Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Temmuz 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Egemenlik ve vatandaşlık konusunda Rauf Denktaş ve onun gibi düşünenler tepki koyuyor.

Aslında süreç devam ettiği sürece çeşitli bahanelerle Talat, hedef alınacak.

Bu kesimlerden gelen tepkileri ortadan kaldırmak için Talat'ın yaptığı açıklamaları ve çabayı boşuna nefes tüketme olarak görüyorum.

Mehmet Ali Talat ne isterse söylesin bu kesimleri memnun edemez. Bu tavrı koyanların memnun olması için görüşme sürecinin kesilmesi gerekir

 

  Önceki akşam saat 19.30 gibi Silihtar'daki Cumhurbaşkanlığı sarayına gittim.

  BRT'de Osman Kurt'un hazırlayıp sunduğu Reflektör programına Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, konuk olacaktı. Reşat Akar ve Ali Tekman'la birlikte sorular sorup özellikle Kıbrıs sorunundaki son durumu konuşacaktık.

  Arabamı park edip dış kapıdan Cumhurbaşkanlığını bahçesinden içeri yürüdüm.

  Yürürken, Kıbrıs sorununun, Kıbrıs Türk tarafı açısından kalbinin attığı yerde neler hissettiğimi sorguladım.

  Fark ettim ki sorgulamamı bir anda kendi kendime bile seslendiremedim.

  Cumhurbaşkanlığında Rauf Denktaş'ın artık izi kalmadı.

  İzi kalmadı derken siyaset olarak da kalmadığını söylemek istiyorum.

  Talat, 2005'te Cumhurbaşkanı seçildi.  Bir sonraki seçim 2010'da, beş yıllık görev süresinin tam

  ortasında.

  Güney'de Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilene kadar Talat, rahattı. Daha doğrusu ortaya koyduğu politikalar birilerini çok rahatsız etmiyordu.

  Papadopulos'un isteksizliği bilindiği için Talat'ın, görüşme isteği ve ortaya koyduğu siyasi yaklaşımlar salt düşünce olarak algılanıp sadece seyrediliyordu.

  Talat, tango yapmak istiyordu ama pistte partneri olmadığı için dans isteği çok da dikkate alınmıyordu.

  Ne zaman ki Hristofyas seçildi işin rengi değişti.

  Artık ortada, "Ben de oynamaya varım" deyen bir Rum lider var.

  İşte bu nedenle Talat'ın Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili yaklaşımları, duruşu mercek altına alındı.

  *            *         *

  Görüşmeler başlamasa Talat'ın üzerine küçük ampul ışığı bile yöneltilmezdi.

  Görüşmeler olmasa Talat, "Tören paşası" olarak sarayda oturacaktı.

  Şimdi görüşmeler var. Yüz yüze görüşmeler henüz başlamasa da çalışma grupları ve teknik komiteler tüm konuları ciddi ciddi ele alıyor ve uzlaşı sağlanan konular tutanağa geçiyor.

  Egemenlik ve vatandaşlık konusunda Rauf Denktaş ve onun gibi düşünenler tepki koyuyor.

  Aslında süreç devam ettiği sürece çeşitli bahanelerle Talat, hedef alınacak.

  Bu kesimlerden gelen tepkileri ortadan kaldırmak için Talat'ın yaptığı açıklamaları ve çabayı boşuna nefes tüketme olarak görüyorum.

  Mehmet Ali Talat ne isterse söylesin bu kesimleri memnun edemez. Bu tavrı koyanların memnun olması için görüşme sürecinin kesilmesi gerekir.

  En büyük korkuları görüşmelerin anlaşma ile sonuçlanmasıdır.

  *           *          *

  Talat'ı Kıbrıs konusunda dersini iyi çalışmış buldum.

  İyi niyetli insanların da kafalarında zaman zaman bir soru oluşuyor: "Talat, Kıbrıs sorununu müzakere edecek kapasitede mi?"

  Yanıtım hiç ikilemsiz "EVET" dir.

  Yalnız Talat, Kıbrıs sorununun çözümüne Denktaş gibi bakmıyor.

  Denktaş, Rumlarla yeni bir ortaklık denemesine her koşul altında karşı olan bir liderdir. Açıkça söylemese de Taksim'den öte adanın tümünün Türkiye'nin olmasını ister. Kıbrıslı Türklerin, Türkiye'den de tam bağımsızlığını içeren her türlü çözüm modelini sakıncalı bulur.

  Halbuki Talat, Türkiye'nin çıkarlarını da koruyarak Kıbrıs Türkünün eşit siyasi taraf olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü içtenlikle istediğini açık bir şekilde söylüyor.

  Olası çözümde uluslar arası kimliği olacak olan ortak devleti de en az Rumlar kadar bizlere ait ve sahiplenmemiz gereken bir değer olarak görüyor.

  İç yurttaşlıkla bir yana ortak devletteki tek egemenlik ve tek yurttaşlığı da korkusuzca savunuyor.

  Ancak Talat bir soruyu yanıtlarken, tek egemenlik ve tek yurttaşlığın müzakerelerle netleşeceğini ve referandum nitelikli oylamalarda Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların ayrı ayrı oylama hakkı olacağını belirtti.

  *         *         *

  Cumhurbaşkanı Talat'la önceki akşam yaptığımız sohbette gördüm ki, Kıbrıs sorununda kelimelerle dans etme hastalığı var.

  Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried'in Kıbrıs ziyaretinde taraflarla görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında Kıbrıs milletinden söz ettiği gündeme geldi.

  Sürçü lisan edip etmediğini tartışırken Kıbrıs sorununu çok iyi bilen, komitelerde de görev alan akademisyen Ahmet Sözen'den bir mesaj geldi telefonuma... " Amerikan ingilizcesinde ve günlük kullanımda "nation" dendiğinde, "devlet/ülke" (state/country) anlamındadır."

  Çarpıcı bir örnek olduğu için aynen sizlerle paylaşmak istedim.

  *            *          *

  Talat, çözüm yolunda pozitif düşüncesini koruyor.

  Görüşme takvimi çalışırsa nereye kadar gidileceğini sordum. Mehmet Ali Talat, " 2008 sonunu çözüm için olabilir bir tarih olarak işaret etmiştim. Hala geçerli görüyorum. Eylül'de doğrudan görüşmeler başladığı zaman önümüzde dört aylık bir zaman var. Unutmayalım Annan Planı'nın müzakeresi, Burgensdock süreci bir ayda tamamlanmıştı" dedi.

  *           *         *

  İç politikada yaşananlar, genel grev noktasına ulaşan sendikal tepkiler. Dün CTP ile kader birliği yapanlar şimdi CTP ağırlıklı hükümetin istifasını istiyor. Bu durumu da sordum. Talat, önce "Yanıtı zor bir soru" dedi ve devamında, eşel mobil veya bir başka nedenle çözüme destek veren bir hükümetin istifasının istenmesinden duyduğu kaygıyı seslendirdi.

  Talat, çözüme destek vermeyen bir hükümetle çözüm sürecinin devamının mümkün olmadığını çok açık olarak söyledi.

  Bunları söylerken yüzünden öte gözlerinden kaygısının derinliğini okudum.

 

  Günün sözü:

 

  Farkı fark edenlerin rahatsızlığı, doğru yolun göstergesidir

   525 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Unutulduk!!!
04 Eylül 2008, Perşembe   Köstek olunmasın yeter...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Barış ve çözümü istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
02 Eylül 2008, Salı   Dört yıl önce, "Marksist Metropolit Neofitos'u dinlerken..."
01 Eylül 2008, Pazartesi   Mesele yılanları tanımak...
31 Ağustos 2008, Pazar   Yan-lış ya-pıl-dıııı!!!
30 Ağustos 2008, Cumartesi   KTÖS'te 40 sene önce vardı...
29 Ağustos 2008, Cuma   Hatice'ye değil neticeye bakınız...
28 Ağustos 2008, Perşembe   "Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi....
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Kosova'nın rövanşı, Abhazya ve Güney Osetya...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital