemesi için dua ediyor.
Böyle bir takımın başarılı olması mümkün mü? Tabii ki değil
* * *
Belli oldu ki bir yerlerde ciddi hata var.
Bu hata nerededir?
Hiç kuşkum yok bir yerde değildir.
Ama en önemli sorun kaynaklarından biri hükümetin kurulup çalışır hale gelmesinden sonra parti organlarının yürütmenin en önemli organı olarak devrede olmasıdır.
Parti yok sayılamaz.
Siyasi yapının vazgeçilmezi parti ve partinin organlarıdır.
Ancak olması gereken, sırasıyla şudur... Seçim sonrası hükümette yer alacak bir güç elde edilmişse hükümet oluşumu için karar verilir. Koalisyonun oluşumu, protokolü, hükümet programı onaylanır... Kimlerin bakan olacağı da belirlendikten sonra partinin hükümete dönük ilkleri netleştirilir.
Üst kademe yöneticileri belirlenmesi dahil her konuda o ilkelere uyulup uyulmadığı takip edilir.
Bizdeki duruma bakınız.
Sıradan memur alımları dahil her türlü hükümet icraatı parti organlarında karara bağlanıyor.
Ciddi konularda koalisyon hükümetinin ortaklarının anlaşması pek bir mana ifade etmez.
MYK oturup, "HAYIR" derse tüm uzlaşı biter.
* * *
İpler hükümetin elinden o kadar kaçtı ki Başbakan dahil tüm bakanların ne kadar etkili olduğu tartışılırdır.
Hep söylerim. Bir ülkede bakanların kapılarında ne kadar çok yurttaş iş takibi için bekliyorsa orada sistem o kadar kötüdür.
Demokrasisi gelişmiş, sistemi oturmuş ülkelerde hükümetteki partilerin MYK üyelerini kimse bilmez. Bilmesine de gerek yok zaten.
Bizdeki duruma bakın iktidardaki partinin MYK'sındaki isimleri derdi olan herkes bilir. Bilmek zorundadır da...
Hele başbakan dahil, hükümet üyeleriyle parti yetkili organı arasından sorun varsa derdi olanlar ikisine de ulaşıp kulislerini yapmak zorunda.
İşte bu çok başlılık hem sorunların çoğalmasında hem de çare bulunamamasında en önemli noktalardan biridir.
CTP'nin hükümetteki icraatlarını, bırakın sıradan CTP üyelerini, partinin en yetkili organlarında görev yapanlar dahi savunmaktan kaçınıyor.
Bu yazdıklarım kulaktan duyma değil, bizzat tanık olup, duyduklarımdır.
Partinin en yetkili konumlarında olan insanların küslük noktasında iletişim sorunu olduğunu siyaseti yakından izleyenler çok iyi biliyor.
Mecliste yan yana oturup üç kelimelik konuşmayı uzun zamandır yapmayan insanlar var.
Hükümette yer almayan parti yetkilileri hükümete, partide yetkili konumu olmayanlar da hem parti yönetimi hem de hükümete muhalif. Sonuçta ülkede olmayan muhalefetin boşluğunu CTP kendi içinden fazlasıyla dolduruyor.
* * *
CTP açısından bu durum sürdürülebilir değildir.
Kimsenin kişisel ya da küçük grup hesapları partinin bütünselliğinin önünde olamaz.
Hangi siyasi parti olursa olsun, ülke demokratik yaşamına katkı koymasına engel olacak iç sorun yaşayan partilerin sorunları, onların ötesinde ülke demokrasisinin sorunudur.
Bu tür zayıflıklar o yapıyı şamar oğlanı yapar.
Ersan Dağlı, CTP'ye yakınlığını gizlemeyen bir işadamıdır. Dün telefonla arayıp aynen şöyle dedi: "Hasan abi nedir bu durum? Öğretmenler grevi kaldırdı şimdi de öğrenciler sokakta. Birileri CTP'yi yok etmeye mi çalışıyor?"
Yanıtım şu oldu: " CTP'yi yok edemezler. Ama madem sordun yanıtını vereyim... CTP'yi yönetenlerin hatalarıyla CTP kendi kendini şamar oğlanı yaptı. Şimdi en kolay ve en moda olan CTP hükümetine, CTP'ye karşı eylem yapmaktır. En küçük derdi olan sokaktadır."
* * *
Orta öğretimde grev kalktı.
Öğrenciler "Sınav yapılmasın" eylemi yaptı, bakanlık kabul etti.
Grev döneminin enkazı böylece temizlenme noktasına gelindi mi? Hayır gelinmedi. Eğer uygar iletişim olmazsa yarın taraflar gene bir birine girecek.
Yazıma noktayı koymadan bir başka dertli kesimin derdini sizlerle paylaşayım.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda gösterilerde yer alacak öğrencilerin kıyafetleri için özel sektöre sipariş verilmişti. O siparişleri alanlar da kıyafetleri dikip hazırladı. Ama 19 Mayıs törenlerinin eylemle aksaması nedeniyle kıyafetler pek çok firmanın elinde kaldı.
Arayan bir işyeri sahibi, "Kimse bizi duymuyor. Bizler için önemli sayılacak miktarda kıyafet elimizde kaldı. Paramızı alamayınca çeklerimizin karşılığını ödeyemeyecek duruma düştük. Bizimle kim ilgilenecek?" dedi
Bu insanlar haklı mı? Haklı. Ancak bizde haklı olmak başka, haklı olunduğu için hakkını alıp alamamak başka...
Günün sözü:
Duyarsızlık ve becerisizlik dert üstüne dert katar
|