Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Altın adam Ramazan
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Spor ve sanat bir arada
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Demokrasiyi doğru anlamak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Herkesin istediğini söylemesi demokrasi için yeterli bir özellik değildir.

Seçilmek, sandıktan çıkmak da bir siyasi kişi veya parti için demokrasi çarkı içinde vize almak anlamını taşımaz.

Bu anlayış ülke genelinde olduğu gibi parti içi demokrasi anlayışı bakımından da geçerlidir. Bizim önemli sorunlarımızdan biri demokrasiyi tek tek bireyler, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerimizin doğru anlamda kabullenmemesidir. Böyle olunca yanlışı düzeltme noktasında kime güvenip, kime güvenilmeyeceği konusunda boşlukta kalıyoruz.

Demokrasiyi doğru anlamda tanımlayıp, toplumsal yaşamımıza monte etmediğimiz sürece sorunlar hep incir ipi gibi uzayıp gidecektir.

 

 

   Aşağıda okuyacağınız satırlar 1 Haziran 2003 tarihli KIBRIS gazetesinde sizlerle buluşturduğum yazım. Beş yıl 17 gün önce yazmışım... Dün akşam konulardan gezdim... Dün DAÜ Mühendislik Fakültesi'nde harika bir gözlem yaptım... Yazacak çok konum vardı ama beş yıl önceki yazımı bir de sizlerle birlikte okumak istedim... Yazımın başlığı "Demokrasiyi doğru anlamak..."tı...

*             *             *

   "Mevsimler iyice karıştı galiba. Yaz geldi derken dün öğleden sonra hem yağmur hem de iri dolu taneleriyle buluştuk... Ve Kuzey Kıbrıs için çok doğal olan sonuç, elektrikler de gitti!

   Pencereden dışarı boşluğa bakıp dünden bugüne yaşadıklarımızı, demokrasi sürecimizi düşünüyorum.

*        *        *

   Türkiye ve onun etkisine her zaman açık olan Kıbrıs Türk toplumunun son elli yılına bir bakalım. Önemli sayılacak tüm değişimlerin başlangıç noktası yukarı tabakalar olmuştur. Demokrasinin sınırları da yukarıdan aşağı kayan bir mekanizma içerisinde belirlendi.

   Kıbrıs adasının coğrafi konumu, kurucu ortağı olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yapısı dahil pek çok neden 1974 sonrası Kuzey Kıbrıs'ta toplanan Kıbrıslı Türklerin demokratik görünümlü bir yapıyı zorunlu hale getirmişti.

   Kıbrıs Türk toplumu 1950'li yıllardan başlayarak hep "Olağanüstü Hal" koşullarında yaşamıştır.

   1974'e gelene dek Kıbrıs Türkü seçimler yaşadı. Ancak o seçimlerde o günün otoritesinin beğenmediği adaylara kahvehaneler kapatıldı, sesini duyurma fırsatı verilmedi.

   Seçimlerin yapılması istenirken, pratikte demokrasinin seçime yönelik temel prensipleri o günün otorite sahiplerince kabullenilmedi.

   Mutlaka bir gün 1974 öncesi Kıbrıs Türk toplumunun siyasi yaşamında yaşananlar tek tek yazılacaktır. Bu aslında eski defterlerin yeniden açılması anlamını taşımasa da toplumsal tarihimizin gelecek kuşaklara en doğru şekliyle taşınması için bir zorunluluktur.

   Doğa her konuda olduğu gibi tarih konusunda da boşluk tanımaz. Doğrular yazılmadığı sürece yanlışlar daha fazla ön planda yer bulacaktır.

    Katılımcılık ve çoğulcuğun doğru olarak yer bulmadığı toplumlarda demokrasiden söz etmek kolay değildir.

   Bizde katılımcılık ve çoğulculuk hala daha yanlış anlaşılmakta, yanlış yorumlanmaktadır.

   Herkesin istediğini söylemesi, çok seslilik olarak kabul edilip, "İşte demokrasi, herkes istediğini söyleyip yazabiliyor" deniliyor.

   Önemli olan herkesin ne söylediği değil, söylenilenlerin ne kadar dikkate alındığıdır.

*        *        *

   1975 Nisan'ından 1993 yılına kadar Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası'nda aktif görevler üstlendim. Hele ilk zamanlar her adımımızın ülkede devrim yapacağını sanıyordum. Bir müddet sonra anladım ki söylediklerimiz ya da yaptıklarımız siyasi erki elinde tutanlar tarafından istenildiği zaman istenildiği kadar dikkate alınıyordu. En keskin solculuğu yaparken bile demokrasi görselliğine katkı koyduğunuzu anlayıp bocalamak durumunda kalıyordunuz.

   1974 sonrası herkesin konuşmasıyla demokrasinin vitrin sorunu çözümlenirken, ekonomik alt yapısı ciddi anlamda olmayan ve olmaması için ne gerekirse yapılan toplumda, kolay yoldan kazanma kapısının "gındırık" hali gösterilerek "gemisini kurtaran kaptan" felsefesi topluma aşılandı.

   Bir yandan demokrasi kültürü yerleşmez, yerleştirilemezken, öte yandan bireysel köşe dönme hastalılığıyla toplumun tüm etik değerleri dinamitlendi.

   Politikanın temeline popülizm demir attı.

   Seçim dönemleri kuru vaatlerle halk aldatıldı. Çeşitli biçimlerde halkın aldatılması için koşullar uygun tutuldu, küçük çıkarlarla büyük kesimlerin oy istikametleri belirlendi.

   Kıbrıs sorunu hep istismar edildi. "Vatan-millet-Sakarya" edebiyatlarını konu alan senaryolar her seçim dönemi vizyona girdi.

   İsimleri boş verin. Genel anlamda bakınız. Bugün toplumun içinde bulunduğu kötü tablonun sorumluları nasıl oluyor da çeyrek asır ve ötesinde sürelerdir hâlâ toplumun kaderinde söz sahibi olabiliyor. Hem de seçimle.

   Herkesin istediğini söylemesi demokrasi için yeterli bir özellik değildir.

   Seçilmek, sandıktan çıkmak da bir siyasi kişi veya parti için demokrasi çarkı içinde vize almak anlamını taşımaz.

   Bu anlayış ülke genelinde olduğu gibi parti içi demokrasi anlayışı bakımından da geçerlidir. Bizim önemli sorunlarımızdan biri demokrasiyi tek tek bireyler, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerimizin doğru anlamda kabullenmemesidir. Böyle olunca yanlışı düzeltme noktasında kime güvenip, kime güvenilmeyeceği konusunda boşlukta kalıyoruz.

   Demokrasiyi doğru anlamda tanımlayıp, toplumsal yaşamımıza monte etmediğimiz sürece sorunlar hep incir ipi gibi uzayıp gidecektir.

*        *       *

   Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler, Annan Planı, Kıbrıs Türk Halkı'nın barış ve çözüm için istencini çok açık, kararlılıkla ortaya koyması ilk defa Kuzey Kıbrıs'ta taşları yerinden oynatmıştır. Aşağıdan yukarıya doğru bir sarsma vardır. Esen rüzgâr aralık seçimlerinde köklü değişimlerin olacağını söylemenin ötesinde müjdeliyor.

   Bir kez daha yinelemekte yarar vardır. Çobanı değiştirmekle koyunluktan kurtulunmaz. Önemli olan çobanın değişimi değil, koyunluktan kurtulmaktır. "(KIBRIS- 1 Haziran 2003)

 

Günün sözü:

 

Çoban koyunu arar, koyun çobanı aramaz

   422 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Ağustos 2008, Perşembe   Toprağımız sınırlı olduğuna göre...
20 Ağustos 2008, Çarşamba   Panayırcılıktan festivale...
19 Ağustos 2008, Salı   Parti içi demokrasinin önemi...
18 Ağustos 2008, Pazartesi   Citius, Altius, Fortius...
17 Ağustos 2008, Pazar   Özgüvenimiz nerede kan kaybediyor?
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Şehit Mehmet Kaşif Sokağı
15 Ağustos 2008, Cuma   Kamunun çıkar hesabı her türlü hesabın önündedir
14 Ağustos 2008, Perşembe   Bankacılık ekonominin omurgasıdır
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Para yolcuysa, bankalar handır
12 Ağustos 2008, Salı   KTHY için aklın yolu...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital