Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Küfür etti diye öldürüyordu
Mahkemelerden rekor cezalar
Tutu, nabız tuttu
Lefke'de yapılan yurt binası mühürlendi
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı
Dünya nefesini tutmuş bekliyor
Elektrik Kurumu vurgunu davasında karar aşamasına gelindi
Tarihle randevunuz var
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak
Mükemmel bir görüşme oldu, cesaretlendirildik

YORUMLANANLAR
Büyük sınav [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [1]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [1]
Bu kez Girne zehirlendi [2]
13. maaş ve emeklilik ikramiyesinin budanacağı iddiaları cinayettir [1]
Defne öykü yazma yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi [1]
YDÜ Tıp Fakültesi törenle eğitime başladı [4]
Bankalarımız güçlü [1]
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak [1]
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı [5]
Annesini dövdü, tutuklandı [4]
Mecbure Esen kurtarılamadı [4]
Talat değişmezse çözüm bulamayacağız [1]
KKTC'de "ozon"lu tedavi başlıyor [2]



Ağlamamak için mi gülüyoruz?

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Mayıs 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sohbet ederken gözlerimiz ıslandı ama göz yaşlarının akıp gitmesini ikimiz de kontrol ettik.

O kontrol anında, ağlama noktasından her geri dönüşümüzde güldük... Ve o ruh halimizi en güzel tanımlayan bir cümleyi birlikte benimsedik... " AĞLAMAMAK İÇİN GÜLÜYORUZ."

 

 

  Ümit Hansel, inşaat sektörüne yıllarını veren bir işadamı.

  Kıbrıs küçük... Sosyal yaşamda var olan herkes bir birini tanır. Ama hiç kuşku yok ki tanımanın da derinliği var.

  Bazı arkadaşlıklar var ki uzun yıllara dayansa da sığdır. Bazı arkadaşlıklar ise çok uzun yıllara dayanmasa da hızlı bir şekilde derinliğe sahip olur.

  Ümit Hansel, benim ikinci gruba dahil çok değer verdiğim bir dostumdur.

  Maddi temelde kişisel hesaplaşmanın içinde olmadım bugüne kadar... Ama çevremdeki kıyasıya hesaplaşmalara tanık olmak bile beni yoruyor. İşte o yorulduğum dönemlerde Ümit Hansel arkadaşımla sohbeti terapi gibi görürüm.

  *            *          *

  Eminim yazımı paylaşan bir tek kişi bile bu yazıyı, bir arkadaşımla yaptığım sohbetin sınırları içinden bir yansıma olarak algılamayacak.

  Biz yazanlar en yakınımızdan örneklerle yazarken bile çok geniş kesimlerin duygularına tercüman olmaya çalışırız.

  Yazdıklarımız için ne kadar çok okur, "Tam da içimden geçenler yazıldı" derse yazı o kadar çok okurun ortak imzasını taşır.

  *            *           *

  Ümit arkadaşım, yedi yıl önce kapı gibi oğlucuğunu, Salahi'yi kanser savaşında yitirdi.

  Salahi'nin iki metreye yakın boyu vardı... Çok başarılı bir basketbolcuydu... Hani bir söz var ya, "Çaksan çakılır"... İşte o denli zindeydi... Sporda arkadaşlarıyla elde ettiği bir başarının sonrasında ele gelen bir kütle ve başlayan savaş... Savaşın detayını bu Cumartesi gününde sizlerle paylaşmak istemem...

  Evlat acısının ne olduğunu ben de anacığımdan, babacığımdan bilirim... Kardeş yitirmek de büyük acı ama evlat yitirmenin acısını Allah kimseye göstermesin...

  O gün insanın hayatında bir milattır... O acı günün öncesi ve sonrası insan olan herkes için çok farklıdır...

  Geride kalanlar için hayat sonlanmıyor... Ölenle ölünmüyor... Ama hayata bakış açınız isteseniz de istemeseniz de değişiyor...

  O büyük acıyı yaşayan Ümit Hansel'le sohbeti çok severim.

  Ne zaman ne de hayat Ümit arkadaşım için de durmadı.

  Dıştan baktığınız zaman yaşamın hakkını vermeye çalıştığı izlenimini de çok kolay edinebilirsiniz.

  Azıcık derinlikli sohbet yaşadığı acının, ona acıyla birlikte yaşamayı nasıl öğrettiğini görürsünüz.

  Arkadaş canlısıdır...

  Hiç tanımadığı ve derdi olanların dertlerine bir anda nasıl ortak olduğunu görüyorum...

  Yaşamın en ağır darbesi onu kişisel hesaplardan uzaklaştırıp, ortak insani değerler bakımından yükseklere tırmandırmış...

  Dokunsanız ağlayacağının bir adım öncesinde hayata gülümseyerek bakmayı başarabiliyormuş insan...

  Salahi'yi anarken diliyle değil yüreğiyle seslendiriyor duygularını... En değerli varlığını içinden hiç ama hiç eksiltmediği için konuşurken az önce birlikteymiş gibi konuşuyor...

  ... Ve tüm bunlar, günlük hayattaki küçük hesaplara yenik düşenler için "Hadeyin be siz da!" dedirtiyor Ümit arkadaşıma.

  *          *          *

  Dün Ümit Hansel'le yaklaşık üç saat sohbet ettik.

  Sohbet ederken gözlerimiz ıslandı ama gözyaşlarının akıp gitmesini ikimiz de kontrol ettik.

  O kontrol anında, ağlama noktasından her geri dönüşümüzde güldük... Ve o ruh halimizi en güzel tanımlayan bir cümleyi birlikte benimsedik... "AĞLAMAMAK İÇİN GÜLÜYORUZ."

  Eminim sizler de yaşadınız... Özellikle birilerinin önünde ağlayacak noktaya gelip de ağlamamak için direndiğimiz zaman gözümüzden yaş süzülürken gülmeye çalışırız. Bir süre hem güler hem ağlarız, sonunda gözyaşları sahte gülmeyi yener ve hıçkıra hıçkıra ağlarız...

  ... Bir kez daha fark ettim dün... Hayatımızın unutmadığımız ve hayatımızın geriye kalan kısmında etkili olan olayların tümüne yakını acı olaylardır... Acıların izi daha derin oluyor.

  Her acı olay kabullenmekte zorlansak da çok ağır bir derstir. Ağır dersin alınması için ödenen bedel de çok çok önemlidir.

  ... Dün dolu dolu bir gün yaşadım... GÜKAD'ın LAÜ ile ilgili basın toplantısına gittim... Siyaset dünyasından isimlerle konuştum... İş dünyasından çok değer verdiğim bir başka arkadaşımın sıkıntılarını paylaştım... Bunların her biri için bir değil birden fazla yazı yazabilirdim...

  Bu içeriğiyle yazımı sizlerle paylaşıyorum... Okurken sizin sıkıntılarınızla kıyasladığınıza eminim...

  Hepinizin yüzünde - ağlamamak için değil-, gerçek anlamıyla gülümseme hiç eksik olmasın... Ruhunuz gülsün... Yüreğiniz gülsün... Yüzünüz gülsün...

 

  Günün sözü:

 

  İnsanın her şeyi paylaştığı dostu yastığıdır

   486 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
10 Ekim 2008, Cuma   Barışın elçileriyle yürümek...
09 Ekim 2008, Perşembe   Durumumuz çok vahim...
08 Ekim 2008, Çarşamba   Ne oldu bize? Sevinemiyoruz bile...
07 Ekim 2008, Salı   "Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı bol olsun!!!"
06 Ekim 2008, Pazartesi   Kötü senaryolar kurmak istemem
05 Ekim 2008, Pazar   Mehmet Ali Talat'ı dikizledim...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Teknoloji içeri, emek dışarı...
03 Ekim 2008, Cuma   Dünyanın merkezi Dikilitaş değil...
02 Ekim 2008, Perşembe   Dün Strasbourg'ta bizim için tarihi bir gündü...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Talat'ın işi gerçekten zor...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,3763 1,3860
1 STERLİN 2,3826 2,4004
1 EURO 1,8890 1,9022



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

UBP'NİN DURUMU

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

Barışın elçileriyle yürümek...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Bunlar yalan mı?. Yalandır diyenler beri g...

Ahmet Tolgay

Yine ava ve avcılığa dair...

Bilbay Eminoğlu

Yatıp kalkıp dua edin bu halka...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Anketler ve UBP

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital